🐴 Hormon Replasman Tedavisi Ilaç Isimleri
Hormon replasman tedavisi, yapay östrojen ve progesteron ile artık yumurtalıklarınız tarafından az üretilmeye başlayan hormonların eksikliğini tamamlamayı amaçlar. Bu tedaviler genellikle her gün bir hap olarak alınır. Östrojen veya östrojen artı progesteron hormon tedavisini, deri yamaları olarak da kullanabilirsiniz.
Replasmantedavisi olarak, tanı amaçlı ve ön hipofiz hormonlarının etkilerini bloke etmek için kullanılırlar. Farmakolojik olarak en sık kullanılan ön hipofiz hormonudur. büyüme hormonu (GH).
Hormonreplasman tedavisi (HRT) almayan veya sürekli kombine HRT tedavisinden geçiş yapanlarda Divina tedavisi herhangi uygun bir günde başlanabilir. Siklik veya ardışık HRT tedavisinden geçiş yapanlarda, tedavi bir önceki siklusun tamamlanmasını takip eden gün başlanmalıdır.
Hormon replasman tedavisi ilaçlarının kansere neden olduğu gerekçesiyle Türkiye'de ve dünyada ilaçların bırakıldığını söyleyen Prof. Dr. Bülent Gülekli, şöyle devam etti:
Jinekolojik Kanserli Hastalarda Hormon Replasman Tedavisi 12- Metin içerisinde geçen ilaçların ticari ismi yerine generik isimleri , bu ilaç ya da cihaz ülkemizde ilk kez uygulanıyorsa
Menopoziçin hormon replasman tedavisi sırasında, biyodizel hormon preparatları reçete edilir. Tabletler, kremler, jeller, yamalar, mumlar parçası. Bu hormonların alımı, ikincil iklimsel belirtiler kaybolana kadar 3-5 yıl boyunca gerçekleştirilir. Uygun bir fiyatla satılan popüler biyodizel hormon replasman ilaçları:
Şu anda hiperparatiroidi belirtilerinin yaygın çözümlerinden birisi etkilenmiş olan paratiroid dokusunun ameliyat ile alınmasını, hormon replasman tedavisini veya kemikleri korumak için ilaç kullanımını içeriyor. Doğal çözümler ise belirtilerin yönetilmeleri ve iyileşmeyi hızlandırmada yardımcı olabiliyorlar.
LEBA4F. Hormon; tüm kadın ve erkeklerde vücut gelişimini, cinselliğini sağlayan, vücudun dengesini ve yapısını belirleyen, harekete geçiren ve değiştiren organik bileşenlere denir. İnsanoğlu hayatı boyunca doğuştan itibaren hormonlarının kontrolü altındadır. Yaşlanmayla beraber hormonlarımızda azalmaya geçer ve 60 yaş üzerinde belirgin değerlerde düşer. Yaşlanmakla beraber hormonlarımıza bağlı olarak mı yaşlanmaktayız, yoksa biz mi yaşlanıyoruz da hormonlarımız mı azalıyor, bu tam bir paradigmadır. Fakat şu bir gerçek ki; hormonlarımız hiçbir zaman gençlik dönemleri olarak adlandırdığımız 18-22 yaş arasındaki gibi kalmamaktadır. Örneğin büyüme hormonumuz 22 yaşından sonra her 10 yılda bir %14 oranında düşmektedir. Diğer bir farklı durumda 50 yaş üzeri erkeklerde östrojen seviyesi menopozdaki ve tedavi almayan bir kadının östrojen seviyesiyle aynı olmaktadır. Hormon dengesizlikleri her insanda olabilecek bir rahatsızlıktır. Hormonlar hedef dokulara dolaşım sistemi ile dağılır. Daha sonra etki edeceği organa yönelir ve belirli bir miktarda etki eder. Bir hormonun vücutta olması gerekenden daha az veya daha yüksek miktarda üretilmesi, hedef dokulardaki reseptörlerinin direnci ile ilgilidir. Hormon dengesizlikleri, hareketsiz yaşamdan strese pek çok nedenden kaynaklanabilen sık görülen sağlık sorunlarıdır. HORMON DENGESİZLİKLERİNE SIKÇA EŞLİK EDEN DURUMLAR Halsizlik Kilo kaybı veya kilo artışı Saç dökülmesi Sivilcelenme Baş ağrısı Erkeklerde meme büyümesi Ereksiyon bozukluğu Kas kütlesinde azalma Göbekte yağlanma Unutkanlık Sıcak basmaları Kemik erimesi Kolon kanseri Kalp hastalığı Algılama bozukluğu Alzheimer Felç Diş kaybı Maküler dejenerasyon Enerji ve motivasyon eksikliği Vajinal küçülme ve kuruluk Vücutta aşırı kıllanma Kısırlık İdrar kaçırma Seksüel fonksiyon azalması Libidoda artış veya azalma Adet düzensizlikleri Uyku bozuklukları İyilik halinin azalması Depresyon / duygusal dalgalanma Cilt atrofisi HORMON DENGESİZLİĞİNİN SIK GÖRÜLEN SEBEPLERİ STRES Stres, enflamasyona yol açabilen kortizol üretimini arttırdığı için hormonal bozukluğun arkasındaki en önemli nedenlerden biridir ve enflamasyon pek çok insanda hormonal bozukluk yapabilir. GENETİK Bazı kişiler genetik olarak hormon bozukluğuna daha yatkındır. Annenizde, babanızda yahut üst kuşaklarda hormon bozukluğa ilişkin bir sağlık sorunu varsa siz de hormonal dengesizlik yaşayabilirsiniz. YAŞLANMA Yaşlanma, hormon üretimimizin azalmasına neden olan faktörlerdendir. Yaşlanma testosteronda ve östrojende azalma yapıp, hormonal bozuklukları tetikleyebilir. DENGESİZ BESLENME Şekerli, paketlenmiş veya katkı maddesi içeren gıdalar başta insülin metabolizması olmak üzere çeşitli vücut fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek hormon bozukluğuna neden olabilmektedir. SİNDİRİM SİSTEMİ BOZUKLUKLARI Kabızlık, şişkinlik, ishal ve reflü gibi mide bağırsak sorunları midedeki iltihaplanmanın sonuçlarıdır. Bu iltihap, bazı hormonların üretimini düzenleyen hipofiz bezi üzerinde olumsuz etkilere neden olup, hormon bozukluğuna yol açabilir. TOKSİNLER Teflon tavalar, plastik kullanımı, cilt kremleri, parfümler, makyaj malzemeleri gibi kozmetik ürünler, antibiyotiklerle veya kimyasal gübrelerle yetiştirilmiş gıdalar da vücudun hormon dengesini bozup hormon bozukluğuna yol açabilir. ENDOKRİN HASTALIKLARI Şeker hastalığı, hipotiroid, hipertiroid, guatr, haşimato gibi tiroid sorunları, kemik erimesi, hipoglisemi, polikistik over sendromu, turner sendromu, cushing sendromu, paratiroidi, addison hastalığı, graves hastalığı, meme, yumurtalık, rahim ve tiroid kanserleri gibi endokrin sistemini olumsuz etkileyen hastalıklar hormon bozukluğu yapabilmektedir. TİROİD SORUNLARI Tiroid bezinin doğru çalışması, büyüme ve gelişme hormonlarının fonksiyonlarını doğrudan etkiler. Örneğin, hipotiroidi ile boy kısalığı arasındaki ilişki gibi… Tiroidiniz iyi çalışmıyorsa, hipotiroidizm ve hipertiroidizm gibi sağlık sorunları hormonal bozukluklara neden olabilir. HORMON DENGESİZLİĞİNİN TEDAVİSİ Hormon dengesizliği tedavisi hangi hormonda sorun olduğu araştırılarak planlanmaktadır. Her hormonun tedavisi farklıdır. Hormonların seviyelerini tespit etmek ve yan etkilerini belirlemek adına kan testleri uygulanmaktadır. Test sonuçlarının akabininde kadınların ve erkeklerin tedavisi için hormon baskılayıcı ilaçlar, ürünler, yaşam ve beslenme tarzında değişiklikler uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak planlanmaktadır. HORMONLAR BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİ Anti-aging, ömür boyu genç kalmayı hedefleyen ama bunu sağlıklı olarak gerçekleştirmeye çalışan bir yaşam felsefesidir. İşte, bu noktada vücutta salgılanan hormonların düzeyi son derece önemli bir rol oynamaktadır. Büyüme hormonu da, bu kilit noktalardan biridir. Beyinde üretilir ve kana salgılanan bu büyük moleküllü hormonumuz anne karnından itibaren kemik ve doku gelişimi, DNA tamiri ve protein sentezinden sorumlu olan, boy uzamasında önemli rol oynayan hormonlarımızdan biridir. En yüksek olduğu dönem çocukluk yaşlarıdır ve 18 yaşına doğru azalmaya başlar, ancak laboratuvarsalar değerleri 22 yaşından itibaren düşer. 60 yaşındaki bir erkeğin eğer spor yapmayıp beslenmesine de dikkat etmiyorsa kandaki büyüme hormonu miktarı 22 yaşındaki bir genç erkeğe göre %50’den daha fazla düşüktür. Tüm salgı bezlerinin orkestra şefi olarak nitelendirilen hipofiz’ bezinden salgılanan bu hormon, bebek ve çocukların büyümesini sağlamaktadır. Büyüme hormonu yetişkinlerin de hem fiziksel hem de ruhsal sağlığında önemli işlevlere sahiptir. Büyüme hormonunun rolü kemik, kas ve organların büyümesini kontrol etmektir. BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİNİN YOL AÇTIĞI PROBLEMLER -Kemik ve kas kütlesinde yağsız vücut kütlesi azalma -Kemik mineral yoğunluğunda azalma, yani osteoporoz -Kemik kırıklarında artış -Hayat kalitesinde düşme, sürekli yorgunluk ve güçsüzlük -Yağ miktarında artış, özellikle göbek çevresinde -Kalp hastalığı riskinde artış -Genel olarak erken yaşta ölüm BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Enerji düşüklüğü, halsizlik -Yorgunluk -Kaslarda güçsüzlük -Uyku problemleri -Şişmanlık -Göbekte yağ toplanması abdominal obezite -Osteoporoz kemik erimesi -Kas kitlesinde azalma -Yağ kitlesinde artma -Sosyal iletişim becerilerinde azalma -Evlilik veya iş hayatı ile ilgili sorunları çözmede zorluk -İçe kapanma -Endişe ve umutsuzluk -Depresyon -Kan şekerinde düşüklük ve bunun belirtisi olan titreme, terleme ve çarpıntı -Kalp kasının kasılmasında kuvvetsizlik -Tansiyon yükselmesi -Kolesterol düzeyinde artış -Trigliserid ve kötü huylu kolesterol LDL düzeylerinde artış. -Damar sertliğinde artma -Kalp krizi ve felç riskinde artma BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİNİN TEDAVİSİ Büyüme hormonunun seviyesini tespit etmek ve yan etkilerini belirlemek adına kan testleri uygulanmaktadır. Test sonuçlarından sonra büyüme hormonu cilt altına enjekte edilerek uzman hekimler tarafından uygulanır. Enjeksiyonlar subkutan hemen cilt altına uygulanır. Sık kullanılan enjeksiyon bölgeleri bacaklar, karın ya da kalçalardır. Ağızdan alınan bir ilaç şeklinde uygulanamaz, çünkü mide asitleri tarafından parçalanır. TESTOSTERON HORMONU Erkeklerde olduğu kadar kadınlar içinde çok önemli bir hormondur. Erkeklerde testislerden, kandaki dolaşan bazı öncü hormonlardan ve böbrek üstü bezlerinden üretilir. Azalması yaşla beraber görülür. Testosteron erkeklerde salgılanan en önemli seks hormonudur. Erkek tipi gelişme yani sakal ve bıyık çıkması, kıllanma, sesin kalınlaşması testis ve penis büyümesi, kasların gelişmesi, boyun artması testosteron sayesinde olur. Libido cinsel istek ve ereksiyon oluşmasında da testosteronun büyük etkisi vardır. Erişkin yaşta testosteron hormonu sperm üretimi, erkek tipi saç şekli oluşmasına, kas kitlesinin oluşmasına ve kemik kütlesi oluşumuna katkıda bulunur. Testosteron hormon azlığı erkeklerde seks isteğinde azalmaya, ereksiyon bozulmasına, sperm sayısının azalmasına, çocuk yapma kapasitesinin azalmasına ve memelerde büyümeye neden olur. Bazı erkeklerde sıcak basmaları, gece terlemeleri, huzursuzluk, konsantre olamama, yorgunluk, uyku bozukluğu veya kolesterol değerlerinde yükselme görülebilir. Uzun zaman testosteron eksikliği olan erkeklerde vücut kıllarında azalma, kas kitlesinde azalma, ciltte kuruluk, sakal traş sıklığında azalma, kemiklerde erime, testislerde küçülme ve yumuşama oluşabilir. Genç erkeklerde ise vücut kıllarında gelişme olmaz, kas kitlesi gelişmez, penis ve testisler büyümez. Ayrıca sesleri incedir. Kadınlarda testosteron çok az miktarda yumurtalıklarda üretilir. TESTOSTERONUN VÜCUDA FAYDALARI -Cinsel isteği artırır. -Duygusal anlamda daha iyi hissettirir, özgüveni ve motivasyonu artırır. -Kas kütlesini ve gücünü artırır. -Hafızanın korunmasına yardımcı olur. -Ergenlikte kasık ve koltuk altı kıllarının gelişimini tetikler. -Kas elastikiyetini artırdığı için cildiniz sarkmaz. -Aşırı vücut yağını azaltır. -Kemik bozulmasını azaltır ve kemik dayanıklılığını korumaya yardımcı olur. TESTOSTERON EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Libido kaybı -Adale kaybı / zayıflığı -Yorgunluk -Depresyon -Aşırı hassas ruh hali -İçe kapanma -Asosyal olma -Kendine ait olan güvenin kaybolması -Sabah ereksiyonlarının azalması -Dalgınlık -Düşünmede yavaşlama -Kemik erimesi -Diyabet -Koroner hastalıklarda artma -Kilo alımı ve kas elastikiyetinde azalma -Elastikiyeti yetersiz kuru ve ince cilt -İncelen kuru saçlar -Düşük göz kapakları -Sarkık yanaklar -Kalın dudaklar -Anksiyete TESTOSTERON YÜKSEKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Anksiyete -Depresyon -Hafıza durumunda değişiklikler -Bitkinlik -Hipoglisemi -Tuza ve şekere karşı yoğun istek -Ajitasyon -Öfke -Yüzde tüylenme -Akne / yağlı cilt -İnsülin direncinde artış -HDL iyi huylu kolestrol değerlerinde azalma -Düzensiz adetler -Kısırlık -Kilo alımı elma tipi vücut şekli -Ödem sıvı tutulumu -Değişken ruh hali -Saç kaybı -İstenmeyen tüy gelişimi -Artan meme kanseri riski TESTOSTERON TEDAVİLERİ Andropoz durumundaki erkek sayısı Türkiye’de on milyonlar civarındadır. Ama maalesef kadınlar kadar erkekler bu konuda hassas olmadıkları için tedavi almamaktadırlar. 50 yaş üzerindeki erkeklerde belirgin olmaya başlar ve belli laboratuvar testleri sonucunda hormonal eksiklik ya da fazlalık belirlenerek tedavi edilebilir. Tedavileri bioeşdeğer bioidentical olan testosteron hormonunun fizyolojik değerlerde ve optimum değerlerde yerine konmasından geçer. Düşük testosteronu olan kişilere testosteron ilaçları verilir. Bu kişilerin ayrıca egzersiz yaparak kas gelişimini artırmaları amaçlanır. Testosteron kullanan erkeklerde, kullanmayanlara göre %25’e yakın oranda daha fazla kas gelişimi gözlenmektedir. ÖSTROJEN HORMONU Östrojen; kadınlardaki adet döngüsü gibi kadınsal döngülerin düzenli işlemesini sağlayan önemli bir hormondur. Kadınlarda en fazla üreme yaşında bulunur. Yumurtalıklar tarafından salgılanan östrojen hormonu, menopoz, üreme ve adet döngülerinden sorumludur. Bilinenin aksine, sadece kadınlarda değil, erkeklerde de salgılanan bir hormondur. Östrojen hormonu sayesinde, ergenlik dönemine adım atan kızların boylarında uzama görülür. Genital bölgede değişiklikler yaşanmaya başlanır. Vücuttaki yağ hücreleri sayısı artarak, vücut yağ üretmeye başlar. Göğüsler ve yumurtalıklar büyür, rahmin içi ve dışı kalınlaşır. Östrojen hormonu, kadınlarda adet dönemini düzenler. Döllenme halinde hamileliğe, döllenme dışında ise düzenli adet dönemlerine yardımcı olur. ÖSTROJEN’İN VÜCUDUMUZA FAYDALARI -Alzheimer hastalığını önleyen bir enzim olan kolinasetiltransferaz’ üretimini tetikler. -Metabolizma hızını artırır -İnsülin duyarlılığını artırır -Vücut ısısında ateş basması şeklinde artış hissi yaratır -Kas hasarının önlenmesine yardımcı olur -Kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur -Derin bir şekilde uyumanıza yardımcı olur -Katarakt riskini azaltır -Damarlarınızın esnekliğinin korunmasına yardımcı olur -Kan akımını artırır -Damarlarınızdaki plak birikimini azaltır -Magnezyum alımını ve kullanımını artırır -Cildinizdeki kollajen miktarını korur -Kan basıncını düşürür -LDL kötü huylu kolestrol seviyesini azaltır ve oksidasyonu önler -Hafızanızı korumanıza yardımcı olur -HDL iyi huylu kolestrol seviyesini %10-15 oranında artırır -Genel kalp hastalığı riskini %40-50 azaltır -Enerjiyi artırır -Ruhsal durumunuzu düzenler -Konsantrasyonu artırır -Kemik yoğunluğunu korur. -Cinsel isteği artırır -Kırışıklıkları azaltır -Kolon kanseri riskini azaltır -Diş kaybının önlenmesine yardımcı olur -Beyninizdeki depresyonu, sinirliliği, anksiyeteyi ve ağrı hassasiyetini azaltan serotonin gibi sinir iletici oluşumunu destekler DÜŞÜK ÖSTROJEN SEVİYESİNİN BELİRTİLERİ -Daha ince cilt -Daha fazla kırışıklık/yaşlanan cilt -Meme ölçüsünde küçülme -İdrar kaçırma -Yağlı cilt -Akne -Vajinal kuruluk -Azalmış cinsel dürtü -İnsülin direncinde artış ve muhtemel diyabet -Zayıflamış hafıza -Osteoporoz kemik erimesi -İdrar yolu enfeksiyonları -Artan kolestrol seviyesi ÖSTROJEN FAZLALIĞININ BELİRTİLERİ -Azalmış cinsel istek -Anksiyete ve ajitasyonlu depresyon -Artan rahim kanseri riski -Kilo alımı özellikle karın, kalça ve uyluk bölgelerinde -Ödem -Baş ağrıları -Kalitesiz uyku -Panik ataklar -Memelerde şişkinlik -Şiddetli adetler -Artan meme kanseri riski -Artan otoimmun hastalık riski -Tiroid yetmezliği -Bitkinlik -Fibrokistik memeler -Sinirlilik -Değişken ruh hali -Rahim ağzında prekanseröz değişiklikler -Şişkinlik ÖSTROJEN TEDAVİLERİ Östrojen eksikliği meydana geldikten sonra doktorunuz buna sebep olan faktörleri araştıracaktır. Yaşlı kadınlar için bu durum aslında bir problem olmayabilir; çünkü bu durum normal yaşlanma sürecinin bir sonucu olabilir. Fakat genç kadınlarda meydana gelen bu problemin kaynağını anlamak için doktorunuz ek testlere gerek duyabilir. Problemin kaynağı teşhis edildikten sonra tedavi sürecine başlanacaktır. Magnezyum ve B vitamini gibi takviyeler, düşük östrojen seviyelerini yükseltmek için yardımcı olabilir. Genelde düşük östrojen seviyelerinde tedavi yöntemi olarak Hormon Replasman Tedavisi tercih edilir. İyi beslenme, egzersiz gibi hayat tarzı değişiklikleri gibi faktörler de östrojen hormonunun dengeli ve düzenli salgılanmasında etkilidir. TİROİD HORMONLARI Boynun ön tarafında bulunan âdem elmasının önünde yer alan bir bez olan trioid bezinden yapılan iki ana hormon salgılar. Bunlar T4 ve T3 dür. T4; tiroksin adlı hormondur. T3 ise tiriodotiyronindir. T4 veT3’teki bu sayıların anlamı taşıdığı iyot moleküllerinden dolayıdır. T4 de dört adet iyot molekülü ve T3 de üç adet iyot molekülü vardır. Metabolizma ve vücut ısımızın ayarlanmasında rolü büyüktür. Yaşlanmakla beraber bu hormonumuzunda yapımı azalır. Bazı uzmanlar 50 yaşından sonra herkesin bir miktar tiroid hormonu desteği almasını önerir. Çalışması çok faktöre bağlıdır. Uykusuzluk, demir, selenyum, çinko eksikliği, stres, yanlış beslenme ve fazla kafein bu hormonun çalışmasını etkiler. Bu şu demektir; sadece tiroid hapı almak bu bezin randımanlı çalışmasını sağlamaz. Yaz ve kış aylarında bu hormona olan ihtiyacımız değişir. DÜŞÜK TİROİD ÜRETİMİNİN HİPOTİROİDİZM BELİRTİLERİ -Sabah kendine gelememe -Enerji eksikliği -Yorgunluk -Konsantrasyon güçlüğü -Kilo alma -Kabızlık -Ciltte kuruma -Azalmış cinsel istek -Soğuğa hassasiyet -Uyku problemleri -Kaşlarda özellikle dış kısımlarda dökülme -Depresyon/anksiyete -Baş ağrıları -Kırılgan tırnaklar -Adet düzensizlikleri -Şişmiş göz kapakları -Şişik bacaklar, ayaklar, eller ve karın -Sıvı tutulumu -Dirsek nasırlaşması -Diffüz gelişen saç dökülmesi -Yavaş konuşma -Zayıflamış hafıza -Kas ve eklem ağrısı -Düşük nabız -Yavaş hareketler -Düşük kan basıncı -Ajitasyon -Sarımsı cilt rengi -Kas krampları -Düşük göz kapakları -Karpal tünel sendromu -Selülit -Dalgınlık -Bakışlarda donukluk -Diyabete yatkınlık TİROİD HORMONUNUN YAPIMINI ARTIRAN FAKTÖRLER a- Yüksek kalorili diyet b- Meyve ve sebzeler c- Süt ve süt ürünleri, kafein, elma sirkesi ve işlenmiş gıda tüketiminin azaltılması d- Düzenli uyku e- stresin azlatılması f- Serum demir seviyelerinin yüksek veya normal olması g-Egsersiz h-Organik gıdaların tüketilmesi TİROİD HORMONUNUN YAPIMINI AZALTAN FAKTÖRLER a- düşük kalorili gıda alınması b- düşük yağlı gıdaların tüketilmesi c- aşırı eksersiz d- uykusuzluk veya uyku bozuklukları e- Kanda demir ve iyot değerlerinin düşüklüğü f- öğün atlama veya aç kalma g- endüstirilize edilmiş gıdaların tüketilmesi h- süt ürünleri, kafeinli gıdalar, içecekler ı- aşırı hayvansal protein tüketilmesi i- kepekli ürünlerin fazla tüketilmesi tam buğday ve tam kepekli gıdalar j- kronik stres TİROİD HORMONUNUN TEDAVİSİ Basit bir kan testi ile hastalığın erken teşhisi mümkündür. Tiroid ilaçlarını alırken dikkat edilmesi gereken en önemli kural, sabah aç karnına alınmaları ve aldıktan sonra en az 1 saat yemek yenmemesi, 2 saat ise sudan başka bir şey içilmemesi gerektiğidir. Hipotiroidizm, tiroid hormonlarını içeren ilaçların yanı sıra, beslenme ve hayat tarzında düzenlemelere gidilerek tedavi edilebilir. PROGESTERON HORMONU Progesteron cinsiyet hormonlarımızdan biridir ve menopozdan önce yumurtalıklarınızda üretilir. Menopozdan sonra ise bir miktar progesteron adrenal bezlerinizde üretilir. Kadın ve erkeğin vücudu ve hormonal dengesi için önemli bir hormondur. Yumurtalama döneminde yumurtalıklardan yumurtalama sonrası yapılan bu hormon östrojenin antidotu olarak bilinir. Menopoz döneminde böbrek üstü bezlerinden azda olsa yapılır. İnsan vücudunda östrojenin yaptığı çoğaltıcı etkiyi azaltır. Vücudu dengeler ve bizi meme kanserinden korur. 35-45 yaş arasında antidepresan ilaç kullanan kadınların büyük bir kısmı progestron eksikliği olan kadınlardır. Kadınlarda kan değerlerinde en erken yaşta azalma görülen hormon, progesterondur ve ortalama 36 yaşından itibaren düşmeye başladığı bilinmektedir. Progesteron hormonu erkek ve kadın için en iyi antidepresyon etkisi gösteren doğal bir peptidtir. PROGESTERON EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Ağrılı, şişmiş göğüsler veya çok büyümüş -Şişmiş karın, eller, ayaklar adetten önce -Aşırı adet kanamaları -Premensturel sendrom -Adetten önce görülen baş ağrıları, migren -Endişe, aşırı gerginlik -Uykusuzluk -Depresyon / Anksiyete -Sinirlilik -Değişken ruh hali -Ağrı ve iltihaplanma -Osteoporoz kemik erimesi -Azalan HDL -Aşerme yeme açlığı PROGESTERON FAZLALIĞININ BELİRTİLERİ -Yağ depolanmasını artırır. -Glikoz toleransını azaltır. Sizi diyabete yatkın hale getirebilir. -Kortizolü artırır. -İnsülin direncini artırır. -İştahı artırır. -Karbonhidrata daha yoğun biçimde istek duyulmasına neden olur. -Bağışıklık sistemini baskılar. -Düz bağırsak kaslarını gevşetir. Bu şişkinliğe, tokluk hissine ve kabızlığa neden olabilir. -Bağlarınızın gevşemesine yol açarak sırt, bacak ve kalça ağrılarına neden olabilir. -Büyüme hormonunu azaltır. PROGESTERON HORMONUNUN TEDAVİSİ Progesteron eksikliğinin hastada var olup olmadığının ya da belirtilerinin belirlenmesi amacı ile bazı tükürük ve kan tahlilleri mevcut bulunmaktadır. Bu iki tahlilin de sonuçları genel olarak bir gün içerisinde alınabilmektedir. Bunun yanı sıra, hastadaki hormonsal değişimlerin daha kesin olarak bilinebilmesi amacı ile bu testlerin sonuçlarının alınması birkaç gün sürebilmektedir. Progesteron eksikliği rahatsızlığının diğer tedavileri ise şunlardır; Kremler ve jeller, bunlar topikal olarak veya kadınlarda vajinal olarak kullanılabilir Fertilite sorunlarına neden olan düşük hormon tedavisinde yaygın olarak kullanılan fitiller Oral ilaçlardan daha yavaş hormon salınımı sağlayan vajinal halkalar Provera gibi oral ilaçlar MELATONİN HORMONU Melatonin, vücudunuzun ürettiği bir diğer hormondur. Vücudunuzun 24 saatlik döngüsünü düzenler. Melatonin , aynı zamanda serotonin üretimi için de kullanılan triptofan adlı amino asitten üretilir. Bu nedenle, melatonin seviyesi yükseldiğinde serotonin seviyesi düşer. Çok fazla şeker oranı yüksek karbonhidrat yerseniz daha az melatonin üretirsiniz, çünkü karbonhidratlar daha fazla serotonin üretmek için amino asit dengesini değiştirirler. Tritofandan melatonini dönüştürmek için B vitaminlerine ihtiyacınız vardır. Bu nedenle, yeterli miktarda B vitamini açısından zengin gıdalar tüketmezseniz veya bir takviye almazsanız, vücudunuzda melatonin eksikliği olabilir. Yaşlanmakla -beraber vücudumuzda yapımı azalmaya başlar. Aspirinden 10 kat daha faydalı bir anti kanserojen hormondur. Büyüme hormonunu artırır. Derin uyumamızı ve uykumuzun Rem fazının süresinin bütünlüğünü sağlar. Diğer uyku ilaçları ise Rem fazını kısaltmalarına rağmen Melatonin bunu yapmaz ve aksine uzatır. Vücudumuzun gece – gündüz saatini ayarlar. Gece civarında maksimum değere ulaşır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Büyüme hormonunu arttırdığı için gece uykuda testosteron ve diğer hormonlarımızın da yükselmesini sağlar. Yaşlanmakla beraber her 10 yılda bir % 10-15 oranında azalır. DNA mızı tahriplerden korur. İyonize edici radyasyona karşı bizi korur. Serbest radikal temizleyicisidir. Hücre içindeki doğal antioksidanların yapımını artırır. Aynı zamanda Alzheimer ve parkinson’u engellemeye yardımcı olur. Anti-agingmolekülüdür. MELATONİN ETKİ ALANLARI -Uyku -Ruh hali -Stres tepkisi -Bağışıklık fonksiyonu -Cinsiyet hormonlarının salınımı -Antioksidan aktivite C veya E vitamininden daha etkilidir. -Kanseri önlemeye yardımcı olur. -Kemik oluşumunu düzenleyen paratiroid bezini uyarır. -Büyüme hormonu üretimini tetikler. -Kortizolü azaltır. MELATONİN EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Cinsel isteksizlik -Uykuda bozukluklar -Yorgun hissetme -Hassasiyet -Kolestrol -Kan basıncının yükselmesi -Çarpıntı -Kalp rahatsızlığı -Depresif haller / Anksiyete -Yürüme güçlüğü MELATONİN FAZLALIĞININ BELİRTİLERİ -Yoğun rüya görme, kâbuslar -Gündüz uykusu / yorgunluk -Depresyon -Baş ağrıları -Karbonhidrata karşı yoğun istek MELATONİN HORMONUNUN TEDAVİSİ Melatonin hormonu uyku esnasında ortaya çıkan ve karanlık ortamda ile saatleri arasında uyulması durumunda vücutta salgılanması gereken hormondur. Bu şartlar sağlanmadan uyulması halinde vücutta salgılanmamaktadır. Melatonin eksiliği ya da fazlalığı belirtilerini kendilerinde veya yakınlarında gözlemleyen kişilerin uzman doktora başvurması ve gerekli tahlilleri yaptırması gerekmektedir. Melatonin eksikliği için melatonin hapları kullanılabilir veya vücuda melatonin enjekte edilebilir. Bu durum da kişiden kişiye değişen tedaviler uygulanacağı için kendi inisiyatifiniz ile ilaç kullanımını kesinlikle yapmamakta yarar vardır. DHEA DHEA, adrenal bezlerinin ürettiği bir hormondur. 19 karbonlu bir steroidtir. Ayrıca beyninizde ve derinizde de küçük bir miktar üretilir. Yirmili yaşlarınızın sonlarından itibaren DHEA üretimi azalır. 70 yaşında ise daha önce ürettiğiniz miktarın sadece dörtte birini üretirsiniz. DHEA diğer cinsiyet hormonlarınız olan östrojeni, progesteronu ve testosteronu üretir. DHEA’NIN VÜCUDUMUZDAKİ FONKSİYONU -Kolesterolü düşürür. -Yağ birikmesini azaltır. -Kan pıhtılarını önler. -Kemik yoğunluğunu artırır. -Kilo vermeye yardımcı olur. -Beyin fonksiyonu artırır. -Kendinizi daha iyi hissettirir. -Stresle başa çıkmanıza yardımcı olur. -Bağışıklık sistemini destekler. -Vücudunuzun kendini onarmasına yardımcı olur ve dokuları korur. -Alerjik reaksiyonları azaltır. DÜŞÜK DHEA’NIN YOL AÇTIĞI RAHATSIZLIKLAR – Obezite – Tip 2 diyabet – İmmune disfonksiyon – Kanser – Hipertansiyon – Kalp damar hastalıkları – Depresyon ve iyilik halinin azalması – Düşük libido – Osteoporoz kemik erimesi DÜŞÜK DHEA’NIN SEBEPLERİ -Menopoz -Azalan üretim -Stres -Yaşlanma -Sigara kullanımı AŞIRI DHEA BELİRTİLERİ -Bitkinlik -Öfke -Depresyon -Ses kalınlaşması -Uykusuzluk -Ruh halinde değişiklikler -Kilo alımı -Yüzde tüylenme -Akne -Şekere karşı yoğun istek -Huzursuz uyku -Sinirlilik DHEA HORMONU TEDAVİSİ Eksikliğinin tespiti sabah aç karnına erken saatte alınacak bir kan testi ile veya idrarla atılım ürünü olan 17 keto steroidle anlaşılır. Menopoz tedavisinde kadına verilecek 3 hormondan biridir. Bir ara hormondur. Kolesterolden yapılır. Kadınlarda testosterona dönmesi erkeğe göre daha fazladır. Kadının libidosunu arttırmak için ve testosteron seviyesini arttırmak için tercih edilir. DHEA REPLASMANI TEDAVİSİ NE YAPAR? -Kas kuvveti ve yağsız vücut kütlesini artırır. -Bağışıklık fonksiyonunu etkinleştirir. -Yaşam kalitesini artırır. -Daha iyi uyumanızı sağlar. -Kendinizi daha iyi hissettirir. -Eklem ağrısını azaltır. -İnsülin duyarlılığını artırır. -Trigliseridleri azaltır. -Stresin zararlı etkilerini durdurur. -Kansere, diyabete, obeziteye artan kolesterole, kal hastalığına ve otoimmün hastalıklara karşı koruyu etki oluşturur. KORTİZOL Kortizol, vücudunuzda yaşlandıkça artan tek hormondur. Ayrıca cinsiyet hormonlarımızdan biridir. Hem kortizol hem DHEA, menopozdan sonra cinsiyet hormonlarımızı da üreten adrenal bezlerimiz tarafından üretilir. KORTİZOL’ÜN VÜCUDUMUZDAKİ FAYDALARI -Kan şekerini dengelemek -Kilo kontrolü -Bağışıklık sistemi tepkisi -Kemik döngüsü hızı -Stres azaltma -Uyku -Protein sentezi -Ruh hali ve düşünceler -Testosteron – östrojen oranını etkiler -DHEA – insülin oranını etkiler -Hipofiz bezini / tiroidi / adrenal sistemini etkiler KORTİZOL YÜKSEKLİĞİNİN NEDENLERİ -Uykusuzluk, yeterli süre uyumama -Anti – inflamatuar steroid ilaçlar ve doğum kontrol hapı gibi bazı ilaçların yan etkileri -Çok fazla fiziksel aktivite ve seyahat -Uzun süre boyunca yoğun strese maruz kalma -Yüksek kafein alımı -Tiroid bezinden aşırı tiroid hormonu salgılanması Hipertiroidizm -Kanser -Hamilelik KORTİZOL YÜKSEKLİĞİNİN BELİRTİLERİ -Bağışıklık sistemini zayıflatır -Kemik erimesi riskini artırır -Bitkinlik -Depresyon / Sinirlilik -Şekere karşı yoğun istek -Öğünler arasında güçsüzlük -Sersemlik -Uyku bozuklukları -Artan enfeksiyonlar -İnce cilt -Kolay morarma -Düşük enerji / Sürekli yorgun hissetme -Gece terlemeleri -Aşırı yeme tek seferde -Artan kan basıncı -Tansiyon yüksekliği -Artan kolestrol -Artan trigliseridler -Artan kan şekeri -Artan insülin / insülin direnci -Kas güçsüzlüğü -Kilo alımı -Sindirim sistemi sorunları -Cinsel isteksizlik / Libido düşüklüğü -Ağız kuruluğu -Adet düzensizlikleri KORTİZOL DÜŞÜKLÜĞÜ NEDENLERİ -Böbrek üstü kortizol hormonu yetmezliği ve böbrek üstü bezlerde problemler -Aşırı kan kaybı -Adrenal bezlerin ameliyatla alınması -Verem hastalığı -Addison hastalığı -AIDS hastalığı -Hipofiz bezinin hasar görmesi -Konjenital adrenal hiperplazi bir enzim bozukluğu -Amiloidoz -Sarkoidoz -Adrenolökodistrofi KORTİZOL DÜŞÜKLÜĞÜ BELİRTİLERİ -İştahsızlık -Depresyon / Sinirlilik -Kas ve eklem ağrıları -Ateş basması -Bağışıklık sisteminin zayıflaması -Kilo kaybı -Tuz aşerme -Yorgunluk -Çabuk stres olma -El, kol ve ayaklarda titreme -Kan şekeri düşüklüğü -Sabırsızlık -Baş ağrısı -Baş dönmesi -Sık idrara çıkma -Gözaltlarında morluk -Sindirim sistemi rahatsızlıkları -Düşük tansiyon KORTİZOL HORMONUNUN TEDAVİSİ Önemli vücut fonksiyonlarının gerçekleştirilmesinde etkili olan kortizol seviyeleri yükseldiğinde günlük hayatı etkileyen sağlık sorunları yaşanabilmektedir. Bu sorunlar arasında aşırı kilo alımından cilt sorunlarına, sürekli sinirlilik halinden paranoyaya, kadınlarda kısırlıktan bağışıklık sistemi sorunlarına kadar fiziksel ve ruhsal problemler sayılabilir. Kortizol seviyesi vücutta oluşan bazı sorunlar nedeniyle yükselip alçalabileceği gibi aşırı stres, kafein tüketimi gibi bazı dış etkenlere bağlı olarak da yükselebilmektedir. Bu gibi durumlarda seviyeleri yükselten etkenler azaltılarak hormon düzeyi normale çevrilebilir. Bunun dışında kalan durumlarda ilaçla tedavi en çok kullanılan tedavi seçeneğidir. Tabii kortizol seviyesi yüksekliği sadece strese, kafeine bağlı olarak yaşanmamaktadır. Böbrek üstü bezlerinde oluşan tümörler kortizol seviyesini yükselten hastalıklar arasında sayılabilir. Bu gibi hastalıklarda kimyasal tedavi, ışın tedavisi gibi tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Kortizol yüksekliği ya da eksikliği belirtilerini yaşıyorsanız ilk yapmanız gereken şey uzman doktora gitmek ve hormon testi yaptırmaktır. Eğer kortizol seviyesinde bir anormallik varsa buna neyin sebep olduğu ve uygun tedavi yöntemi doktorunuz tarafından belirlenecektir. Kortizol seviyesi normal değerine göre çok az düşükse, genelde herhangi bir tedavi gerekmez. Daha düşükse, doktorunuz böbrek üstü bezlerinde bir sorun olduğunu düşünecek ve bunun için ek testler yapacaktır. Kortizol düşüklüğü tedavisi altta yatan nedenin bulunması ile başlayacaktır. PREGNENOLON Pregnenolon bir DHEA, progesteron, östrojen, testosteron ve kortizol öncüsüdür ve bunları üretir. Bu hormon vücudunuz tarafından kolesterolden sentezlenir. Pregnenolon yaşla birlikte azalır. 75 yaşında çoğu insan, 35 yaşa kıyasla %65’lik bir düşüş yaşar. Pregnenolon eklem iltihabı, depresyon, hafıza kaybı, yorgunluk ve huysuzluk tedavisinde kullanılır. Aşırı pregnenolon kullanımının yan etkileri akne ve uykulu olmaktır. PREGNENOLON’UN VÜCUDUMUZDAKİ FONKSİYONLARI -Sinir sisteminde uyarma ile baskılama arasındaki dengeyi düzenler. -Strese direnci artırır. -Hem fiziksel hem de zihinsel enerjiyi artırır. -Sinir iletimini ve hafızayı geliştirir. -Ağrıyı ve iltihaplanmayı azaltır. -Asit üreten bileşiklerin üretimini engeller. PROLAKTİN Prolaktin vücudunuzun ürettiği diğer bir hormondur. Beyninizdeki hipofiz bezinizde üretilir. Yüksek prolaktin seviyesi, östradiol, progesteron ve testosteron üretiminden sorumlu olan yumurtalıklarımızın fonksiyonunu baskılayabilir. Prolaktin seviyesi yükselirse kilo alımına neden olabilir. Ayrıca göğüs büyümesi, kas kaybı, baş ağrısı, depresyon ve kemik kaybına da yol açabilir. PROLAKTİN SEVİYESİNİN YÜKSELMESİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER -Menopoz -Stres -Aşırı egzersiz -Tiroit yetmezliği -İlaçlar antidepresanlar, blokerlar, nöroleptik ilaçlar -Hipofiz tümörü
“KADINDA HORMON REPLASMANI” Yazı dizisinin devamıdır. İlk bölümü okumadıysanız önce lütfen burayı tıklayarak okuyunuz “Neden bize burada WHI Women’s Health Inititative çalışması denen berbat çalışmadan söz etmek zorundasın? Biz doktor da değiliz ki. Bunun bizim için ne önemi var?” diye düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Neden mi? Şunu deneyin anlarsınız Doktorunuza gidip “Menopoz dönemine yaklaştım/girdim. Vücut dengem bozulmaya başladı. Hormon kullanmayı düşünüyorum. Ne dersiniz?” diye sorun. Kim olduğu hiç önemli değil İster dayınızın oğlu Kulak Burun Boğaz’cıya, ister mahallenizdeki aile hekimine, ister üniversite kadın doğum profesörüne, işiteceğiniz yanıt hep aynı olacaktır “Sakın ha! Meme kanseri mi olmak istiyorsun?” Meme kanseri olmamanın yollarını bu kadar iyi bilen ! bunca doktor arasında nasıl olup da meme kanserinin her yıl güçlenen bir salgın haline geldiği aklınıza takılsa da, size düşen -haklı olarak- doktorunuza inanmaktır. Her biri yıllarca okumuş, başarılı, zeki, yetenekli, son derece çalışkan ve iyi niyetli bir doktor ordusu bir konuda ağız birliği ediyorsa, doğru yanıt da herhalde budur “Sakın ha!” İşte bu doktorlarınıza “Peki bu bilginin bilimsel kaynağı nedir?” diye soracak olursanız, pek çoğu “Benim branşım değil ama kadın doğumcu arkadaşlar hep öyle söylüyor. Daha ne olsun?” deyip çıkacaktır. “Branşları dışında! olan bu önemli konu hakkında kulaktan dolma olsun üç-dört cümle çıkartabilecek olana ise rastlayamayacağınızı garanti ederim. Günümüz tıp yaklaşımının açmazı, biz “branşları dışında” diye yazarken bir kez daha ışıl ışıl parlıyor, bilmem sizin de gözünüz kamaştı mı? Hormon denen şeyin tanımında vardır “Hormonlar, vücutta salgılandıkları yerden uzaktaki doku ve organları, vücudun tamamını etkileyen moleküller” diye. Buyrun böyle bir tanımı bir branş içine, yani vücudun bir coğrafik bir bölgesine sıkıştırın! Yok eğer aynı soruyu bir kadın doğumcuya soracak olursanız “Anladık “sakın ha!” hormon kullanmayacağız, ama hangi bilimsel nedenle böyle söylüyorsunuz doktorum?” diye, işiteceğiniz yanıt hep ve daima aynı olur “WHI çalışması öyle söylüyor” “Peki, o çalışma dışında dayanağınız var mı, varsa nedir?” diye hiç üstelemeyin, kaset çaresiz başa saracaktır “WHI çalışması” İsterseniz deneyin kendiniz görün. Plak takılacaktır “WHI çalışması” İşte bu berbat çalışma, böylesine büyük bir lanet olarak kadın sağlığı üzerinde tam 16 yıldır asılı duruyor. Biz de işte bu yüzden, tıp terminolojisi ve bilimsel ayrıntılardan uzak kalmaya çalışarak da olsa bu berbat çalışmayı burada afişe etmek zorundayız ki bunca gürültü arasından anlatacaklarımız işitilebilsin. 40 ayrı merkezde kadının dahil edildiği WHI çalışması 1998 yılında başlamış ve 8,5 yıl sürmesi planlanmıştı. Çalışmada menopoz sonrası eksilen hormonların, yani estrojen ve progesteronun yerine konması ile, menopoz sonrası kadınlarda hızla arttığını bildiğimiz kalp hastalığı, kemik erimesi, bunama gibi sorunların önlenmesi amaçlanıyordu. Hormon replasmanı hakkında zaten bir çok çalışma yapılmıştı ama en büyüğü, en maliyetlisi bu olacak ve bu konuda “son sözü” söyleyecekti. Büyük olmasına büyük, ama bir o kadar da yanıltıcı bu çalışma, yol açtığı sonuçlar açısından bana göre tıp tarihinin en büyük insanlık suçlarından biridir. Aslına bakarsanız, insanda hormon dengesi bozulduğunda eksilen hormonun dışarıdan verilmesi yalnızca kadın hormonlarına özgü değil. Hepimiz insülin veya tiroid hormonu kullanan birilerini tanıyoruz, öyle değil mi? Peki, kadınlarda kullanılan hormonlarda sorun neydi de bu hayal kırıklığı yaşanmıştı? Çevrenizde tiroid hormonu ya da insülin verilen kişilere sorunuz Bu kişiler, aldıkları hormonun dozunun ayarlanması için zaman zaman kan tetkikleri yaptırırlar. Böylece verilen hormon dozu kişisel ihtiyaca göre bazen artırılır ya da azaltılır. Tiroid hormon düzeyi takip edilmeden tiroid hormonu vermeyi hayal bile edemezsiniz. Şimdi bir de çevrenizdeki kadınlara sorun İster polikistik over, ister endometriosis, ister menopoz yakınmaları için, isterse adet düzensizlikleri için olsun, onlara reçete edilen hormonların kan düzeyleri neden takip edilmiyor? Neden kadın doğumcu arkadaşlar verdikleri hormon ilacı ile hormon düzeyleri dengeye gelmiş mi diye tetkik istemiyorlar? Ben söyleyeyim Bakılacak olsa da tetkikte hiçbir şey görülmeyecek de ondan! “Bu da ne demek?” diyeceksiniz. “Yani benim eczaneden aldığım hap içinde hormon yok mu? Bu nasıl olur? Yanıtlayayım Evet var, hem de “güçlü” taklitleri var, ama ne yazık ki gerçek insan hormonları yok! İşte bu yüzden de ne laboratuvar cihazları onları görüp tanıyabiliyor, ne de sizin vücudunuz. Kafanız mı karıştı? Hiç karışık değil. Hemen açıklayalım. Önce, daha da çarpıcı olarak anlatmak için şöyle ifade edeyim Diyelim ki kadın doğum doktorunuz size adet düzensizlikleri, polikistik over ya da menopoz nedeniyle almanız için bir hormon hapı yazdı. Hepimizin bildiği gibi bu hapta kadınlık hormonları olan estrojen ve progesteron hormonları birlikte yer alıyor. Siz de günde bir tane içiyorsunuz. Siz tabii ki lütfen bu söyleyeceğimizi uygulamayın ama, diyelim ki oturduğunuz semtteki eczanelerin tümünü dolaşıp hepsinin raflarında bu ilaçtan kaç tane varsa aldınız. Oturup hepsini bir tencerenin içine boşalttınız. Şimdi önünüzde koca bir tencere dolusu içinde estrojen? ve progesteron? olan hap var. Öyle ya, doktorunuz bunları estrojen ve progesteron niyetine yazmıştı. Sonra tutup önünüzde ne kadar hap varsa kaşıklayıp, bir tencere progesteron ve estrojen hapını yalayıp yuttunuz diyelim. Güzelce kana karışması için de 2-3 saat bekledikten sonra en yakın laboratuarda kanınızdaki estrojen ve progesteron ölçümü yaptırdınız. Değerler tavana vuracak sanıyorsunuz değil mi? Sürpriz Laboratuvardan çıkan estrojen ve progesteron değerlerinizde, bir tencere hormon hapından sonra, bir milim oynama olmayacak! “Nasıl olabilir bu?” diyeceksiniz. Gelin yavaş yavaş anlatalım, nasıl oluyor. WHI çalışmasında kullanılan hormonların, yani bugün hala doktorunuzun size estrojen ! ve progesteron ! niyetine yazdığı, sizin de eczaneden hap şeklinde alıp yuttuğunuz hormonların moleküler yapısı, yani etken maddesi, insan kanında milyonlarca yıldır dolaşan estrojen ve progesterondan ne yazık ki çok farklı! Sizin 30’lu yaşlarınızda kanınızda dolaşan, hamilelik döneminize damga vuran progesteron hormonuna örneğin kiraz dersek, size kiraz niyetine verilen şey vişne! Eh, o kadar olur idare edin diyebilirdik ama vücut öyle demiyor. Demiyor, çünkü hormon dediğiniz şey basit bir mineral ya da vitamin değil. Hormonlar direkt olarak hücre DNA’sına yani hücrenin beynine, kumanda merkezine etki eder. Hormon dengemizin bozulmasının bizi hızla yaşlandırması, hastalıkları peşi sıra dizmesi ve sonunda bizi “oyun dışına atmasının” altında da zaten bu yatıyor! Size doktorunuzun “Hormon mu? Sakın ha!” demesinin yegane sorumlusu olan WHI çalışmasında estrojen ve progesteron olarak estrojen ve progesteronun “kendisi” kullanılmadı! Bunlar yerine bu hormonların ilaç firmalarınca üretilmiş, FDA ruhsatlı patentli “taklitleri” kullanıldı. Bugün de eczanenizin raflarındaki haplarda bu hormonların “kendisi” yok. Taklitleri var Estrojen niyetine ! CEE olarak kısaltılan konjuge equine estrojenler, progesteron olarak da medroksiprogesteron asetat kullanıldı. Peki neydi bu, akıl almaz biçimde günümüzde hala reçete edilen, sokağımızdaki eczanenin raflarında her zaman bulabileceğimiz “konjuge equine estrojenler” ve “medroksiprogesteron asetat MPA”? Konjuge equine estrojenlerin ismi equus caballustan geliyor. Equus caballus, bildiğiniz beygirin latincesi. Yani kadınlara insan estrojenlerini vermek yerine hamile at estrojenlerini vermeyi uygun gördüler. “Yahu bu neden peki?” derseniz, doğal insan estrojenlerinin patentini alamazsınız. O zaman para da kazanamazsınız. Sonunda para kazanamayacağınız bir iş için de bu tür büyük çalışmalara milyonlarca, bazen milyar dolar yatırmanız akıllıca olmaz çünkü sonuçta yararlı çıkıp ruhsat alan ürünü sadece siz değil başkaları da üretip piyasaya sürüverir. Ne anladınız bu işten, öyle değil mi? “Peki neden başka hayvan değil de at?” derseniz, “Çünkü at estrojenleri insanınkine en yakın hayvan da ondan” demek isterdim ama ne yazık ki öyle değil. Atları hamile bırakırsanız hayvanın idrarında daha bol estrojen çıkar. Atların hamileliği çok uzun sürer. Mesaneleri büyüktür. Sakin hayvanlardır. Saman ucuzdur. Doğru bir yatırım gibi görünüyor. Özellikle ortaya çıkan estrojen taklitlerinin karışımı için bir patent almışsak! Bu garip karışımlar, eczanelerimizde ve reçetelerimizde hala yerlerini koruyorlar. “Peki, at estrojenleri insan hücresinde iş görüyor mu?” diye soracaksınız. Bu, “iş görmek”ten ne kastettiğinize bağlı! Bugün hayatımıza giren plastikler, BPA, özellikle hayvansal gıdaların yağlarında biriken organoklorin zehirlerin tümü birer xenoestrojen’dir. Yani hücrede estrojenin bağlandığı reseptörleri alıcıları uyarabilirler. Bunların da estrojen gibi “iş gördükleri” şüphesiz. Fakat aynı işi gördüklerini söylemek mümkün değil. Hormonlar hücrede basit ayak işleri yapmazlar. Sıradan kimyasal reaksiyonlarda rol alan sıradan moleküller değillerdir. Bunlarla uğraşmak yerine direkt olarak hücrenin kumanda merkezine, yani çekirdek DNA’sına bağlanarak hücrenin sevk ve idaresine ilişkin komut verirler. İsterseniz hormon molekülünü bir anahtar olarak, hormonun hücre çekirdeğinde bağlanacağı reseptörü de bir anahtar yuvası gibi düşünelim. Bu anahtarın yuvaya mükemmel olarak oturması ve uyması şarttır. Bahçe kapısının anahtarı belki tam oturmasa da biraz zorlayarak açarsınız sorun da olmaz. Radyo frekansı tam tutmasa da dinleyebilir ve söyleneni anlarsınız. Ses biraz parazitli olur o kadar. Ama DNA üzerindeki “yuvanın ona tam uymayan bir anahtarla zorlanması” demek, hücreye verilecek mesajlarda parazit demektir ki, işte bunun sonuçları çok çok farklı olabilir! Aşağıdaki şekilde, temsili olarak, bir hormon molekülünün yani anahtarın hücre üzerindeki reseptör yuvasına nasıl birebir uyması gerektiği gösterilmiş. İşte ancak bu durumda, hücre DNA’sı doğru bir mesaj alabilir. Aşağıdaki şekilde ise üç tane hormon-reseptör yani anahtar-yuva ikilisi görüyorsunuz. Bunlardan birincisi vücudunuzda doğal olarak bulunan hormon-reseptör Gördüğünüz gibi, anahtar yuvaya tam oturuyor. İkincisi, vücuttakinin tıpa tıp aynısı olarak üretilmiş olan biyoeşdeğer hormon. Vücuttakinin tıpa tıp aynısı olduğu için bu anahtar da yuvaya tam oturuyor. Aynen başka nedenlerle kullandığınız tiroid hormonu ya da insülin hormonu gibi. Şimdi gelelim üçüncüsüne Bu da reçetenizle eczaneden alıp yuttuğunuz haplardaki “taklit” sentetik hormon. Yani meşhur WHI çalışmasında binlerce kadına verilen hormon. Yuvaya girmiş, ama tam oturmamış. Zorluyor. Yuvayı aşındırıyor. Evet, adet kanamalarınızı düzene sokuyor. Evet, menopoz dönemine has sıcak basmaları ve gece terlemelerinde faydalı oluyor. Hatta evet, kemik erimesini önlüyor. Ama meme kanserine yol açıyor. Alzheimer riskinizi artırıyor. Kalp damar sisteminizi bozuyor. Depresyon, halsizlik, keyifsizlik, eklem ağrılarınızı artırıyor. Vücutta bazı dokularda kilidin yuvasına otururken, diğerlerinde kapıyı kırıyor. “Bu taklit hormonlardan bir tencere hap alsanız da laboratuar tetkikinde çıkmaz” dedik, evet. Bu demek değildir ki bu taklit hormonlar güçsüz. Aksine, aşırı güçlü. Ama zorlasalar da doğru anahtarın işini göremiyorlar. Laboratuvar ölçüm cihazı da, bu uydurma hormon molekülününgerçek insan hormonundan farklı olduğunu anladığı için bunları hormondan saymayacak ve test sonucunu “Kanınızda estrojen ve progesteron bulunmuyor” olarak verecektir. Peki, laboratuvar cihazının anladığını vücut hücreleriniz anlamıyor mu sanıyorsunuz? Aşağıda iki hormonun molekül yapısını görülüyor. Bu iki hormon ilk bakışta neredeyse aynı gibi duruyor. Yapıları birbirine çok benziyor. Halbuki bu hormonlardan biri estrojen, yani kadınlık hormonu, diğeri ise testosteron yani erkeklik hormonu! Molekül yapılarında bu denli küçük, adeta belli belirsiz bir fark, hücreye bambaşka birer mesaj vermeleri için yeterli oluyor. Anahtar yani hormon ve kilit yuvası yani hücre reseptörü bu derece hassas. Doğru mesaj, ancak yuvaya tam oturan anahtar ile veriliyor Şimdi bir de, her kadında adet döneminin ortasındaki yumurtlama sonrasında yumurtalıktan salgılanan, rahime yerleşecek olan bebeğin yaşama tutunmasını sağlayan o muhteşem, o mucizevi hormon, progesteron hormonunun moleküler yapısına bakalım. Yanında da WHI çalışmasında progesteron taklidi olarak kullanılan ve şimdi hala eczane raflarında bulabileceğiniz medroksiprogesteron asetat MPA adındaki Frankenstein moleküle bakalım. Sizce bu iki “anahtar” aynı mı? Estrojen ve testosteron molekülleri arasındaki belli belirsiz farkı bile derhal “görüp” anlayan hücre, bu kötü taklidi yutar mı dersiniz? İster inanın ister inanmayın, hayatında işte bu, benim Frankenstein diye nitelediğim hormonsu molekülü progesteron niyetine reçetesine yazmamış bir kadın doğum uzmanı yoktur! Çünkü tüm jinekoloji bilim camiası, bu ikisinin “aynı şey” olduğuna her nasılsa inandırılmış durumdadır! 2002 yılında sonuçları duyurulan WHI çalışmasında kullanılanlar da işte bu “hormonsular”dı. Kadın kanında milyonlarca yıldır dolaşan gerçek hormonlardan çok farklı yapıda sentetik kimyasal “ilaçlardı” . Hala ülkemizde ve dünyada kadınlara reçete edilen hormonların çok büyük çoğunluğu da işte bu uydurma hormonlardır. Bunun tek nedeni de bu ürünlere patent alınabilmesidir. Tıp bilimini ilaç şirketlerinin yönlendirdiği bir gerçektir. WHI çalışması ile ilgili sorunlar bununla sınırlı değil. Bilimsel açıdan bakıldığında çalışmanın hazırlık aşamasından yapılışına kabul edilmez metod hataları ve boşluklar vardı fakat burada kafanızı bunlarla şişirmek istemem. Bu berbat çalışmada hormon replasmanının nasıl bireye özgü ! uygulandığını merak ediyor musunuz? İşte yanıtı Çalışmaya alınan kadın arasında 78 yaşında olan da vardı, 38 yaşında olup cerrahi olarak yumurtalıkları alınan da, 51 yaşında “doğal” menopoza giren de. Bu kadınlar biyolojik ve hele hormonal olarak birbirinden çok ama çok farklı canlılar olmalarına rağmen bu fabrikasyon çalışmada hepsine aynı uyduruk hormon taklitleri aynı dozda verildi! Bu kadar ilkel, bu kadar biyolojiden habersiz, sanki ilaç şirketinin bir ağrı kesici ilacını deniyormuş gibi basite indirgeyen berbat bir çalışma. İyi ama aklımıza takılıyor, sormayalım mı? Bu çalışmada 50-60-70 yaşındaki kadınlara hormon desteği yaptınız. Tamam. Herhalde bu kadınları Marilyn Monroe yapacak kadar hormon vermediniz. Ne kadar verdiniz? “Beyinleri erimesin, kemikleri erimesin yeterli” olacak dozda verdiniz. Buraya kadar tamam. 8 yıllık planlanan çalışmayı bile tamamlayamadınız, artan meme kanserleri nedeniyle 5 yılda sonlandırdınız. Buna da tamam. Peki ama, sizin verdikleriniz eğer gerçek hormon ise, kadınlar 13 yaşından 53 yaşına kadar tam 40 yıl boyunca bu hormonların çok daha yüksek düzeyleri ile nasıl oluyor da yaşıyorlar? Nasıl oluyor da üstelik, bu hormonların en yüksek düzeyde olduğu 20-30 yaş arasında en sağlıklı yıllarını geçiriyorlar!? Nasıl oluyor da hamile kalındığında bu meme kanseri yapan ! kadın hormonları kanda yüzlerce kat arttığı halde kadınlar ne kadar çok hamile kalırsa meme kanserinden o kadar uzak kalıyor? Nasıl oluyor da kadınların MS Multiple Skleroz başta olmak üzere otoimmun hastalıklarının pek çoğu gebelik esnasında rahatlıyor? Nasıl oluyor da siz hamilelik düzeyinin yüz katı düşük dozu birkaç yıl kullandığınızda bu kadınların sağlığını bozdunuz? YANIT AÇIK Sizin kullandığınız hormon falan değildi! Hormonsuydu! Verdiklerinizin gerçek hormon olmaması bir yana, bunları doğal yoldan da vermediniz! Bu hormonların doğal veriliş yolu ciltten krem şeklinde sürmek, vajene fitil olarak uygulamak ya da nadiren enjeksiyon olarak yapmaktır. WHI çalışmasında ve hala günümüzde! doğaya aykırı biçimde bu hormonlar ağızdan hap şeklinde alındığı için karaciğerden geçerek kanda pıhtılaşmayı artırıyor. Kalp krizlerine, beyin damarlarında tıkanıklık ve felçlere yol açıyor. Ağızdan kullanmadığınızda nedeni ortadan kaldırdığınız için, doğaya saygı gösterdiğiniz için, aynen kadınlarda 13-53 yaş arasında olduğu gibi bu risk de ortaya çıkmıyor! İyi ama nasıl oldu da tek bir çalışma, ne kadar büyük olursa olsun, dünyada bu kadar duyulabildi? Çünkü bilim tarihinde ilk ve son defa, bir bilimsel çalışmanın sonuçları Amerikan Ulusal Basın Konseyi toplantıya çağrılarak basın yoluyla dünyaya duyuruldu. “Hormonlar meme kanseri yapıyooor!” edasıyla. Sonra neler olduğunu biliyoruz. Kadın Doğumcu arkadaşların literatürü takip ettikleri en önemli mesleki dergilerden olan Climacteric dergisinde 2014 yılında yayınlanan ve “Bu tıbbi dogma artık düzeliyor mu?” başlığını taşıyan bir makalenin 1 sonuç bölümünde aynen şöyle yazıyor ’WHI bulgularının yanlış yansıtılması ve abartılı yorumlanması, kadınları ve tıp dünyasını hormon replasmanının risklerinin faydalarından daha fazla olduğu düşüncesine inandırarak menopoz dönemindeki kadınların sağlığına zarar vermiştir’’ WHI çalışmasının başında bu berbat çalışmayı yönetmiş olan, Kuzey Amerika Menopoz Derneği Başkanı JoAnn Manson ile 2017 yılında yapılmış bir röportajda neler söylediğine bakalım “Yanlış bilgilendirilmiş olmaları nedeniyle, bir kadın jenerasyonu etkin bir tedavi şansını kaçırmış oldu. Şimdi 2002’yi geride bırakıp ’neler biliyoruz’’ bir bakma zamanı» Bu yazı dizisinin 2. bölümünü, Uluslararası Menopoz Derneği’nin International Menopause Society 2011 tarihli “Menopoz sonrası hormon tedavisi ve orta yaş sağlığına ilişkin koruyucu stratejiler” başlığını taşıyan resmi durum bildirgesini 2 okuyarak bitirelim “WHI çalışmasına ait ilk sonuçların 2002 yılında medyaya sunulma biçiminden kaynaklanan aşırı tutuculuk, aradan geçen 10 yılda kadınların hormon replasman terapisinden uzaklaşmasına ve kalp damar, bunama ve kemik erimesinden korunmak için kritik bir dönemi kaçırarak zarar görmelerine neden oldu” Bütün bu uzmanlar pek de SAKIN HAA” der gibi görünmüyor, ne dersiniz? Sorun hormon tedavisinde değil. Verilenlerin gerçek hormon olmamasında. Bunların doğaya aykırı olarak, yani hap şeklinde verilmesinde. Düzeylerinin ölçülmeyip takip edilmemesinde. Her kadına aynı davranılmasında. “Hormon replasmanında olsun” bireye özgü düşünülmemesinde. Biyolojik bilgiden yoksun, vücuttan kopmuş, ağrı kesici verircesine basitlikte hormon tedavisi yapılmasında. 1 Shapiro S. ve ark “Risks and benefits of hormone therapy Has medical dogma now been overturned?” Climacteric, volume 17, 2014, issue 3 2 Sturdee Updated IMS recommendations on postmenopausal hormone therapy and preventive strategies for midlife health, Climacteric 2011;14302-320
Testosteron, erkeklerin sisteminde çok önemli yer kaplayan can alıcı bir hormondur. Pek çok metabolik reaksiyonun yanında, cinsellik, kas gelişimi ve penis gelişimi testosteron hormonuna bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu yüzden testosteron artırma çok önemli bir konudur. Ergenlik döneminde testosteron üretiminiz düşük ise, kas gelişimi ve erkeklik özellik bozukluğu yaşanabilir ve hatta cinsiyet bozuklukları gibi problemlerle karşılaşılabilir. Genç erişkinlerde ise testosteron artırıcı gıdalar cinsellikte ve fiziğinizin erkeksi bir görünümde olması konusunda oldukça büyük bir rol oynar. Bu giriş sonrası artık neden testosteron artırıcı ilaçların diğer takviyelere göre aslında neden daha çok kullanıldığını tahmin edebiliyorsunuz. Kas kütlesi kazanma takviyeleri, protein kompleksleri ve erkeklik takviye ürünleri vücudunuzda ihtiyacınız olan testosteron seviyelerini artırabilecek bazı ürünlerdir. Bu yazımızda piyasada bulunan en iyi testosteron artırıcı takviye ürünlerini inceleyeceğiz. Daha fazla uzatmadan, makalemize geçelim ve vücudumuza nasıl katkıda bulunabileceğimizi görelim. En İyi Testosteron Artırma İlaçları 1. Testogen – Hemen Deneyin Testogen dünyaca ünlü bir testosteron takviyesi olup hipogonadizm veya düşük t-seviyesi sorunu yaşayan kişilere yardımcı olan bir takviyedir. Wolfson Berg Limited tarafından FDA onaylı olarak cGMP tesislerinde üretilmektedir. Steroid gibi ilaçların aksine bu ürün tamamen organik bileşenlerden üretilmiştir ve hiçbir yan etkisi yoktur. Ürün içerisinde Bioperine, çinko, B6, D ve K1 vitamini, ginseng, aspartik asit, bor, magnezyum ve çemen otu bulunmaktadır. Bütün bu bileşen ve vitaminler testosteron sentezi ve testosteron artırımı için önemli rol oynayan bileşenlerdir. Testogen libidoyu artırır ve size güç, enerji ve zihinsel kabiliyetler kazandırır. Aynı zamanda kasların güçlenmesi ve vücutta yağ-kas oranının dengelenmesinde de rol oynar. Testogen’in en önemli özelliklerinden birisi ise bel etrafında toplanan fazlalık yağı yakar ve kandaki kolesterol seviyelerini düşürüp istenmeyen iç yağ depolanmasını azaltır. Bu üründe neleri sevdik? Kimyasal ilaç kullanmadan vücutta testosteronu arttırmanın en kolay ve güvenli yollarından birisi olması. Hiçbir yan etkisi olmayan organik malzemelerden oluşuyor olması. FDA onaylı olup cGMP tesislerinde, profesyoneller tarafından üretiliyor olması. Vücuda güç ve enerji sağlarken aynı zamanda istenmeyen yağları yakması. Memnun olmayan müşteriler için 60 günlük para iade garantisi olması. Bu üründe neyi sevmedik? Sadece resmi site üzerinden satılması. 2. Testo-Max – Bugün Deneyin Testo Max, anabolik steroid Sustanon’ın proaktif ve yeni bir alternatifidir. Sporcular ve spor salonuna gidenler için uygun olan bu nutrasötik diyet terapisi, mükemmel kas gelişimi sağlar ve fiziğinizi yeniden şekillendirir. D-aspartik asit, magnezyum, Bioperine, D2 ve K vitaminleri, çinko, ısırgan yaprağı ekstresi, kırmızı ginseng ekstresi vb. organik faydalı maddeleri içermektedir. Crazy Bulk USA tarafından üretilen bu takviye, ciddi seviyede testosteron geliştirme özelliklerine sahiptir. Bunun nedeni, bir amino asit prototipi olan D-aspartik asidin, vücuttaki testosteron üretimini artıran luteinize edici bir hormon salgımasıdır. Bu ürünün diğer faydaları arasında cinsel dürtü ve performans artışı, dayanıklılık artışı, kondisyon seviyesi artışı, hızlı kas iyileşmesi vb. yer almaktadır. Bununla birlikte, hamile kadınlar ve emziren anneler bu ürünü kullanmadan önce gerekli tıbbi mercilere danışmalıdır. Kas gelişimi için D-Bal, DecaDuro, Trenorol ve Anadrole ile birlikte kullanmanız önerilir. Mükemmel derecede yağsız kas gelişimi için Clenbutrol, Anvarol ve Winsol ile de kullanabilirsiniz. Bu üründe neleri sevdik? Ürün, kas gücünü artırmak için güvenli ve yasal bir diyet tedavisi yapmaktadır. Takviye, yatakta akıllara durgunluk verecek derecede orgazmı artırır. Bu etki testosteron güçlendirici özelliğinden gelir. Yağsız kas kütlenizi yeniden inşa etmek için dayanıklılığınızı ve performansınızı artırır. Gelişmiş ve sürekli sonuçlar için bu yasal ve AAS olmayan baz steroid takviyesini benzer ürünlerle birlikte de kullanabilirsiniz. Doktor reçetesi olmadan da satın alabileceğiniz bir takviyedir. Ağrılı iğne ve enjeksiyon olmadan, canınız hiçbir şekilde yanmadan ağızdan alabileceğiniz bir üründür. Firma, bu takviyeyi dünya çapında ücretsiz teslimat imkanı ile sunmaktadır. Firma, ürünün beklentilerinizi karşılamaması durumunda 14 içerisinde iade imkanı da sunmaktadır. Bu üründe neleri sevmedik? Bu ürünü yalnızca üretici firmanın resmi web sitesi üzerinden temin edebilirsiniz. Testosteronu artırma özelliği 40+ yaş grubunda veya daha düşük t-hormonu seviyelerine sahip olanlarda daha belirgin görülmektedir. 3. Testofuel – Bugün Deneyin Testofuel temel ve etkili bir testosteron artırıcı üründür. Tamamen doğal malzemelerden yapılan bu ürün vücutta androjenik hormonlardan birisi olan testosteronun artışına destek olmaktadır. Aspartik asit, D vitamini ve istiridye özü gibi organik ürünlerden yapıldığı için hiçbir yan etkisi yoktur. İngiltere’de Roar Ambition adlı ünlü bir firma tarafından üretilmektedir. Ürünün üzerine yapılan araştırmalar ve klinik çalışmalar bu ürünün piyasadaki en iyi testosteron arttırıcı takviyelerden birisi olduğunu gösteriyor. Testofuel kişinin ihtiyacı olan bütün testosteron üretimini tek başına düzenleyebilecek harika bir üründür. Kandaki t-seviyen arttığında egzersiz sonrasında çok daha az yorulduğunu, kaslarının çok daha hızlı geliştiğini ve çok güçlü ve seksi bir yapıya sahip olduğunu göreceksin. Bu ürünün aynı zamanda yağ yakma özelliği de bulunmaktadır. Bu üründe neleri sevdik? Basit, güvenli ve etkili bir şekilde vücutta üretilen testosteronu arttırıyor. İstiridye özütü ile birlikte D vitamini takviyesi olması, vücutta yakılan yağı bir hayli artırıyor. Yüksek testosteron vücudun tamir mekanizmasını geliştiriyor ve yaralarınız çok daha hızlı iyileşiyor. Aynı zamanda vücudu daha fazla kas yapmaya teşvik ediyor. Bu ürün aynı zamanda kişinin cinsel isteğini de artırıyor. İstenilen sonucu alamayan kişilere 90 günlük para iade garantisi veriliyor. Bu üründe neleri sevmedik? Müşteri hizmetleri desteği biraz zayıf. Her yerde bulunan bir takviye değil. 4. Prime Male – Bugün Deneyin Prime Male tek kullanımlık bir testosteron artırıcı ürün olup tamamen doğal ve organik bileşenlerden üretilmektedir. Bu tarz ürünlerde içerik gerçekten çok önemli. Bu ürün alanının en iyisi olan 12 farklı malzemenin kimyasal oranlarda birleştirilmesi ile elde edilmiş bir üründür. Testosteron üretimi ve kas yapımı için gerekli olan ürünlerin doğru oranlarda birleştirilmiş bir versiyonu diyebiliriz. Yüksek zindelik, güç ve dayanıklılık bu performans artırıcının sadece birkaç özelliği. Testosteron artışı ile yağ yakımı hızlanıyor ve ürün kan ve damar sağlığını da geliştiriyor. Sadece bununla da sınırlı kalmayan ürün içeriğinde B6 vitamini, Bioperine vb. gibi hormon dengeleyiciler de bulunmakta ve kişiye kavrama yeteneği de veriyor. Prime Male kas geliştirmek isteyen herkes tarafından kullanılabilir bir üründür. Bu üründe neleri sevdik? Kilo verme, kas geliştirme, enerji ve güç sağlama gibi pek çok özelliği var. Kişinin libidosunu ve cinsel isteğini artırması gerçekten çok iyi. İçeriğinde bulunan malzemeler kan şekerini düzenlemede ve kan basıncını azaltmada etkili. Düzenli kullanıcıların prostat kanseri olma riskinin düştüğü gözlemlenmiştir. Kavrama yeteneği ve beyinsel fonksiyonların geliştiği kanıtlanmıştır. Memnun olmayan müşterilere 90 gün içerisinde geri ödeme yapılıyor. Bu üründe neleri sevmedik? Bu ürün her ne kadar antrenman yapan kişiler tarafından performans artırıcı olarak kullanılsa da, aslında bir testosteron artırıcı. Taklitlerin önüne geçmek için sadece resmi sitede satışı yapılıyor. 5. Testolan – Bugün Deneyin Düşük testosteronlu kişiler için doğal bir takviye olan bu ürün, vücut geliştiriciler ve atletler tarafından da kullanılıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Key Player Limited tarafından üretilen bu ürün, FDA onaylı cGMP tesislerinde üretilmektedir. Bunun dışında cinsel sağlığınızı da destekliyor ve libidonuzu artırıyor. Bu ürünü kullanarak penis sertleşmesine de katkıda bulunabilirsiniz. Böylece çok daha hızlı uyarılıyorsunuz ve yataktaki performansınız şaha kalkıyor. Bu ürün gizli oranlarda kullanılmış 11 farklı bileşenin muhteşem bir karışımıdır. Testolan hem t-hormonunun sentezini arttırıyor hem de onun bio elverişliliğini yükseltiyor. Bu üründe neleri sevdik? Muadillerine göre çok daha iyi yağ yakma ve kas geliştirme özelliği var. %100 bitkisel formülü sayesinde hiçbir yan etki yapmıyor. Testolan düşük testosterondan seviyesi sorunu olan olan herkese yardımcı olabilecek çok iyi bir cinsel istek ve libido artırıcı takviyedir. Kas yapımı için hem kadınlar hem de erkekler tarafından kullanılabilir. Memnun olmayan müşterilere 90 gün içerisinde geri ödeme yapılıyor. Bu üründe neleri sevmedik? Etki etmesi biraz zaman alabiliyor. Sadece resmi site üzerinden satılıyor. SSS Testosteron nedir? Testosteron androjenik bir hormon olup, kişinin erkekliğini öne çıkarmaktadır. Eğer erkek bir bireyde testosteron oranı düşük ise, bu durum cinsel istek azalması, kilo alımı, düşük özgüven, zayıf fizik, köselik ve duygu değişimlerine sebebiyet verebilir. Araştırmalara göre erkeklerin vücudunda ortalama 270 ng/dL ile 1070 ng/dL arasında bir testosteron yoğunluğu olmalıdır. Testosteron pek çok metabolik fonksiyona yardımcı olup ve kas yapımı için çok kritik bir rol oynamaktadır. Düşük testosteron belirtileri nelerdir? Uzun süreli asabiyet ve hızlı duygu değişiklikleri testosteron azlığının ilk belirtileridir. Geç ereksiyon, isteksizlik, düşük libido ve azalan cinsel birleşme süresi düşük testosteron ile birlikte gelen bazı cinsel bozukluklardır. Eğer bu süreç uzarsa kişide iktidarsızlık, erken boşalma ve cinsel isteğin tamamen kaybolması gibi durumlar görülebilir. Kilo artışı, kemik zayıflığı, yorgunluk, enerji kaybı, uykulu hissetme gibi fizyolojik etkileri de vardır. Testosteron azlığına neler sebebiyet verir? Yaşlanma kaçınılmaz bir etken olup, çalışmaların sonuçlarına göre 30 yaşından sonra erkeklerde testosteron azalmaya başlar. Obezite ve durgun bir hayat tarzına sahipseniz o zaman testosteron seviyesinin düşük olması kaçınılmazdır. Sağlıksız yemek alışkanlığı olan 20 ila 50 yaş arasındaki insanlarda androjenlerin belirgin bir şekilde düştüğü gözlenmiştir. Bunun haricinde testis bozuklukları, hormonal dengesizlikler, balgam çıkaramama, kanser, iltihaplı hastalıklar, AIDS vb gibi durumda da testosteron düşüklüğü gözlenmektedir. Düşük testosteronun sağlığa zararları nelerdir? İktidarsızlıktan tutun, kişiden kişiye değişen pek çok metabolik rahatsızlık görülebilmektedir. Testosteron azlığının kalıcılığı ve nedeni sağlık sorunlarının ne kadar ciddi olabileceğini belirler. Düşük testosteronlu birisinin kan ve damar hastalığı geçirme ihtimali daha yüksektir. Ereksiyon bozukluğunu kronik olarak tecrübe eden kişiler zamanla iktidarsızlık gibi bir bozukluklarla da karşılaşabilir. Hipogonadizm hastası kişilerde düşük kan basıncı ve kavrama yeteneği sık sık görülen bozukluklar arasındadır. Testosteron seviyesi nasıl eski seviyesine getirilir? Hipogonadizm ve düşük testosteron için farklı tedaviler mevcuttur. Durumun ciddiyetine göre farklı tedaviler uygulanabilir. Testosteron takviye tedavisi TRT en çok tercih edilen tedavilerden birisidir. Enjeksiyon, jel veya hap ile testosteron vücuda verilir. Basit anlamda düşünürsek eğer, bu ilaçlarda sentetik testosteron vücuda verilir ve doğal testosteronu desteklemesi beklenir. Lakin, doğal takviye gıda olan testosteron arttırıcı takviyeler daha yavaş çalışan ama yan etkisiz bir çözümlerdir. Testosteron takviyeleri işe yarıyor mu? Evet, testosteron takviyeleri düşük t-seviyelerine sahip kişiler için bir tedavi yöntemidir. Yakın zamanda yapılan bir çalışmaya göre, erkek hipoganadizm hastalarında kullanılan doğal takviye gıdaların bu bozukluğu giderdiği görülmüştür. Anlık etkiler için kimyasal ilaçlar tavsiye edilse de, eğer tedavi olmak için zamanınız varsa, doğal takviyeleri kullanmanızı öneririz. İyi bir üründe olması gereken özellikler nelerdir? Bazı otlar ve besinler sadece testosteron hormonuna etki ederler. Magnezyum, çinko, B6, K, C vitamini gb gibi. Takviye ürün araştırırken mutlaka içerisinde bol bol mineral ve vitamin olduğundan emin olun. Demir dikeni, Hint ginsengi, normal ginseng, Bioperine vb. gibi geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılan ürünler gerçekten çok iyi birer testosteron arttırıcı takviyelerdir. Eğer takviyeniz içerisinde D-aspartik asit de bulunuyor ise keyfinize diyecek yok. Müthiş bir amino asit deposu olan bu asit t-hormonu artışında, kas yapımında ve kan dolaşımını hızlandırmada görev almaktadır. Testosteron artırıcıların faydaları nelerdir? Öncelikle bu takviyelerin steroidlerden ve kimyasal sentetik ürünler farklı olduğunu anlamamız gerekiyor. Doğal testosteron arttırıcılar %100 doğal ürünlerden yapılmıştır ve herhangi bir yan etkisi yoktur. Vücuda gerekli besinleri takviye ederek testosteron üretimini artırır ve metabolizmayı destekler. Buna karşılık steriodler doğal testosteronun yerini alarak iş görmeye başlarlar. T-hormonu seviyesi artırmanın yanında kas yapımını da desteklerler. Testosteron artırıcı takviyeleri kimler kullanmalı? 18 yaşını aşmış her birey rahatlıkla bu ürünleri kullanarak testosteron seviyesini artırabilir. Sadece erkekler değil aynı zamanda kadınlar da bu ürünü kullanabilirler. Yasal bir performans artırıcıdır. Eğer doktorunuz testosteron seviyenizin düşük olduğunu ve bunu düzeltmek için bazı beslenme değişikliklerine yönelmeniz gerektiğini söylüyorsa, bu takviyeler çok iyi bir tercih olacaktır. Lakin dikkat edilmesi gereken nokta, bütün testosteron arttırıcı takviyeler aynı etkiye sahip değildir. Atletler, vücut geliştiriciler ve hatta herhangi normal bir insan bu t-arttırıcıları kullanabilir. Testosteron arttırıcılar güvenli midir? Evet bu haplar %100 güvenlidir ve tamamen doğaldır. Bu ürünlerin markete sunulabilmesi için çok sıkı ve zorlu deneylerden ve analizlerden geçmesi gerekiyor. Sonrasında yapılan popülasyon çalışmaları ile bütün yan etkilerinin yok edilmesi gerekiyor. Eğer her şey olumlu olursa, işte o zaman dünya çapında satış yapabilmek için FDA ve CE gibi uluslararası firmalardan onay almalılar ve gerekli bilimsel araştırmaları yapmalılar. Ayrıca üretim yapılan fabrikaların da aynı şekilde cGMP tesisi olması gerekiyor. Bütün bunlar birleştirildiğinde gerçekten güvenli bir sistem ortaya çıkıyor. Testosteron arttırıcılar kas kütlesini de destekler mi? Evet, kas kütlesini arttırmanın yanında hem şekilli hem dokulu hem de kavisli bir yapı kazandırırlar. Sadece bu da değil aynı zamanda daha hızlı bir yağ yakma süreci de sağlarlar. Bu kaslarınızın daha da belirginleşmesi ve pek çok vücut geliştiricinin istediği vücuda ulaşmanız için müthiş bir yol. Eğer vücudunuzda testosteron hormonu dengesi olması gerektiği gibi ise kaslarınızın gelişimi de aynı şekilde düzenli ve istediğiniz gibi olacaktır. Testosteron haplarının yan etkisi var mıdır? Hayır, testosteron haplarının herhangi bir yan etkisi yoktur. İçerisinde sadece doğal otlar ve bitkisel özler kullanılır. İçerisinde herhangi bir aktif sentetik madde bulunmaz. Testosteron sentezini desteklerler ve böylece testosteron seviyesini arttırırlar. Listemizde bulunan hiçbir takviye içerisinde steroid bulunmamaktadır. Testosteron seviyemi artırmak için başka ne yapabilirim? Bol bol meyve yiyin. Meyvelerin çok güçlü testosteron arttırma özellikleri vardır. Portakal, limon, ananas gibi narenciye meyveleri C vitamini bakımından çok zengindir. C vitamini ise testosteron üretiminde kritik bir rol oynar. İstiridye özütü yıllardır testosteron artırıcı bir ürün olarak kullanılırken bu listeye kırmızı et, somon, sardalye vb. şeyleri de ekleyebiliriz. Baklagiller, fasulyeler, soya, bezelye vb. gibi yiyecekler de testosteron hormonunun biyo elverişliliğini artırırlar. References
Menopoza girdiğinizde, yumurtalıklarınız üreme işlevlerini kaybeder. Yumurta hücresi üretilmez, östrojen ve progesteron hormonlarının üretimi düşer. Menopoz sonrası semptomlara yol açan asıl sebep de, östrojen seviyelerinin azalmasıdır. Çoğu kadın 45 – 55 yaşları arasında menopoza girer. Bu doğal bir olaydır, ancak birçok kadın için olumsuz sağlık sonuçları doğurabilir. Şanslı bir azınlığın ise çok az semptomları vardır, ancak kadınların en az dörtte üçü, menopoz sonrası sıkıntı yaşayacaktır. Tipik semptomlar arasında sıcak basması, gece terlemesi, endişe hali, depresif ruh hali, uyku sorunları, eklem ağrısı ve vajinal kuruluk bulunur. Bu belirtiler günlük hayatınızın kalitesini olumsuz etkileyebilir. Östrojendeki düşüş, kemik kaybına ve kırılma riskinin artmasına neden olur. Menopoza giren kadınlarda, kilo alımı olmasa bile karın çevresi yağ oranı artar. Bu nedenle, diyabet ve kalp hastalığı riski artar. Semptomunuzun olmaması, kemik kaybının ve diğer metabolik değişikliklerin meydana gelmediği anlamına gelmez, çünkü bunlar sessizce gelişir. Hormon replasman tedavisi HRT olarak bilinen menopozal hormon tedavisi, menopoz semptomları için uygulanabilecek en etkili tedavidir. Yine de birçok kadın ve sağlık hizmeti sağlayıcısının HRT’nin faydaları ve riskleri konusunda kafası karışıktır. Menopozal hormon tedavisi nedir? HRT, menopoz semptomlarını tedavi etmek için vücuttaki östrojen kaynaklarını yeniler. Östrojen almak rahim iç zarında kalınlaşmaya neden olur, bu nedenle bunu durdurmak için tedaviye progesteron önemlidir çünkü kalınlaşmış bir rahim iç zarı rahim kanserine dönüşme potansiyeline sahip hücresel değişikliklere maruz kalabilir. Histerektomi geçirmiş bir kadın için rahim alınması tedavide sadece östrojen yeterli olacaktır. Östrojen genellikle tablet formunda alınır, ancak cilt yaması veya cilt jeli olarak olarak uygulanabilir. Progesteron bir kapsül olarak alınır. Bir dizi tek formülasyon ve kombinasyon vardır, bu nedenle tedavinin dozu ve formülasyonu her kadının sağlık durumuna ve kişisel tercihlerine göre ayarlanmalıdır. Meme kanseri gibi östrojene karşı hassas bir kanser veya tanı konmamış vajinal kanama varsa, HRT bir neden olmadıkça, erken menopozlu kadınların HRT alması özellikle önemlidir. Semptomların ne kadar şiddetli olduğuna bakılmaksızın kullanılmalıdır. 45 yaşından önce menopoz erken menopoz olarak sınıflandırılır. Erken menopozdaki kadınlar osteoporoz, kalp hastalığı ve erken ölüm riski bakımından daha büyük risk altındadır. HRT’ye tek boyutlu bakılamaz; yani sadece bir faydası veya bir riski yoktur. Bilgili bir seçim yapmak için, erken ölüm, kalp hastalığı, kırık, diğer kanserler ve elbette refah ve yaşam kalitesi riskini nasıl etkilediği de dahil olmak üzere tedavinin toplam etkilerini değerlendirmek önemlidir. Riskleri ve faydaları dengelemek Klinik çalışmalar, progesteronlu oral östrojen formülasyonlarının meme kanseri riskinde küçük bir artışla sonuçlandığını bulmuştur. Bir çalışmada kabaca 1,25 katlık bir risk artışı bildirilmiştir. Bununla birlikte, bu risk tahmini yanlış olabilir, çünkü bu çalışmada çalışmaya başlamadan önce HRT kullanmayan kadınlar, kontrol grubuna kıyasla meme kanseri riskinde artışa sahip değildir. Dolayısıyla, riske ilişkin bir dereceye kadar belirsizlik devam östrojen tedavisinde, risk artışı olmamıştır. Bu riskler faydalarla dengelenmelidir. Tedavi gören kadınlarda karın çevresi yağlanması ve diyabet olasılığı daha düşüktür. HRT, kemik kaybını ve dolayısıyla tedavi kesildikten sonra da devam eden kırık riskini önler. Tek başına östrojen tedavisinde kalp hastalığı riski azalırken, östrojen ve progesteron birlikte kullanıldığında kolon ve rahim kanseri riskini azaltır. HRT kullanan bazı kadınların semptomlarını yönetmek için beş veya on yıl tedaviye devam etmesi gerekebilir. 60 – 65 yaş arası kadınların %40’ından fazlasında hala sıcak basması ve gece terlemesi olabilir. Yani tedavinin süresi, semptom ciddiyetine ve bireysel ihtiyaçlara bağlı olacaktır, her yıl doktorunuz ile risk profili yeniden değerlendirilmelidir. Alternatifler işe yarar mı? Reçetesiz satılan veya internetten satın alınan besin takviyeleri veya bitkisel tabletler semptomları hafifletebilir. Çalışmalar sıcak basması için besin takviyeleri veya bitkisel tabletlerin anlamlı faydalarını gösterememiştir. Bu tedaviler ayrıca kemik kaybını önlemez veya kalp hastalığına karşı koruma sağlamaz. Ayrıca, kanıtlanmamış tedavilerin de yan etkileri olabilir. Bu yüzden bitkisel tedavilere başlamadan önce, doktorunuza danışmanız faydanıza olacaktır.
Hormon Replasman Tedavisi Bölüm-1 Tıp tarihinde, menopoz sonrası post-menopozal kadınlarda hormon replasman yerine koyma terapisi HRT kadar tartışmalara yol açan konu çok azdır. Aynı zamanda da, tıbbın bugün gelip dayandığı basite indirgeyici yaklaşımın nasıl olup da “kanıta dayalı bilimsel tıp” adı altında böyle yaygınlaşabildiğini, tıp dünyasının fizyolojiden ve “Tabiat Ana” dan uzaklaşarak nasıl toplu bir akıl tutulması yaşayabileceğini ve bunun altında yatan ekonomik mekanizmaların orta yerde duran anormali nasıl olup da normal olarak bizim kafamıza yerleştirebildikleri hakkında konuşmak için de daha iyi bir örnek bulmak zor. 1980’lerin başında, henüz inflamasyonun moleküler biyolojisi hakkında bilgilerimiz oturmamıştı. “Kolesterol damar hastalıklarının esas sorumlusudur” denip çıkıldı ve bu basit bakış, ilaç firmaları tarafından kahramanca desteklendi. Fakat bu yanılgı ya da yanıltma diyelim, hormon replasmanı için ilaç firmalarının ürettiği hormonsuları kullanmak ve bunların vücuda veriliş yollarındakör parmağım gözüne, bile bile tabiat-dışı yollara sapmaya göre çok daha hafif bir “suç” sayılmalı. Kadınlara verilen ve verilmeyen! hormonların film gibi hikayesi, zaten baştan “olmayacak iş” durumundaki yanlış bir pozisyonu sonuna kadar ve bugün hala! zorlayarak milyonlarca kadının acı çekmesine neden olan bir trajedidir. Birkaç bölümden oluşacak bu yazı dizisinde her noktayı açıklayacağız ancak özetle olan biten şudur Kadınlara gerçek hormonlar değil, onların taklidi fabrikasyon hormonsular verildiBu “hormonsular” hem de tabiat-dışı, doğada olan bitene aykırı yollarla verildiGözlenen sürpriz ? kötü sonuçlar, doğru dürüst değerlendirilmeden, yalapşap ve abartılı yorumlarla medyaya olağanüstü sansasyonel bir biçimde servis edildi Ortaya çıkan orantısız panik, hastaları ve doktorları hormon replasmanından uzağa itti. O gün bu gündür yetişen koca bir nesil doktor, hatta kadın hastalıkları uzmanı ve endokrinolog, hormon replasmanı ve doğal hormonlar hakkında neredeyse hiç bir şey öğrenme fırsatı bulamadı. Olan kadınlara oldu Böylece yanlış hormonlar, yani taklit hormonsularla kör parmağım gözüne yanlış yapılan bu uygulama, sadece buna maruz kalan kadınları etkilemekle kalmadı Bu korku, o günden sonra milyonlarca kadının fizyolojiye, tabiata uygun bir hormon tedavisi şansını kaçırmasına ve kemik erimesi, adale kaybı, damar sertliği, hafıza sorunları ve bunama, vajinal atrofi, idrar kaçırma, kilo alma, uyku sorunları, depresyon, ağır seyreden diyabet ve daha bir dizi sorunla yaşamaya razı olmalarına, yüz binlerce kadının kalp krizi, felç, bunama gibi nedenlerle hayatlarını boş yere daha erken kaybetmelerine de neden oldu ve olmaya devam ediyor Philip M. Sarrel, The Mortality Toll of Estrogen Avoidance An Analysis of Excess Deaths Among Hysterectomized Women Aged 50 to 59 Years, Am J Public Health, 2013 Kadınlara verilen ve verilmeyen! hormonların hikayesi, premenstruel sendrom PMS, endometriosis, post-menopozal HRT, memenin kistik hastalığı ve meme kanseri, menopoz çevresindeki yıllarda sayısız kadında migrenler, uyku bozuklukları, libido kaybı, kilo verememe gibi yakınmalar, polikistik over sendromu PKOS, endometriosis gibi sorunlar yolu ile toplumda gerçekten çok fazla sayıda kadının canını sıkan bu rahatsızlıkların tamamına dair bir hikaye. Menopoz sonrası dönemde beyin ve kalp-damar sistemlerinin gerekenden çok daha erken ve çok daha hızlı çökmesine, diyabet, koroner arter hastalığı, kolon ve meme kanserlerine adım adım ilerlemesine, cilt yaşlanmasına, kemik erimesine, ürogenital organlarda zayıflama, idrar kaçırma ve cinsel işlev fonksiyon bozukluklarını kader kabul etmesine ilişkin bir hikaye. Hatta yıllarca süren ve yaşam kalitesini bozan o sıcak basması ve gece terlemelerinden bahsetmiyoruz bile, çünkü burada sözünü ettiğimiz şey esas olarak semptomatik iyileşme değil, başta beyin olmak üzere organlarımızın gereksiz yere baş aşağı gitmesi. Şimdi bu film gibi hikayenin değişik tarihlerinden birkaç fotoğraf çekelim. Daha sonra neler olup bittiğini birlikte yorumlayacağız. Antibiyotiklerin keşfini takip eden, “kimyasallar yoluyla daha iyi bir yaşam” fikrinin yükseldiği 1950’li yıllarda, kadınların menopoz sonrası sağlıklarında gözle görülür düşmeyi engellemek amacı ile hormonlar üretilip kullanma fikri ortaya atıldı. Bundan sonrası, birçok kadın için doğru olan bir hedefe yani hormon replasmanına yanlış araçlarla ve yanlış bir yoldan çıkılmasının hikayesidir. Her şey, Robert Wilson adındaki bir İngiliz doktorun yazdığı best-seller kitapla “patladı” Feminine Forever sonsuza dek kadınsı adındaki bu romanın etkisi büyük oldu. Dr. Wilson, tüm Amerika’yı dolaşarak doktorlara ve topluma, menopoz sonrası eksilen estrojeni yerine koymak gerektiğini anlattı. Dr. Wilson’ın Wyeth ilaç firmasının desteğiyle bahsettiği “estrojenler”, insan vücudunda doğal olarak bulunan estrojenlerden molekül yapısı olarak çok farklıydı. Bunu gören aklı selim sahibi doktorlar, deneylerde kullanılacak olan bu sentetik maddelerin kötü birer taklit hormonsularolduğunu, insan vücudunda estrojenin daima progesteron ile bir dengede olduğunu, yalnızca estrojen vermenin tabiata aykırı olduğunu haykırdılar ancak seslerini duyurmaları mümkün olmadı. 1975’e gelindiğinde, progesteron eşlik etmeden sadece estrojen verilen kadınlarda uterus rahim kanserleri ortaya çıktı. Fizyoloji ve fonksiyona sırtını dönmemiş doktorlar için hiç de sürpriz olmayan bu gelişme üzerine tıp dünyası, kısa ve bir süre için ve zorunlu olarak da olsa, Tabiat Ana’yı, yani kadın vücudundaki estrojen-progesteron dengesini hatırladı “Belki de bu kanser, progesteron olmadan yalnızca estrojen verdiğimiz için” olmuştu. Progesteron eklediğimizde bunu önleyebilirdik. Böyle de yaptılar. Ancak gerçek progesteron yerine progesteron taklidi Frankenstein bir hormonsu, yani MPA medroksiprogesteron asetat kullanıldı. Ne de olsa MPA’nın patenti alınabiliyordu! Konu uterus rahim kanserlerini önlemekse, hakkını yemeyelim, bu Frankenstein hormonsu bakın bunda başarılı oldu. Memede, beyinde ve kalpte ise gerçek yüzünü gösterecekti! Aklıselim sahibi doktorlar hormon replasmanına değil, ama uygulamasındaki tabiat dışı yaklaşıma karşı çıktılar. Sonunda hormon ilaçlarının üreticisi Wyeth firmasının desteğinde de olsa, esas olarak Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün NIH organize ettiği büyük bir çalışma planlandı WHI Women’s Health Initiative çalışması. WHI çalışması Post-menopozal hormon tedavilerinde tüm dünyanın alt üst olmasına yol açan ve 2002 yılına kadar neredeyse her kadına önerilmekte olan hormon tedavilerinin, o günden sonra hiçbir kadına uygulanmaması diye bir sonuç doğuran, tıp tarihinin en meşhur çalışmalarından biri. Bu çalışma bana göre aynı zamanda A’dan Z’ye her şeyi ile, tıp tarihindeki en büyük birkaç suçtan biridir. Bugün kadınlara ihtiyaçları olan hormonların verilmiyor olmasının nedeni de “keşke bu kötü bir şaka olsaydı” diye nitelediğim bu berbat çalışma ve onun medyada yarattığı orantısız sansasyondan başka hiçbir şey değil. Bugün dünyada ve ülkemizde kadınlara ne menopoz-çevresi peri-menopozal dönemde ne de menopoz sonrası post-menopozal dönemde hormon replasmanı yapılmıyorsa ve bu yüzden yüz binlerce kadın gereksiz yere kalp ve damar hastalıkları, diyabet, felç, bunama, kalın barsak kanseri ve hatta progesteron eksikleri zamanında yerine konmadığı için meme kanseri ile hayatlarını daha erken kaybediyorlarsa, bunun nedeni işte bu değersiz, berbat çalışma ve bunun medyadaki sansasyonel yankılarıdır. Bir sonraki bölümde, hala tıp dünyasının bilgilere yüzeyel yaklaşan o büyük çoğunluğunu esir almış olan bu berbat çalışmadan söz edeceğiz Dr. Mustafa ATASOY / İSTANBUL
hormon replasman tedavisi ilaç isimleri