🎾 Tevbe Istiğfar Duası Arapça Harekeli

1fqcz. Tevbe istiğfar duası bilerek veya bilmeyerek işlenen günahların bağışlanması ümidiyle karşı yapılan bir tazarru ve ilticadan arasında buna tevbe alma da ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü'min, önce şu istiğfar duâsını huşû ile okur"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm,errahım .ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyü'l-kayyûmü ve neselühüt-tevbete vel mağfirate,vel-hidayete lena innehü hüvettevvabür-rahım. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. "İlahi Ya rabbi! İlahi Ya Rabbi!İlahi Ya rabbel-alemin. Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir dahi iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.""Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve'l-bâsü bade'l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh."Buyrun bir dahi imanımızın tazelenmesi kabirlerimizin nur ila aydınlanması için "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülüh"Buyrun bir daha son nefesimizde iman ile göç edebilmek sırat köprüsünü şimşekler gibi geçebilmek için" Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülüh""Allahümme inni üridü en üceddidel-imane vennikaha tecdiden bikavli la ilahe illallah Muhammedün rasülüllah"Bu dua üç kere okunur.Essalatü vesselamü aleyke Ya Rasülellah essalatü vesselamü aleyke Ya Habibellah ,essalatü vesselamü aleyke Ya Seyyidel Evveline velAhiriin velhamdülillahi Rabbil-alemin Amiin... Tevbe Tövbe ve İstiğfar İnsan, zaafları ile ve çevresel etkilerle, bilerek veya bilmeyerek zaman zaman günaha sürüklenir. Yüce Allah kullarına lütfettiği “Tevbe-İstiğfar”, bu durumdan kurtulmak için “rahmet kapısı” özünde pişmanlık vardır. Hakiki bir Tevbe için nefsin kendisi ile hesaplaşması, mücadele etmesi gerekir. Zaten Allah Resûlü’nün ifadesi ile günah, insanın içini tırmalayan, başkalarının haberdar olmasını istemediği şeylerdir. [Müslim, Birr, 15.] Yani her an pişmanlık duyabileceği bir iştir. Pişmanlık ise tevbe’nin ilk şartıdır. Resûlullah bir hadisinde “ Günahtan pişmanlık duymak, tevbedir” [İbn Hanbel, I, 423]derken, bu gerçeği ifade eder. Bir başka hadisinde ise, “Günahtan Tevbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemektir.” [İbn Hanbel, I, 446] buyurmuştur. Bu iki ifadeyi birleştirdiğimizde;tövbe duası Tevbe, “işlenen günahtan pişmanlık duyarak bir daha o günaha dönmemektir.”Ardından istiğfar etmek, yani, Allah ’tan affetmesini istemek gelmelidir ki, Tevbe tamamlanmış olsun. O halde bu tanıma istiğfar da eklenip;Tevbe-İstiğfar; “kulun, işlediği günahtan pişmanlık duyarak bir daha o günaha dönmemesi ve Allah kendisini affetmesini istemesidir” diyebiliriz. Zaten Tevbe, genellikle istiğfar ile birlikte telaffuz edilerek adeta onunla rehberimiz Peygamber Efendimiz tevbenin âdâbını öğretmek maksadıyla şöyle buyurmuştur “ Bir kimse bir günah işler de ardından güzelce abdest alır sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar” Sonra da, söylediğini teyit etmek maksadıyla şu âyeti okumuştur “ Ve onlar ki çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki!” [ Âl-i İmrân, 3/135]tövbe duasıBöylece Peygamber Efendimiz tevbenin dil ucuyla yapılan bir eylem değil bilinçli bir eylem olduğunu ve İstiğfar etmek için belli bir zaman ve mekan şart koşmamakla birlikte Kur’ân-i Kerim’de seher vakti Tevbe edenler övülmüştür. [bknz. Âl-i İmrân, 3/17]Tevbe –İstiğfar ederken insan istediği ifadeleri seçebilir, yeter ki içten ve samimi olsun. Ancak pişmanlık ve af dileği en güzel sözcüklerle dile getirilmek isteniyorsa, o zaman sevgili Peygamberimizin ifadelerine bakmak Efendimiz dilinden “ Seyyidü’l İstiğfar” yani en güzel Tevbe – İstiğfar;“Allah’ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilâh sen yarattın ve ben senin gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim ve senin vaadine de şerrinden sana olan nimetini itiraf da itiraf bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur” [Tirmizî, Deavât,15.]Tevbe Duası Arapça ve Türkçe Anlamı“Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah,El – Azim, el – Kerim, er – Rahim ellezi la ilahe illa hü el-hayye’l Kayyum ve etübü ileyhVe es’eluhu’t tevbete ve’l mağfirete ve’l hidayete lena innehü hüve’t tevvabu’r-ahimTevbete abdin zalimin li nefsihi la yemliku linefsihi mevten ve la hayaten ve la nuşüraAllahümme ente Rabbi la ilahe ente Halakteni ve ene Abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike mesteta’tu. Euzü bike min şerri ma sana’tu Ebu leke bi ni’metike aleyye ve ebu’u bi zenbi fağfirli, fe innehu la yağfiruz – zunübe illa enteAmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’l yevmi’l ahiri ve bi’l kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi Teala ve’l Ba’sü bade’l mevti en la ilahe illallahu ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Resulüh. La ilahe illallah Muhammedu’r Resullullah.”Anlamı “Ya Rabbi! Sen benim Rabbimsin. Sana inandım ve güvendim. Sana sığındım. Ellerimi açtım ve yüzümü sana döndürdüm. Kapına geldim, beni kulluğuna kabul et. Adem bugüne kadar gelmiş tüm peygamberlere, kitaplara, meleklere ve ahiret gününe iman ettim. Bu güne kadar işlemiş olduğum tüm günahlarımdan pişman oldum. Bunları bir daha yapmamaya söz veriyorum. Günahlarımı affet, beni bağışla, beni kulluğundan ayırma, ellerimi boş çevirme, kapından kovma Ya Rabbi Beni kötü alışkanlıklarımdan terk etmeyi nasip et. Şeytana uydurma. Bana dayanmak için güç ver. Cehennem azabından koru, beni cennetine dahil et. Cennetinde Peygamber efendimize komşu olmayı ihsan et.”Türkçe Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 1Sübhanekallahümme ve bi hamdik, Allahümmağfirli inneke ente’t-tavvabü’ Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Allah’ım! Beni bağışla. Kuşkusuz Sen tevbeleri kabul eden ve pek merhametli olansın. [Buhari]Türkçe Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 2Okunuşu Estağfirullahe’l-azimellezi la ilahe illa hüve’lhayyu’l-kayyume ve etübü Hayy ve Kayyum olup kendisinden başka ilah bulunmayan yüce Allah’tan mağfiret dilerim, O’na tevbe Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 3Okunuşu Rabbiğfirli ve tüb aleyye inneke ente’ttevabbü’ Rabbim beni bağışla ve tevbemi kabul et. Hakikat, Sen tevbeleri çok kabul eden ve Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 4Okunuşu Sübhanallahi ve bi hamdihi sübhannallahi’lazimi estağfirullahe’l- azime ve etübü Azim olan Allah’ı tesbih ve O’na hamd ederim. Azim olan Allah’a istiğfar eder, O’na tevbe Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 5Okunuşu Estağfirullahe innehu kane Allah’tan af diliyorum. Çünkü Allah bolca Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 6Okunuşu Esteğfirullahe innehu kane Allah’tan af talep ediyorum. Çünkü Allah bolca tevbeleri kabul Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 7OkunuşuRabbiğfir verham ve ente hayru’ Ya Rabbi! Affet, rahmet et, zira Sen rahmet edenlerin en Kısa Tevbe- İstiğfar Duası 8Okunuşu Fağfir lena verhamna ve ente hayru’ “Bizi affet, bize mağfiret gönder. Zira Sen affedenlerin en hayırlısısın.”Tevbe ve İstiğfar Hakkında AyetlerAllah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”Bakara, 2/222“Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah Tevbe/tövbe edenleri bağışlayacaktır.” İsra, 17/25“Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesiz o tövbeleri çok kabul edendir.” Nasr, 110/3“Ey Müminler! Hepiniz top yekun Allah’a tövbe edin.” Nur, 24/31“O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman “Tevbe eden”/ Allah’a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi.” Sad, 38/44.Tevbe ve İstiğfar Hakkında Hadisler“Günde iki kere istiğfar etmeyen kimse kendine zulmetmiş olur.” Ebu Dâvud“Kim yatağına girince üç defa“Estağfirullâhe’l-Azîm ellezî Lâ Ilâhe İllâ Hüve’l Hayyu’l-Kayyûm Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanmamı dilerim” derse, Allah günahlarını deniz suyunun damlaları kadar çok olsa da bağışlar” buyrulmuştur. TirmizîBir adam geldi Resûlullah’a Allah’ın Resulü bir günah işledim’ dedi. Resûlullah işlediğin zaman Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adamİstiğfar ediyorum sonra dönüp tekrar günah işliyorum’ dedi. Resûlullah işlediğinde dön, yine Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam dördüncü kere de aynı şeyi söyleyince, Allah’ın ResulüŞeytan yoruluncaya kadar Rabbinden bağışlanma dile.’ buyurdular. İbn-i Kesir TefsiriÇok Okunanlar Oluşturulma Tarihi Ekim 28, 2020 1236Tevbe istiğfar duası okunuşu ile ilgili bilgiler araştırılıyor. Mevldi Kandili 2020 yılında 28 Ekim’de idrak ediliyor. Müslümanlar bu tarihte bolca ibadet ediyorlar. Peygamber Efendimiz, Günahlarından samimi olarak tövbe eden kimse hiç günah işlememiş gibidir.’ İbn Mâce, Zühd, 30 buyurmuştur. İstiğfar, işlenen günahlardan ve hatalardan dolayı Allah’tan af ve mağfiret niyaz etmek anlamına gelmektedir. Peki Tövbe istiğfar duası nasıl okunur?Tövbe istiğfar duası okunuşu ve anlamı merak edilen konular arasında bulunuyor. Kaynaklarda içeriği bakımından istiğfar anlamı taşıyan pek çok dua vardır. Bir tövbenin makbul olabilmesi için; işlenen günahı terk etmek, günah işlediğine pişman olmak, günahı bir daha işlememeye azmedip söz vermek gereklidir. Peki Tevbe istiğfar duası nasıl yapılır? İşte Tevbe duası Türkçe ve Arapça okunuşuTEVBE İSTİĞFAR DUASI ARAPÇA OKUNUŞUEstağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullahe'l-azim el-kerim. ellezi lâ ilahe illa huve'l-hayyü'l-kayyumü ve etubü ileyhi tevbete abdin zalimin li- nefsihi, la yemlikü li-nefsihi mevten vela hayaten vela nüşüra-h. Ve es-elühü't - tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidayete lena, innehu, hüve't-tevvabü'r-rahimTÖVBE İSTİĞFAR DUASI TÜRKÇE OKUNUŞU VE ANLAMIYa rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma karşı tövbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tövbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm-ü cezm-ü kast ettim. Sen bu tövbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, Yâ daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’ EFENDİMİZİN TEVBE DUASIHz. Peygamberin “Seyyidü’l-istiğfâr” İstiğfârın en güzeli diye nitelediği dua şöyledirAllah’ım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Beni sen yarattın. Ben Senin kulunum; gücüm yettiği kadarıyla Senin ahdin ve va’din üzere bulunuyorum. Yaptığım fenalıkların şerrinden Sana sığınırım. Üzerimde olan nimetlerini itiraf ederim; günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü Senden başka hiçbir kimse günahları bağışlamaz. Buhârî, Deavât, 2Aslında kişinin Rabbine yönelerek içinden geldiği gibi dile getirdiği her türlü bağışlanma duası zaten bir istiğfardır. Tevbe ve istiğfâr ne demektir? Peygamber Efendimizin yaptığı tevbe ve istiğfar duaları var mıdır? Tevbe istiğfar ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Tevbe ve istiğfâr ile ilgili nefsânî arzulara mağlûb olduğu ve îmânın feyiz ve rûhâniyetini yitirdiği zaman günahlara meyleder. Vicdanlarda ahlâkî destek azalınca, ince düşünüş ve rûhî derinlik de kaybolur. İstikâmet sâhibi olma yolunda ciddî bir zaaf ortaya çıkar. Günahlar, tatlı bir mûsikî gibi nefislere hoş gelir ve âdeta vebâlinin ağırlığı hissedilmeden işlenebilir. TEVBE VE İSTİĞFAR NE DEMEKTİR? Hâlbuki insanoğlu, mâsumiyetin saf ve berrak bir aynası gibi cihâna tertemiz olarak gelir. Dîn de bu fıtrî temizliği korumak için Allâh tarafından insanoğluna lûtfedilen bir merhamet tecellîsidir. Dolayısıyla kul, fıtratındaki temizliği muhâfaza edebilir ve dîninin rûhâniyetinden nasiplenerek gaflet perdelerini aralayabilirse, hasbe’l-beşer bir cürüm işlediğinde onun ağırlığını vicdânında hisseder. Onun iç âleminde saklı bulunan fazîlet hisleri incinerek uyanır. Kalbi büyük bir nedâmetle için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır. Günahlar, Cennet’e girme engeli; buna mukâbil amel-i sâlihlerle te’yîd edilen ve gönül yanıklığı ile yapılan tevbeler de Cehennem’den korunma vesîleleridir. TEVBE VE İSTİĞFAR İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur “Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şâyet o günâhı terk edip istiğfâra sarılarak tevbeye yönelirse kalbi cilâlanır. Böyle yapmaz da tekrar günahlara dönerse, siyah noktalar artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. İşte Hak Teâlâ Hazretleri’nin Hayır, doğrusu onların işleyip kazandıkları kötü ameller sebebiyle, kalplerinin üzeri pas tutmuştur.» el-Mutaffifîn, 14 diye zikrettiği durum budur.” Tirmizî, Tefsîr, 83/3334 Diğer bir hadîs-i şerîfte de “Her derdin bir devâsı vardır. Günah derdinin devâsı da istiğfardır.” buyrulmuştur.[1] Beşeriyet îcâbı herhangi bir günâha düşüldüğünde, derhâl tevbe ve istiğfâra sarılmak ve Allâh’a yönelmek îcâb eder. Zîrâ Cenâb-ı Hak, râzı olduğu müttakî kullarını şöyle medhetmektedir “Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman, Allâh’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri günahta bile bile ısrâr etmezler.” Âl-i İmrân, 135 “O müttakîler, geceleri pek az uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfâra devâm ederler.” ez-Zâriyât, 17-18 Cenâb-ı Hak, samîmî bir şekilde tevbe eden kullarını affedeceğini birçok âyette bildirmektedir. Hattâ samîmî nasûh bir tevbe ile kendisine yönelenlerin günahlarını sevâba çevireceğini beyân ederek şöyle buyurur “Ancak tevbe ve îmân edip sâlih ameller işleyenler başkadır; Allâh onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allâh çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sâhibidir.” el-Furkân, 70 Nebiyy-i Ekrem Efendimiz de şöyle buyurur “Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tevbesini kabûl etmek için geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabûl etmek için de gündüz elini açar. Güneş battığı yerden doğuncaya, yâni kıyâmete kadar bu böyle devâm edip gider.” Müslim, Tevbe, 31 Ancak tevbede samîmiyet ve ihlâs en mühim şarttır. Durmadan tevbesini bozan bir kimse, artık şeytanın maskarası olmuş demektir. Cenâb-ı Hak buyurur “…Bilin ki, Allâh’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünyâ hayâtı sizi aldatmasın ve şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” Lokmân, 33 Diğer taraftan tevbe ve istiğfar, dünyâda ve âhirette azaptan kurtuluş vesîlesidir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur “Allah Teâlâ Hazretleri şu âyetle ümmetim için bana iki emân indirdi 1. Sen aralarında olduğun müddetçe Allâh onlara umûmî bir azap indirmeyecektir. 2. Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allâh onlara azâb etmeyecektir. el-Enfâl, 33 Ben aralarından ayrıldığımda, Allâh’ın azâbını önleyecek ikinci emân olan istiğfârı kıyâmete kadar ümmetimin yanında bırakıyorum.” Tirmizî, Tefsîr, 8/3082 Tevbe ve istiğfar, gerçek mâhiyetiyle derûnî bir pişmanlık ve sığınma olması sebebiyle, Allâh’a yaklaşmanın en müessir vâsıtasıdır. Allâh’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin de yegâne vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allah Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır “Şüphesiz Allâh, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” el-Bakara, 222 Peygamber Efendimiz, Rabbimiz’in, insanların tevbelerinden ne kadar hoşnut olduğunu anlatmak için şu misâli vermiştir “Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları fayda etmeyince deveyi bulma ümîdini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecedeki sevincinden ne dediğini şaşırarak –Allâh’ım! Sen benim kulumsun, ben de Sen’in Rabbinim.» diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.” Müslim, Tevbe 7; Tirmizî, Kıyâmet 49, Deavât 99 Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir başka hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurur “Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57 Lâkin kulların en mühim meselesi, tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalptir. Buraya kadar anlattığımız tevbe ve istiğfâr ise bu hâle nâiliyetin sâdece kapısı mesâbesindedir. Bu kapıdan içeri girdikten sonra amel-i sâlihlerde bulunmak da elbette zarûrîdir. Farz, vâcib ve sünnetleri âdâbı üzere edâ ettikten sonra bilhassa kul hakkına titizlik, anne-baba hakkına riâyet, Allâh için infak, bütün mahlûkâta merhamet, şefkat ve af ile yaklaşabilmek gibi güzel hasletlere sâhip olunmalıdır. TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA ÖRNEKLER Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar “Ey insanlar! Allâh’a tevbe edip O’ndan af dileyiniz. Zîrâ ben O’na günde yüz defa tevbe ederim.” Müslim, Zikir, 42 Allah Rasûlü’nün, gelmiş ve geçmiş bütün günahları affedildiği hâlde, devamlı tevbe ve istiğfarda bulunması, Allah Teâlâ’nın bahşettiği nîmetlere bir şükür olduğu kadar ümmetine de üstün bir edep dersidir. Kulun en mühim vazîfesinin, her an Allâh’ı zikretmek ve O’na ibâdette bulunmak olduğunu bilen Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, daha fazla ibâdet etmesi gerektiğini düşünerek her fırsatta tevbe ve istiğfâra sarılırdı. O, aynı zamanda ümmeti nâmına da tevbe ve istiğfâr ederdi. Peygamber Efendimizin Yüz Defa Ettiği Tevbe İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- şöyle der “Biz, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bir mecliste yüz defa Allâh’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabul buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin.» dediğini sayardık.” Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434 Rasûlullâh Efendimiz’in yapmış olduğu tevbe ve istiğfarlar, kendisinin bir hatâsından dolayı değil, Allah Teâlâ’ya daha çok yakınlık kesbetmek ve O’nun rızâsını kazanmak içindir. Efendimiz, her an mânevî terakkî içinde bulunduğundan, dâimâ bir önceki hâl ve makâmı için istiğfâr etmiştir. Peygamber Efendimizin Tevbe Duası Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, son zamanlarında “Ben Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tenzîh eder ve O’na hamd ederim. Allah’tan beni affetmesini diler ve O’na tevbe ederim.” sözlerini sık sık söyler olmuştu. Hazret-i Âişe vâlidemiz “–Yâ Rasûlâllah! Sübhânallâhi ve bi-hamdihî estağfirullâhe ve etûbü ileyh» sözlerini pek sık söylediğinizi görüyorum, bunun sebebi nedir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz “–Rabbim bana ümmetim içinde bir alâmet göreceğimi bildirdi. Onu gördüğümden bu yana bu tesbîhi çok söylerim. Ben o alâmeti, Mekke’nin fethine işâret eden, Allâh’ın yardımı ulaşıp fetih gerçekleşince ve insanların grup grup Allâh’ın dinine girdiklerini gördüğünde Rabbini hamd ile tesbîh et ve O’ndan mağfiret dile! Çünkü Allâh tevbeleri çok çok kabûl edendir.” meâlindeki Nasr Sûresi’nde gördüm.” buyurdu. Müslim, Salât, 220 Seyyidü’l-İstiğfâr Duası Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ümmetine farklı istiğfar şekilleri de tâlim buyurmuştur. Bunların en mühimi, “Seyyidü’l-İstiğfâr”dır ki, bunu Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- bir hadîs-i şerîflerinde şöyle beyân etmiştir “İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lûtfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.»” Rasûl-i Ekrem Efendimiz sözlerine devamla şöyle buyurur “Her kim, bu Seyyidü’l-İstiğfârı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.” Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101 Anne Veya Teyzeye İyiliğin Fazileti Tevbe ve istiğfârı, arkasından yapılacak amel-i sâlihlerle takviye etmek lâzımdır. İbn-i Ömer -radıyallâhu anh- anlatıyor “Bir kişi Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek “–Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkânım var mı?” dedi. Allah Rasûlü “–Annen hayatta mı?” diye sordu. Sahâbî “–Hayır.” dedi. “–Peki teyzen var mı?” dedi. Sahâbî “–Evet, var.” deyince Fahr-i Kâinât Efendimiz “–Öyleyse ona iyilikte bulun. Teyze, anne makâmındadır!” buyurdu. Tirmizî, Birr, 6; Ahmed, II, 13-14 Burada Peygamber Efendimiz, nedâmet ateşiyle yanan ve istiğfarda bulunan sahâbîye, tevbesini amel-i sâlihlerle desteklemesini tavsiye buyurmuştur. Yapılan iyilik ve hayırların kötülüklere keffâret olarak onları yok edeceğini bildirmiştir. Sahabenin Tevbe ve İstiğfarı İhmâli sebebiyle Tebük Seferi’ne katılmayı geciktiren, nihâyet kâfileyi kaçıran Kâ’b bin Mâlik -radıyallâhu anh-, bu hatasından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr etmiş, işlediği kusurun pişmanlığından, dünyâ bütün genişliğine rağmen kendisine dar gelmişti. Tevbesinin kabûl edildiği haberini aldığında ise, sevincinden derhâl secdeye kapandı. İbn-i Mâce, Salât, 192 Daha sonra da bütün mal varlığını Peygamber Efendimiz’e teslîm ederek bununla tasaddukta bulunmasını istedi. Ancak Allah Rasûlü, malının yarısını infâk edip, diğer yarısını da ehline bırakmasını tavsiye buyurdu. Buhârî, Megâzî, 79 Zîrâ Allah Rasûlü, herkesin infâkını kalbî durumuna göre kabûl ederdi. Çünkü sonunda pişman olarak infaklarının ecrini zâyî etmelerini istemezdi. Tevbe ve İstiğfar Her Türü Sıkıntıyı Giderir Cenâb-ı Hak, tevbe ve istiğfâr eden kullarını her türlü sıkıntıdan kurtarır ve onlara pek çok lûtuflarda bulunur. Bir defâsında Hasan-ı Basrî Hazretleri’ne dört kişi gelerek biri kuraklıktan, diğeri fakirlikten, öteki tarlasının verimsizliğinden, bir başkası da çocuğunun olmayışından şikâyette bulunmuş, Hazret’ten himmet talep etmişlerdi. Bu büyük velî, onların her birine de istiğfârı tavsiye etti. Yanındakiler kendisine “–Efendim, bu kimselerin dert ve sıkıntıları farklı farklı, lâkin siz hepsine de aynı şeyi tavsiye ettiniz?!” dediler. Hasan-ı Basrî Hazretleri onlara şu âyet-i kerîmeyi okuyarak cevap verdi “Rabbiniz’den mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. Mağfiret dileyin ki üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsân etsin, sizin için ırmaklar akıtsın!” Nûh, 10-12 İbn-i Hacer, Fethü’l-Bârî, XI, 98; Aynî, Umdetü’l-Kârî, Beyrut ts. XXII, 277-278 Tevbeyi Geciktirmeyin Şeytanın iğvâsına aldanarak tevbeyi geciktirmek, en büyük israflardan biri olan ömür isrâfıdır. Akıllı bir mü’min, tevbede acele etmeli ve kendisini son nefese hazırlamalıdır. Rivâyete göre bir terzi, sâlihlerden bir zâta “–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Allah Teâlâ, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabûl eder.» Tirmizî, Deavât, 98/3537 hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz?” diye suâl etti. O zât da sordu “–Evet, böyledir. Ama senin mesleğin nedir?” “–Terziyim, elbise dikerim.” “–Terzilikte en kolay iş nedir?” “–Makası tutup kumaşı kesmektir.” “–Kaç seneden beri bu işi yaparsın?” “–Otuz seneden beri.” “–Canın gırtlağına geldiği zaman, kumaş kesebilir misin?” “–Hayır, kesemem.” “–Ey terzi! Bir müddet zahmet çekip öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin? Bugün gücün kuvvetin yerinde iken tevbe eyle! Yoksa son nefeste istiğfar ve hüsn-i hâtime nasîb olmayabilir... Sen hiç Ölüm gelmeden evvel tevbe etmekte acele ediniz!» Münâvî, V, 65 sözünü işitmedin mi?” Bunun üzerine terzi ihlâsla tevbeye sarıldı ve sâlihlerden oldu. Zîrâ Peygamber Efendimiz, insanların nasıl yaşarlarsa o hâl üzere öleceklerini ve nasıl ölürlerse öyle haşredileceklerini haber vermiştir.[2] Günah Hastalığının İlacı Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri ilâç yaparken rastladığı bir hekime “–Ey hekim! Sende benim hastalığıma da ilâç var mı?” dedi. Hekim “–Hastalığın nedir?” diye sorunca Bâyezîd Hazretleri “–Günah hastalığı...” cevabını verdi. Hekim ellerini iki yana açarak “–Ben günah hastalığının ilâcını bilmem.” dedi. O esnâda orada bulunmakta olan meczup bir genç söze karışıp “–Baba, senin hastalığının ilâcını ben biliyorum.” dedi. Bâyezîd Hazretleri de sevinçle “–Söyle ey delikanlı!” dedi. Halkın meczup gördüğü, ancak hakîkatte ârif biri olan genç, günah hastalığının ilâcını şöyle târif etti “–On dirhem tevbe kökü ile on dirhem istiğfar yaprağı al! Bunları kalp havanına koy! Tevhîd tokmağı ile döv! İnsaf eleğinden geçir! Gözyaşlarıyla yoğur! Aşk ve nedâmet fırınında pişir! Böylece oluşacak olan macundan her gün beş kaşık al; hastalığından eser kalmaz!..” Bunları dinleyen Bâyezîd-i Bistâmî, içini çekti ve “–Senin gibi âriflere mecnun diyerek kendilerini akıllı sananlara eyvahlar olsun!..” dedi. Daima Tevbe ve İstiğfar Edin Hâsılı, hatâ işlemekten sâlim olmayan insanoğlunun, tevbe ve istiğfârı hiçbir zaman dilinden düşürmemesi, niyetini de amel-i sâlihlerle tescil ve takviye etmesi zarûrîdir. İstiğfarlar ve amel-i sâlihler, Allâh’a kul olmanın bir îcâbıdır. Âyet-i kerîmede buyrulur “Ey insanlar! Allâh’ın vaadi gerçektir, sakın dünyâ hayâtı sizi aldatmasın ve o aldatıcı şeytan da Allâh hakkında sizi kandırmasın!” Fâtır, 5 Nefs ve şeytana uyarak tevbeyi ömrün sonlarına bırakmak, âkıbeti hüsrân olan en büyük bir aldanıştır. O hâlde tevbe ve istiğfarda acele etmek, samîmî olmak ve amel-i sâlihlerle istikâmetlenmek îcâb eder. Bu hâl, kulu belâ ve musîbetlerden muhâfaza ettiği gibi, ilâhî lûtuf ve nîmetlere de nâil kılar. Dipnotlar [1] Deylemî, el-Firdevs bi-Me’sûri’l-Hitâb, Beyrut 1986, I, 136. [2] Bkz. Müslim, Cennet, 83; Münâvî, V, 663. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Tevbe-i İstiğfar Duası Tevbe-i istiğfar duası Arapça ve Türkçe Tevbe, istiğfar duâlarının manası, yaptığımız bütün günahlara pişmanlık duyduğumuzu ifade etmemiz, bundan sonraki hayatımızda bir daha böyle günah ve kusurları işlemeyeceğimize Rabbimize söz vermemizdir. Günah ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü'min, önce şu istiğfar duâsını huşû ile okur "Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm." "Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır." "Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve'l-bâsü bade'l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.'' -NOT- Tevbe-i İstiğfar duasını android uygulama olarak google play store den indirip cep telefonunuza yükleyerek her zaman ulaşabilir okuyup ezberleyebilirsiniz,Ayrıca uygulamada namazdan sonra yapılabilecek örnek dua da bulunmaktadır. Etiketler tevbe duası, tevbe duasi, tevbei istiğfar, tevbei istiğfar duası ve abnlamı, tevbe duası türkçe, tevbe duası arapça, istiğfar duası türkçe Yazdır e-Posta

tevbe istiğfar duası arapça harekeli