🥌 Türkçe Olmayan Kelimeler Ve Nedenleri

lPTb. Geçmiş "elde olmayan nedenler" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları 2 sonuç Kategori Türkçe İngilizce General 1 Genel elde olmayan nedenler reasons beyond one's control i. Trade/Economic 2 Ticaret/Ekonomi elde olmayan nedenler beyond control i. "elde olmayan nedenler" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları 1 sonuç Kategori Türkçe İngilizce Insurance 1 Sigortacılık elde olmayan nedenler ve koşullar altında anlaşmanın yerine getirilememesi sonucu sözleşmenin iptali frustration i. Pronunciation of elde olmayan nedenler Terim Seçenekleri Dillerin en güzel özelliği bize kendimizi ifade etmemizi sağlayan kelimeler sunmaları. Homurtular çıkardığımız ya da yüz ifadeleriyle duygularımızı anlatmaya çalıştığımız günler geride kaldı. Her ne kadar İngilizce 750,000’den fazla kelimeden oluşsa da, bazen bir kelimeyle ne yaşadığımızı ifade etmek imkansız oluyor. İşte farklı dillerden İngilizce çevirisi olmayan kelimeler listesi, yabancı güzel kelimeler1. WALDEINSAMKEIT ALMANCA“Ormanda bir başınayken, yalnızlık ve doğaya bağlanma hissi.”Bazen kendimizi, hayatlarımıza öyle bir kaptırıyoruz ki stres ve sorumluluklar altında eziliyoruz. İşte böyle anlarda Waldeinsamkeit yaşamamız gerekiyor Ruh halini dengelemek için ormanda yürüyüşe ya da tırmanmaya çık. Kendine zaman ayırmak asla kötü bir şey değildir. Hele ki etrafın doğa ile kaplıysa…2. WABI-SABI JAPONCA“Kusurlar içinde güzelliği bulmak.”Mükemmel diye bir şey yoktur. Hiçbir şey. Evet, bazen, Nutella’lı bir kahvaltı mükkemmele yaklaşabilir. Ama işin güzelliği bu zaten! Kusurlarımız ve eksikliklerimiz bizi biricik, özel ve güzel yapan şeylerdir. Japoncayı dinle ve o küçük kusurları SAUDADE PORTEKİZCE“Çok sevdiğin ama asla geri dönmeyecek birini ya da bir şeyi özleme hissi.”Bana umutsuz romantik diyebilirsin, ama ben bu kelimeye aşığım resmen. Tek bir kelime içinde nostalji, melankoli, aşk, mutluluk, üzüntü, boşluk ve istek yani bir ömrün tüm duyguları YA’ABURNEE ARAPÇA“O kişi olmadan yaşamanın hayal bile edilemez olması sebebiyle, bir kişiden önce ölme umudu”Shakespeare’in Romeo ile Juliet’i ile duygulanabilir ya da muhteşem Winnie the Pooh’dan Ya’aburnee kelimesinin anlamını basitçe açıklayan şu sözleri alıntılayabiliriz “Eğer sen yüz yaşına kadar yaşayacaksan, ben yüz eksi bir gün yaşamak istiyorum, böylece asla sensiz yaşamak zorunda kalmayacağım.”YURT DIŞI EĞİTİM İÇİN ÜCRETSİZ FİYAT KATALOGU5. 缘分 ya da YUÁNFÈN MANDARİN/ÇİNCE“The fate between two people.”“İki insanın kader bağı.”Yuánfèn, bir ilişkinin önceden belirlenmiş ya da alın yazısı olması görüşünü tanımlar ve atasözü olarak bolca kullanılır 有緣無份 yǒu yuán wú fèn “kısmetsiz bir kaderi olmak” anlamına gelir. Yani, Romeo ile Juliet’ten örnek verecek olursak, bu kelimeyi, “bir çiftin bir araya gelmesi ama birlikte olamaması, bu çiftin alınyazısıdır” anlamında kullanabiliriz. Sofistike bir ayrılık yazgısı olarak da kullanılan bir düşünce.6. FORELSKET NORVEÇÇE“Aşık olmaya başlayınca hissedilen coşku.”Bu herhalde dünyanın en iyi duygularından biri kelebekler, gülücükler, mutluluktan havalara uçmalar. Forelsket, cebinde 20 dolar bulmak, bedava tatlı almak, ya da büyük pizza parası ödemişken ekstra büyük pizza aldığını fark etmek gibi bir şey.7. KILIG TAGALOG“Genellikle romantik bir şey yaşandığında, karnında kelebekler uçuyormuş gibi hissetme.”Kilig sözcüğünün, Forelsket’in Avustronezyan versiyonu olduğuna eminim. İlk öpüştüğün zaman olduğu gibi sadece keyfe kapıldığında oluşan o karnındaki karıncalanma hissi!8. COMMUOVERE İTALYANCA“İçinizi ısıtan ve gözlerinizi yaşartan bir hikaye”Aslında, içinde köpek olan her film bende bu etkiyi yaratıyor. Doğrudan Commuovere deneyimlemek istiyorsan, Hachiko adlı filmi izle. Gerçek hayat hikayesine dayalı bu filmde, bir köpek her gün tren istasyonunda sahibini bekliyor ve sahibinin ölümünden yıllar sonra bile her gün beklemeye devam ediyor. Tamam, şimdi ağlayabilirsin.9. DEPAYSEMENT FRANSIZCA“Kendi ülkende olmamaktan doğan his; yabancı olma.”Memleket özlemi çekmek gibi, ama daha yoğun bir his. Gerçekten ait olmadığını hissetmek gibi. Güzel bahçesinden sökülüp pencere kenarında küçük bir saksıya atılmış bir çiçek DUENDE İSPANYOLCA“Bir sanat eserinin kişiyi derinden etkileyen gizemli gücü.”Duende sıkça Flamenko ile bağdaştırılır, ama genellikle her çeşit sanatsal performansın güzelliklerinden birini tanımlar. Bir şeyler hissetmeni sağlar. İspanyol ve Latin Amerika mitolojisinde Duende, cin gibi ufak tefek bir yaratıktır ve küçük çocukları terbiye HIRAETH GALCE“Romantikleştirilen geçmişe ya da anavatana duyulan özel bir özlem.”Hiraeth, vatan hasreti çekmek ya da geçmişinin bir bölümünü hatırlamak gibi bir şey. Örneğin; tüm arkadaşlarınla bir arada olduğun üniversite yılları. O yıllarda o kadar güzel anılar paylaşmışsındır ki hayatının o dönemini tekrar yaşamak MAMIHLAPINATAPEI YAGAN“Bir şeyleri başlatmayı arzulayan ama ilk adımı atmaya isteksiz olan iki kişinin sözsüz, manidar bakışması.”Eğer birine aşık olduysan, Mamihlapinatapei’yi deneyimlemişsin demektir. Bu deneyim, bu Yagan sözcüğü telaffuz etmek kadar da zordur ayrıca. Tierra del Fuego’nun yerel dillerinden biridir Yagan. Mamihlapinatapei aynı zamanda dünyanın en özlü ve çevirmesi en zor kelimelerinden biri olarak TOSKA RUSÇA“Genelde belli bir sebep olmadan aşırı bir ruhsal ıstırap çekme hissi; özlenecek bir şey olmadan özleme hali.”Bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğin ve bir şeylerin eksik olduğunu da bildiğin ama tam olarak neyin eksik olduğunu bilemediğin zamanlarda hissettiğin şey işte. Bu duygu insanı çıldırtır. Dilimizde karşılığı olmayan ifadeler, çoğu zaman yoğun olarak yaşadığımız fakat bir türlü anlatamadığımız duyguların tercümesi olabiliyor. Anlatmakta güçlük çektiğimiz, olayları anlatabilmek için onlarca kelime sarfettiğimiz durumları ifade etmek aslında çok kolay. Düşünülmediğinden midir bilinmez, dilimizde sözlük karşılığı bulunmayan fakat dünya üzerinde kullanılagelen bu kelimeler tam da birçoğumuzun ilacı olacak şekilde. 1- SAUDADE Portekizce “imkansız şeyler için duyulan arzu, yitirilene özlem” “Saudade” Portekiz dilinde, gerçekleşmeyen veya muhtemelen gerçekleşmeyecek bir şey için duyulan belli belirsiz, sürekli arzuyu’ ifade ediyor. Aynı zamanda sevilen ve yitirilen kişi veya nesne için duyulan nostaljik özlem’ anlamını da taşıyor. 2- FORELSKET Norveççe “Aşık olunan andaki heyecan duygusu.” Şüphesiz aşık olunduğunu tarif etmek için mide kelebeklenmesinden başlayarak uzunca bir kelimeler ve benzetmeler yığını oluşturuyoruz. Oysa Norveç’te bu durum oldukça basit! “Forelstket” Kelimenin tam karşılığı ise, aşık olmaya başlarken yaşanan ve tarif edilemez olan coşku. 3- KINTSUGI Japonca “Kusurlu olmak güzeldir.” Kırılan bir nesnenin eskisinden daha güzel ve daha değerli hale getirilebileceğini anlatmak için kullanılan bir sözdür. Kelimenin tam manası, kırık ve çatlak nesnelerin altın kullanılarak onarılması esasına dayanan eski Japon sanatını işaret etmektir. Anlamını aldığı felsefeye göre, hayat tüm kusurları ile değerlidir. Bu nedenle “kintsugi” ile kırık izleri gizlenmek yerine daha da vurgulanır, amaç yaşanmışlık ve kusuru daima kutsamaktır. 4- TSUNDOKU Japonca “Okunmamış kitaplardan oluşan istif” Kitap alırken yaşadığımız heyecanı ne yazıkki sonrasında getiremeyebiliyoruz. Satın aldığımız fakat okumak için fırsat bulamadığımız, bir şekilde okuyamadığımız atıl durumdaki kitapları ifade etmek için düşünülmüş bir sözcük “tsundoku”. Japonların müsrifliğe olan aşırı duyarlılığının bir ürünü sayılabilecek bu kelime, bir kitabı satın aldıktan sonra okumamak ve diğer okunmamış kitaplarla birlikte istif yığın hâlinde bırakmak durumunu anlatır. 5- TREPVERTER Yidiş Dili “zamanında kullanılmamış, henüz akla gelen cevap ya da karşılık” Öncelikle Yidiş, yaklaşık 1000 yıldan fazla bir süredir Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudîleri tarafından kullanılan bir dil. Bu dile mensup enteresan bir kelime olan “trepverter”, net kelime anlamıyla, kullanmak için çok geç olduğunda akla gelen cevap ya da karşılık’ demek. Literatürde ise “merdiven sözcükleri” olarak ifade ediliyor. 6- WABİ-SABİ Japonca “yaşam ve ölüm döngüsü kabulüyle, kusurlarda güzellik bulma” Kabul edelim Japonlar kırılan, dökülen bir şekilde kusurlu olan şeyleri tedavülden kaldırmak yerine kullanıma açmayı, yıkıcı olmak yerine hayata kazandırmayı ilke edinmiş. Yaşamın tüm olumsuzluklarıyla birlikte başlangıcı ve sonu olan, içine güzellikler doldurabileceğimiz bir gerçeklik olduğu kabul edilmiş. E haliyle yaşam ve ölüm döngüsü kabul edilerek kusurlarda güzellik bulma’ durumunu ifade etmek adına “webi-sabi” kelimesini kullanmaları yaşamlarının bir parçası. 7- GURFA Arapça “avuç içinde biriktirilebilecek su” Hangimiz yapmadıkki düşen yağmur damlalarına avuç açıp biriktirme işini! Arapça’da yağmur damlalarını avuçta biriktirme eylemi önemsenmiş olacak ki bir avuç içinde tutulabilecek su miktarını’ ifade etmek için “Gurfa” kelimesi türetilmiş. 8- KOMOREBİ Japonca “yapraklar arasından yansıyan güneş ışığı” Japonca’nın evren ve yaşam üzerine kelimeleri günlük kullanımda da oldukça yerleşmiş. Gün döngüsü içerisinde güneş ışıklarının varlığı ve farkındalığı için türetilen “komorebi” kelimesi, ağaç yaprakları arasından süzülen güneş ışığı’ anlamına geliyor. 9- FIKA İsveççe “günlük rutinden uzaklaşma amacıyla, bi’ evde veya kafede kahve içmek, hamur işi yemek için birlikte toplanılması” İsveç dilinde, günün yoruculuğu ve koşuşturmacasına ara vermek için mola mahiyetinde kullanılan”fika”, muhabbet etmek ve kaçamak yapmak için, bir kafede ya da birisinin evinde toplanarak saatlerce kahve içmek, hamur işi yemek’ anlamında. 10- COMMUOVERE İtalyanca “kalpleri ısıtan anlatılar, göz yaşartıcı hikayeler” Bu kelimeyi duymuş olmanız muhtemel. “Commuovere”, genellikle “kalpleri ısıtan” anlamını taşıyor. Kelimenin aslı ise göz yaşartan hikâyeleri anlatma, anımsama’ niteliğinde olması. Eski Türkçe kelimeler, genellikle kulağa hoş gelen konuşmaların dikkat çeken noktalarıdır aslında. Dil veya lisan; insanların duygu ve düşüncelerini anlatabildikleri, birbirleri arasında anlaşabilmelerini sağlayan bir araçtır. Her dilin, kendi içerisinde bir düzeni ve kuralları bulunur. Bir kelimenin ise aynı dil içerisindeki anlamı sabittir. Ancak bazı kelimeler vardır ki ilk duyduğumuzda ne anlam ifade ettiğini hemen algılayamayız. Bunlar çoğunlukla başka dillerden geçmiş veya aynı dilin farklı kökenlerinden türetilmiştir. Bu makalemizde dilimize, özellikle Arapça ve Farsçadan geçmiş olan, kulağa hoş gelen eski Türkçe kelimeler ve anlamları üzerine güzel bilgiler vereceğiz. Günümüzde genellikle büyüklerimizden duyduğumuz; safderun, munis, vaveyla, payidar, feveran gibi daha birçok kelimenin anlamını ve etimolojisini sizler için bir araya getirdik. değerli okuyucuları için hazırladığımız bu yazıda, eski Türkçe kelimeler ve anlamları daha iyi kavranması için örnek cümleler ile birlikte verilmiştir. 1 Müteşekkir Dilimize Arapçadan geçmiş olan müteşekkir kelimesi, teşekkür kelimesinden türetilmiştir. Şükran, memnuniyet ve minnet anlamları içerir. Müteşekkir kelimesinde karşılıksız yapılan bir iyilik için duyulan minnettarlık ifade edilir. Kelimeyi şöyle bir cümle içinde kullanarak daha iyi anlamaya çalışalım; “İş bulmam konusunda bana yardım ettiğiniz için, size öyle müteşekkirim ki anlatamam.” 2 Namütenahi Sıfat özelliğinde olan kelimemiz Farsça “na”, Arapça “mütenahi” köklerinden türetilmiştir. Anlam olarak, sonsuz, ucu bucağı ve nihayeti olmayan demektir. Aslında Arapça olan mütenahi sonlu anlamına gelir. Başına gelen -na eki ile bu kelime olumsuzlaştırılmış yani sonu olmayan anlamı kazandırılmıştır. Sevgili Sait Faik Abasıyanık namütenahi kelimesini bir dizesinde şu şekilde kullanmıştır. “Öğleye yakın bu sis dağılınca gökyüzü namütenahi açılıyordu.” İlginizi Çekebilir Yeni Bir Dil Öğrenmenin En Eğlenceli Yolları 3 Zevahir Yine Arapça kökenli bir kelime var sırada. Zahir kelimesinden türetilen zevahir, dış görünüm anlamına gelir. Bir kişinin veya bir eşyanın dışarıdan görünen dış yüzü demektir. Günümüzde ise sıklıkla “zevahiri kurtarmak” şeklinde kullanılır. Yani bir kişinin karizmasını düzeltmesi veya yapılan bir işte alelacele durumu toparlamak olarak kullanılır. Kelimemiz, ses sanatçısı Seden Gürel’in yıllar önce söylediği bir şarkıda şu şekilde geçiyor; “Çalkala hadi adamım Devrine, durumuna göre çalkala Hadi kitabına uyduralım Hadi aleme karşı zevahiri topla” 4 Ehvenişer Arapça kökenli olan kelime, kötülerin arasında daha iyisi anlamı içerir. Günümüzde bu kelimeyi kötünün iyisi ifadesiyle kullanırız. Kötü şeyler arasında seçim yapıldığında, daha az kötü olanlar için ehvenişer kelimesi kullanılır. Yani iki kötü arasında daha hafif olanıdır. Bu kelimeyi ilk kez, Türkiye’nin ilk kadın romancılarından biri olan Halide Edip Adıvar, Birinci Dünya Savaşı sonlarında şu cümle içerisinde kullanmıştır “Bütün eski ve yeni Türkiye hudutlarına şamil olmak üzere, muvakkat geçici bir Amerikan mandasını ehven-i şer olarak görüyoruz.” Tavsiye Ederiz Dünyada Yok Olmak Üzere Olan 10 Dil 5 Zeyrek Uyanık, akıllı, güçlü hafızalı, anlayışlı ve zeki anlamına gelen zeyrek kelimesi dilimize Farsçadan geçmiştir. Halk arasında işinin ehli, eli uz ve usta gibi anlamlarda kullanılan zeyrek kelimesi bir de keten tohumu anlamında kullanılır. Erkek ismi olarak da kullanılan zeyrek kelimesini bir cümle içinde kullanarak anlamı kuvvetlendirelim. “Sınıftaki esmer, uzun boylu çocuk her soruya verdiği kusursuz cevaplarla ne kadar zeyrek biri olduğunu gösteriyor.” 6 Meyus Üzgün, ümitsiz, karamsar ve kederli gibi anlamları olan kelimenin kökeni Arapçaya aittir. Ümitsizlik anlamındaki “yeis” kelimesi ile aynı kökten gelmektedir. Daha çok olaylar karşısında düşülen bıkkınlık, yorgunluk hali ve karamsarlığı ifade eder. Meyus kelimesini şöyle bir cümle içinde kullanacak olursak; “KPSS’de aldığı puanla bu yıl da atanamayınca, yeni dönem için yazıldığı dershaneye meyus bir şekilde gitti.” İlginizi Çekebilir Tarihin Gizemine Işık Tutan Dünyanın En Eski Dilleri 7 Girift Farsça kökenli olan kelimemiz genel olarak karışık anlamına gelir. Eş anlamlısı girişik olan girift kelimesi; iç içe girmiş, karmaşık, birbirine dolaşmış ve çapraşık gibi anlamlar içerir. Farsçadan gelen kelime aynı zamanda neye benzeyen, üflemeli bir çalgı türü için de kullanılır. Bu müzik aletini çalan kişiye ise giriftzen adı verilir. Girift kelimesini basit bir cümle için şu şekilde kullanabiliriz; “Öğrenci sınav kağıdını öyle girift bir şekilde yazmış ki, ne okuyabildim ne de anlayabildim.” 8 Haddizâtında Aslına bakacak olursak, esasında, aslında anlamları içeren kelime dilimize Arapçadan geçmiştir. Kelimenin etimolojisini inceleyecek olursak; had Arapçada sınır demektir, zat ise kişilik ve öz anlamlarına gelir. Bu anlamları göz önünde bulundurursak, herhangi bir konu hakkında açıklama yaparken, aslında kelimesi ile hem önceki cümlelerden ayrılmış hem de kişinin kendi görüşlerinin dile getirildiği yeni bir açıklama yapılacağının işareti verilmiş olur. Bu güzel kelimeyi cümle içinde kullanarak daha iyi anlamaya çalışalım. “Ne dostluk, ne sevgi ne de arkadaşlık, haddizâtında günümüzde gerçek olan tek şey, kişinin kendi menfaati olmuş.” 9 Safderun Günümüzde sıradan kelimelerle anlatılan ifadeler, eskiden ne kadar da zarif bir şekilde kullanılmış öyle değil mi? Safderun da işte bu güzel kelimelerden biri. Saf, temiz kalpli, kolayca aldatılabilen anlamlarına gelen kelimemiz kökenini Arapça ve Farsçadan alıyor. Arapça “saf” ve Farsça “derun” kelimelerinin birleşiminden oluşan safderun temiz yürekli kimse anlamına gelmektedir. Türk edebiyatına sayısız şiir ve roman vermiş olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu safderun kelimesini bir dizesinde şu şekilde kullanmış; “Tabanlarına indirilecek sopaların canını daha ziyade acıtacağını anlamayacak kadar da safderun değildi.” 10 Feriştah Bir işi yapan en iyi kişi, işin ehli, uzmanı ve en yetkili kimse anlamına gelen feriştah kelimesi de Farsçadan dilimize geçmiştir. Günümüzde belki de en sık kullanılan eski Türkçe kelimeler arasında yer alır. En üstün ve en iyi anlamına gelen kelime melek anlamındaki “firişte” kelimesinden türetilmiştir. Anlamı pekiştirmek adına kelimemizi bir cümle içerisinde kullanalım. “Feriştahı gelse bu dersi benden daha iyi anlatamaz.” 11 Sirayet Listemizde bu kez genellikle tıp alanında kullanılan terimsel bir kelime yer alıyor. Yayılma, dağılma gibi anlamlarının yanında daha çok hastalıklar için kullanılan sirayet kelimesi; bulaşma, başkalarına geçme anlamında kullanılır. Kelime dilimize Arapçadan geçmiştir. Bir cümle içinde kullanmak istersek; “Verem öksürük ve hapşırık gibi yollarla kolaylıkla sirayet eden bir hastalık olduğundan, hasta yakınlarının da önlem alması şarttır.” 12 Canhıraş Farsça kökenli olan kelime yürek parçalayan, iç tırmalayan ve dayanılamayacak şekilde üzüntü veren anlamlarına gelir. Bildiğimiz can kelimesi ile, tırmalayan anlamındaki hıraş kelimelerinden oluşmuştur. Anlamını bilmeseniz bile, duyduğunuz anda bir hüzün hissi uyandıran canhıraş kelimesine cümle içinde de yer verelim. “Adana’daki şehit cenazesinde öyle canhıraş feryatlar kopuyordu ki… Teröre bir kez daha lanet etmekten başka elimizden bir şey gelmedi.” 13 Vaveyla Yine feryat anlamı içeren bir kelime var sırada. Ancak, çığlık ve bağırma anlamlarına da gelen vaveyla kelimesi, canhıraş gibi elem içermiyor. Kökleri Arapçaya dayanan vaveyla kelimesini daha çok, herhangi bir olay karşısında duyulan şaşkınlık ve acı karşısında atılan çığlıklarda kullanırız. “Evde hırsızı görünce öyle bir vaveyla basmışım ki, tüm komşular sesime koştu.” Tavsiye Ederiz Yabancı Dil Öğrenmek için Bilmeniz Gereken 11 Altın Kural 14 Munis Dilimize Arapçadan giren munis kelimesi; cana yakın, yumuşak, sevimli, sıcakkanlı, uysal ve uyumlu gibi anlamlara gelmektedir. Sıfat olarak ise alışılmış ve yabancı olmayan gibi anlamları içerir. Büyüklerimizin zaman zaman kullandığı munis kelimesini bir cümle içinde kullanarak, siz değerli okuyucularımızın aklında netlik kazanmasını sağlayalım. “Yeni gelen öğrenci o kadar munis bir çocuk ki, tüm sınıfla kısa zaman içerisinde arkadaşlık kurmayı başardı.” 15 Fevkalbeşer Eski Türkçe kelimelerimizden oluşan listemizde sırada çok enteresan bir kelime var. Kelimemiz insanüstü anlamına geliyor. Dilimize Arapçadan gelen fevkalbeşere; fevk kelimesiyle üstünlük anlamı kazandırılmış. Dilimizde daha çok; elimden gelenin fazlasını yaptım, var gücümle çalıştım gibi anlamların yerine kullanılır. “Evin taşınmasında fevkalbeşer bir güçle yardım eden kuzenime ne kadar teşekkür etsem azdır.” 16 Mukadderat Eski olmasına rağmen günümüzde de çok fazla kullanılan bir kelime var sırada. Yine Arapça kökenli olan kelimemiz, yazgı ve kader anlamlarına gelmektedir. Takdir kelimesinden türetilmiş olan kelime, kader kelimesinin anlamında olduğu gibi, meydana gelmesi kaçınılmaz olan durumları ifade eder. Diyecek başka bir söz kalmadığında sığınılan kelime de diyebiliriz. “Kocasından her gün şiddet görmesine rağmen, ne yapalım mukadderat böyleymiş diyerek yıllarını çürüttü.” 17 Sarfınazar Türkçemize Arapçadan gelen kelime; görmezden gelme, vazgeçme, dikkate almama gibi anlamlara gelmektedir. Eğer kendinden önce gelen kelime -den ekiyle bitiyorsa cümleye; hesaba katılmasa da, sayılmasa da, göz ardı edilse de anlamları katar. İsim türünde olan kelime sarf ve nazar kelimelerinin birleşiminden oluşur. Kelimemizin cümle içerisinde kullanımı şöyle; “Makale üzerindeki yanlışları söylememe rağmen, sarfınazar tavrıyla yine aynı hataları yapıyordu.” 18 Berceste Farsça kökenli olan berceste kelimesi; güzel, seçilmiş, değerli anlamlarına gelir. Ber üzeri anlamını karşılarken, ceste ise sıçramış demektir. Bu iki kalıbın birleşiminden oluşan berceste kelimesi bu nedenle seçilmiş anlamında kullanılır. Aynı zamanda bir kadın ismi olarak kullanılabilen berceste kelimesi edebiyatta; ince anlamlı, latif, güzel, kolayca hatırlanan, sanat değeri yüksek ve yapısı sağlam dizeler için kullanılır. Örneğin Osmanlı’nın en önemli padişahlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü sözü; “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” cümlesi, bir berceste örneğidir. “Türk divan edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Şeyh Galip, en ünlü dizelerini birer berceste örneği olarak yazmıştır.” 19 Hissikablelvuku Sırada benim en sevdiğim ve listemizde mutlaka olması gereken bir kelime var. Çünkü son zamanlarda yapılan televizyon dizilerinde bu kelimeye çok rastlıyoruz. Türkçemize Arapçadan girmiş olan hissikablelvuku, önsezi demektir. Olacakları önceden hissetmek, tahmin etmek ve içine doğmak gibi anlamlara gelir. Günümüzde bu kelimeye benzer olarak altıncı his ifadesi kullanılmaktadır. Peyami Safa şu dizelerinde hissikablelvuku kelimesine yer vermiştir. “Kamil o adamlardan biridir ki hayatının her anında harikulade bir vakanın hissikablelvukuunu taşır. Her adımda başına mühim bir şey geleceğini hisseder.” 20 Pâyidar Kökeni Farsça olan pâyidar kelimesi; ölümsüz, sonsuza kadar yaşayacak olan, kalıcı ve devamlı anlamlarına gelir. Genelde bir kişi tarafından yapılan cami, okul, yardım vakfı için bu kelimeyi kullanırız. Pâyidar kelimesiyle cümleye, yapılan iyiliğin sonsuza kadar yaşayacağı anlamı katılmaktadır. Türk edebiyatının usta kalemi Yaşar Kemal, 1955 yılında yazdığı İnce Memed kitabında pâyidar kelimesini şu cümle içerisinde kullanmıştır “Zulüm hiçbir zaman pâyidar olamamıştır.” 21 Tahayyül Hayal kelimesinden türetilen tahayyül kelimesi, dilimize Arapçadan geçmiştir. Bir şeyi hayal etme, imgeleme, zihinde canlandırma, gözünün önüne getirme gibi ifadelerin yerine kullanılır. Türkçemizde ise daha çok tahayyül etmek kalıbıyla kullanılır. “Bu yaz öyle güzel bir tatil tahayyül ediyorum ki, anlatsam sen de bana katılmak istersin. 22 Tumturak Tumturak kelimesi; ihtişam, gösteriş, debdebe ve görkem anlamlarına gelmektedir. Kelimenin kökeni için bazı kaynaklar Arapça, bazıları Farsça olduğunu söylemektedir. Bir anlamı kuvvetlendirmek için kullanılan gereksiz yabancı kelimeler için de tumturak ifadesi kullanılır. Usta şair Attilla İlhan, Elde Var Hüzün adlı şiirinde tumturak kelimesine yer vermiştir. “Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün” 23 Müşkülpesent Zor beğenen, her şeye kusur bulan, titiz, bahaneler uyduran kimseler için müşkülpesent kelimesi kullanılmaktadır. Kelime Arapça müşkil zor ile, Farsça pesend beğenen kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Günümüzde müşkülpesent kelimesinin kullanımına sıklıkla rastlarız. Şöyle bir cümle içinde kullanarak, akılda daha kalıcı olmasını sağlamaya çalışalım. “O kadar müşkülpesent bir insan ki, tüm gün dolaştık ama yine de bir koltuk takımı beğenemedi.” 24 Lâyetezelzel Telafuzu oldukça zor olan kelime dilimize Arapçadan girmiş. Sarsılmaz ve güvenilir gibi anlamlar içeriyor. Kelimenin bileşimindeki tezelzül sarsıntı anlamına gelmektedir. Daha çok Osmanlı Dönemi’nde kullanılan kelimeyi en güvendiğimiz dostlarımız için kullanabiliriz. “Çağrı kadar lâyetezelzel bir dost daha tanımadım ömrümde.” 25 Efsunkâr Farsça kökenli olan efsunkâr kelimesinin anlamı; büyülü, karşı konulamayacak kadar etkileyici demek. Efsun kelimesini sanırım hepimiz biliyoruz; büyü anlamına gelir. Sonuna gelen -kâr eki, kelimeyi “büyülü” olarak değiştirmiştir. Günlük kullanımdan ziyade şiirlerde yer verilen efsunkâr kelimesine Namık Kemal, Hürriyet Kasidesi’nde şu şekilde yer vermiştir “Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet, Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten.” 26 Perdebîrun Farsça kökenli olan perdebîrun kelimesi; açık saçık konuşan, utanması olmayan, edepsiz, terbiyesiz şeyler söyleyen kişiler için kullanılan bir sıfattır. Kelimenin köklerindeki perde bildiğimiz perdedir, bîrun ise dış anlamına gelir. Reşat Nuri Güntekin kaleme aldığı şu satırlarında perdebîrun kelimesini daha net bir şekilde anlamamızı sağlıyor. “Kadın meclisinde olduğumu unutarak biraz perdebirunane konuştum galiba… Kusura bakmayın, ben artık ihtiyar bir adamım, bazen nerede olduğumu unutuveriyorum.” 27 Feveran Dilimize Arapçadan geçiş yapan feveran kelimesi; kaynama, coşma, fışkırma anlamlarına gelir. Daha anlaşılır bir şekilde açıklayacak olursak; birdenbire öfkelenme ve parlama demektir. Fevri davranış sergileyen kişiler için kullanılır. Duygusal feveranlardan uzak durmanızı önererek, kelimeyi bir cümle içinde kullanalım. Bu arada Bengü’nün Feveran isimli şarkısı da size armağanım olsun. “Evliliğimiz onun feveranlıklarına rağmen, 18 yılını geride bıraktı.” 28 Mutabık Eski olmasına rağmen günümüzde en çok kullanılan kelimelerden bir diğerine daha geliyoruz. Anlaşma, birbiriyle uzlaşma, ortak karara varma gibi anlamlar içeren kelime dilimize Arapçadan geçmiştir. Kelimenin kökenindeki “tabk” uygun gelmek demektir. Sabahattin Ali’nin satırlarında mutabık kelimesi şöyle kullanılmıştır; “Ömer onunla konuşmaktan garip bir zevk alıyordu. Hiçbir şeye inanmamak hususunda mutabık gibiydiler.” 29 Şikemperver Bir sıfat olan şikemperver kelimesi Farsçadan geliyor. Boğazına düşkün, yemek yemeyi seven, yemek yerken zevk alan kişiler için kullanılmaktadır. Kelimenin etimolojisini incelediğimizde; şikem karın demektir, perver ise besleyen. Günümüzde aslında şikemperver insanlara çok rastlıyoruz. Hani günümüzün en popüler sosyal ağlarından biri olan Instagram var ya, sadece yemek fotoğraflarından oluşan birçok galeri görebilirsiniz. Dilerseniz bunu bir cümle içerisinde kullanalım. “Kızın Instagram paylaşımlarına baktığınızda, ne kadar şikemperver biri olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz.” 30 Âmiyâne Arapça ve Farsça kökene sahip olan kelimemiz; basit, sıradan, bayağı ve alelade gibi anlamlara gelmektedir. Aynı zamanda kabaca veya kibarca olmayan gibi anlamlara da gelen kelimeyi neredeyse hepiniz kullanmışsınızdır. Bir konuyu anlatırken ince ifadeler bulamadığımızda, “âmiyâne tabirle” der, en düz ve kaba şekliyle açıklarız. “Bu kadar âmiyâne bir projenin üzerinde durmamı beklemiyorsunuz değil mi?” 31 Lafügüzaf Bazen bunlar çok boş laflar demeyiz de, lafügüzaf deriz. Farsça kökenli kelimemiz boş söz, faydasız laf, gereksiz lakırdı demektir. Dedikodu için de kullanılan kelime söyleniş şekliyle zarif olsa da, aslında olumsuz bir anlam içeriyor. “Bunlar hep lafügüzaf kardeşim, bana milletin için şimdiye kadar neler yaptın ondan haber ver!” 32 Tufeylî Herkesin etrafında mutlaka bir tufeylî kişi vardır. Dilimize Arapçadan geçen tufeylî asalak ve parazit anlamlarının dışında, başkasının sırtından geçinen insanlar için de kullanılır. Kelimenin kökenindeki tıfıl, küçük çocuk ve parça anlamına gelir. Reşat Nuri Güntekin ünlü romanı Dudaktan Kalbe’de tufeylî kelimesine şu şekilde yer veriyor; “Giren çıkan, çalan kaçan belli değil… Etrafında bir sürü tufeylî var ki, çocuklarının rivayetine göre servetinin son parçalarını kemâl-i afiyetle yiyorlar.” 33 Babayani Baba kelimesinden türetilen babayani dilimize Farsçadan geçiş yapmıştır. Dış görünüşe ve gösterişe önem vermeyen, görmüş geçirmiş, hoşgörülü, babacan insanlar için kullanılan bir sıfattır. Kelimemize bir cümle içerisinde şu şekilde yer verebiliriz; “Cevdet amca o kadar babayani bir adam ki, onunla saatlerce sohbet etsem de sıkılmıyorum.” 34 Perestiş Dilimize Farsçadan giren kelime; tapmak anlamındaki perestiden türetilmiştir. Taparcasına ve delicesine sevmek anlamına gelir. Şimdilerde böyle büyük sevgiler var mı bilemem ama, eskiden çok şiddetli sevgiyi ifade etmek için perestiş kelimesi kullanılırmış. Bu aşk dolu kelimemize, hicaz makamında söylenen bir şarkının dizelerinde rastlıyoruz… “Ömrüm artar sana baktıkça perestişle benim Cânımın cânı mısın rûhum musun şûh-i şenim” 35 Merdümgiriz Farsça kökenli olan kelime birleşik sıfat özelliği taşıyor. Kalabalığı sevmeyen, insanlardan kaçan, yalnızlığı seven kişiler için kullanılır. Bu kelimeyi bazı kaynaklar hümanizmin zıttı olan mizantrop için de kullanmıştır. Yani insanlardan nefret etme, ürkme ve onları sevmeme gibi özelliklerle karakterizedir. “Bu merdümgiriz haliyle üniversite hayatına uyum sağlayamaz diye çok endişeleniyorum.” 36 Meymenet Sırada yine çok fazla kullandığımız bir kelime var. Dilimize Arapçadan geçiş yapan meymenet kelimesi; bereket, kutluluk ve uğurluluk anlamlarına geliyor. Aynı zamanda iyi özellik ve nitelik anlamına gelen meymenet kelimesinin zıt anlamlısı nuhuset yani uğursuzluk olarak geçiyor. “Ben hayatımda böyle meymenetsiz bir insan tanımadım. Girdiği yerde ne bereket kalıyor ne huzur.” 37 Dilhun Eski kelimeler sanki ya aşırı üzüntüyü ya da mutluluğu simgeliyor gibi gelir bana. Dilhun kelimesi de okuduğunuzda zihninizde ilk olarak hüznü canlandırmıyor mu? Kalbi yaralı, içi kan ağlayan, büyük üzüntü içinde olan anlamlarına gelen kelime dilimize Farsçadan girmiş. Yaşar Kemal dizelerinde dilhun kelimesine şu şekilde yer veriyor; “Seni öyle bir takdim etti ki doktor, herkes beğendi, dinleyenlerin hepsi dilhun oldu. Neredeyse hepimizin gözlerinden kanlı yaşlar dökülecekti.” 38 Tevekkeli Listemizde bu kez bir belirteç yani zarf olarak kullanılan tevekkeli kelimesini görüyoruz. Sebepsiz, boş yere, rastgele, boşuna anlamlarını içeren kelime Türkçemize Arapçadan geçmiştir. Genellikle olumsuz ifadelerde kullanılan tevekkeli kelimesini bir cümle içerisinde kullanalım. “Tevekkeli sabahtan beri kıvranmıyormuşsun, parti için izin almakmış bütün çaban.” 39 Pestenkerani Farsça kökenli olan kelime önemsiz, değersiz, saçma ve uydurma söz gibi anlamları karşılamaktadır. Genellikle küçümseme anlamında kullanılır. Bir konuşmanın veya cümlenin ne kadar boş ve önemsiz olduğunu anlatır. Peyami Safa dizelerinde pestenkerani kelimesine şöyle yer verir; “Bir bahane. Pestenkerani de olsa olur. Dur dur, bir şeyler aklına geliyor. Bulacak.” 40 Velhasıl Sözün kısası, özetle, kısacası anlamlarına gelen velhasıl kelimesinin kökeni Arapça. Bu kelime de günümüzde çok fazla kullandığımız, benim de en çok sevdiğim kelimelerden biri. Kelimemiz özet ve öz anlamındaki hulasa sözcüğünden türetilmiştir. Bir konuyu anlattıktan sonra, konuyu toparlayarak bitirmek istendiğinde velhasıl denir. Örneğin; “Velhasıl eski Türkçe kelimelerimizin hepsi birbirinden güzel. Hepsinin anlamını bilebilsek keşke.” Velhasıl diyerek yazımı bitirecek olursam; dilimize Arapça ve Farsçadan geçmiş olan eski Türkçe kelimeleri yazarken yine kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Sanki kelimeler zarafet ve içtenlik yarışına girmiş gibiydi. Kökenlerine indikçe kullandığım başka kelimeleri de sorgularken buldum kendimi. Eminim anlamını bilmediğimiz, hatta daha önce hiç duymadığımız bir sürü böyle kelime vardır. Ne dersiniz? Türkçemize başka dillerden geçmiş böyle güzel kelimeleri bizimle paylaşmak istemez misiniz? Vaveyla Herhangi bir olay karşısında vuku bulan şaşkınlık ya da acının sebep olduğu çığlıklara vaveyla deniliyor. Arapça Az Bilinen Kelimeler Ve Anlamları Vaveyla Herhangi bir olay karşısında vuku bulan şaşkınlık ya da acının sebep olduğu çığlıklara vaveyla deniliyor. Arapça Lalettayin Arapça kökenli ve “herhangi bir” ya da “sıradan” anlamlarını karşılıyor. Beynelmilel Beynelmilel sözcüğü “uluslararası” demenin eski söylenişiydi. Eski TürkçeHaddizâtında Sözcük, “aslında” veya “esasında” anlamlarını içeriyor. Eski Türkçe Zinhar Asla… Perdebîrun Farsça kökenli bir sözcük olan perdebîrun; “açık saçık konuşan, utanması olmayan, edep yoksunu, terbiyeden nasibini almamış” kişiler için Arapça “mütenahi” köklerinden türetilen sözcük; “sonsuz, ucu bucağı ve nihayeti olmayan” demektir. Feveran Kaynama, coşma, fışkırma. Muzır” sözcüğü, “yayın” anlamına gelen neşriyat ile birlikte anılır. Hâsiyet Bir şeye has nitelik, o nesnede bulunan meziyet, kuvvet, tesir, hassa. Munis Arapça kökene sahip sözcük, , “cana yakın” demek. Bununla birlikte; “sevimli, sıcakkanlı, uysal ve uyumlu” gibi anlamlar da içeriyor. Mamafih Bununla birlikte, durum böyleyken, buna rağmen. Velhasıl ”Sözün kısası” anlamıyla, yani “özetleme” manasıyla, sözcüğün etimolojik kökeni keza Arapça. “ Dilhun İçi kan ağlayan, başka bir deyişle çok kederli ve üzüntülü kimseler. Eski Türkçe Tevekkeli Boşuna, boş yere, sebepsiz, mesnetsiz, gelişigüzel” anlamları içeriyor. Çilemek Yağmur serpintisi. Münferit Tek, ayrı veya kendi başına olan. Efsunkâr Sözcüğünün kökeni olan “efsun”, “büyülü” anlamına karşılık geliyor. Sirayet Herhangi bir etkinin yayılması, dağılması. Alicenap En yalın haliyle “cömert” anlamını veren bu sözcük, “onurlu, şerefli” olarak da kullanılıyor. Şekerrenk Araya soğukluk girmiş, bozulmuş dostluk. Farsça kökenli, o dilde anlamı “sarıya çalan renk.” Zemheri karakış 40 gün süren soğuk dönem. Pestenkerani Önemsiz, değersiz ve saçma. Kökeni Farsça Girift Aynı zamanda bir çalgı ismi de olan girift sözcüğünün anlamı karmaşık, çapraşık, karışıktır.” Farsça Safderun Saf, temiz kalpli ve kolayca aldatılabilen. Arapça, Farsça Eski Türkçe Sensemek eskiden kullandığımız kelimelerden biri. Sevilen birine duyulan ihtiyacı, kalbin sevdiğini özlemesini, hasreti ifade ediyor. Cenap Sağ veya sol taraf. Vâkıf “Bilgisi olan.” Zeyrek Sözcüğümüz, Farsça kökenli ve “uyanık, akıllı, güçlü, anlayışlı, zeki” gibi birden fazla anlamına geliyor. Hissikablelvuku Olacakları önceden hissetmek, tahmin etmek ve içine doğmak gibi anlamlara gelir. Umman Çok büyük engin deniz, okyanus… Lafügüzaf Anlamı boş söz”dür. Perestiş Taparcasına, delicesine sevmek… Babayani Dış görünüşe, gösterişe önem vermeyen, görmüş geçirmiş, hoşgörülü, babacan. Tahayyül İmgeleme, zihinde canlandırma, gözünün önüne getirme” anlamlarına geliyor. Tumturak İhtişam, gösteriş, debdebe, görkem” gibi sözcüklerin yerine kullanılabilecek bir sözcük. Bu kelime ile ilgili olarak birtakım kaynaklar sözcüğün Arapça kökene sahip olduğunu söylese de diğer bazı kaynaklar ise Farsça iddiasını öne sürüyor. Mukadderat Evet, aynen öyle. “Takdir” sözcüğünden meydana getirilen bu sözcük, “kaçınılmaz durumları” ifade etmek için kullanılıyor. Arapça Akkadça “Nisannus” taze mahsul kelimesine dayandırılan Nisan, doğanın tazelenmesi ve insanın yenilenmesidir. Sarfınazar Saymama, dikkate almama, vazgeçme. Arapça kökenli bir kelime Mutabık Uzlaşma, anlaşma anlamına geliyor. Feriştah “bir işi yapan en iyi kişi”, yani “işin ehli” ve “alanında profesyonel… Eski Türkçe Mütehassis Duygulanmış, duygulanan, duygulu anlamına geliyor. Ruz-i Hızır olarak da bilinen Hıdırellez, Arapça “Hızır yeşillik, yeşilin tadı” ve Farsça “Ruz gün” sözcükleriyle ilişkilidir. Doğanın canlanıp yeşillenmesi ve bu yeşilip temas ettiği yerlerin bereketlenmesi demek. Müteşekkir teşekkür etme durumunda olan. Meyus Üzgün olmayı, karamsarlığı ve umutsuzluğu vurgulayan bir sözcük olan “meyus”, Arapça kökene mensup… Süveyda Kalbin ortasındaki gizli günahların saklı olduğu -sanılan- siyah birikinti, beneğe, karalığa deniyormuş. Arapça kökenli Abis Deniz veya okyanuslarda güneş ışığının ulaşamadığı en derin kısmı. Mütevellit İçinde yer aldığı cümleye “-den dolayı” anlamı katan sözcük, Arapça kökene mensup. Eski Türkçe Zahir kuşkusuz, şüphesiz”, isim olarak kullanıldığında “dış görünüş” ve sıfat olarak kullanıldığında “açık ve/veya belli” anlamlarına gelen bir sözcük Pâyidar Ölümsüz sonsuza kadar yaşayacak olan, kalıcı ve devamlı anlamlarına gelir. Farsça Dâreyn “İki ev” Dünya ve âhiret. Bana dâreynde kâfî kulun olmak şerefi Ey şeh-i bende-nüvâz eyleme âzâd beni Muallim Nâci Fevkalbeşer “İnsan” anlamına gelen “beşer” sözcüğü ile türetilen fevkalbeşer, “insanüstü” anlamını doğuruyor. Erbain Kırk. Kırk gün devam eden kara kış. Merdümgiriz Farsça kökenli olan kelime birleşik sıfat özelliği taşıyor ve “kalabalığı sevmeyen, insanlardan kaçan, kendini toplumdan izole eden” kişiler için kullanılan ön ad. Ehvenişer Kötü seçenekler arasındaki en iyi olanı/gözükeni seçmek. Eski Türkçe Şikemperver Boğazına düşkün, yemek yemeyi seven, yemek yerken zevk alan. Tufeylî Kendi emeğini kullanmaktan imtina edenlerin sıfatını ortaya koyan tufeyli sözcüğünün anlamı; “asalak”tır. Haliyle; “başkasının sırtından yaşamlarını sürdüren kimseler” için kullanılıyor. Bağban Bağ bekçisi, bahçıvan. Ey melek-sîmâ bugün devran senindir sen benim Bağ senin bağban senin gülşen senindir sen benim. Erzurumlu Emrah Zevahir Dış görünüm” gibi bir anlam içeriyor. Mecaz anlamda ise “durumu toparlamak” anlamını geliyor. Güzeşte Zaman bakımından geçmiş, geride kalmış demekmiş. Çoğulu “Güzeştegân”, geçmiş olanlar anlamında. Farsça O mahur beste çalar Müjgân’la ben ağlaşırız” dizesindeki “Mahur”, musikide bir makammış. “Müjgân” ise kirpikler demekmiş Farsça kökenli. Müstehcen açık seçik” anlamını taşıyan kelimedir. Eski Türkçe Beyhude Yararı olmayan, anlamdan yoksun. Farsça kökenli bir kelime. Âmiyâne Basit, sıradan, bayağı” anlamlarının yanı sıra “alelade” sözcüğü yerine de kullanılabiliyor. kökeni hem Arapça hem de Farsça olarak açıklanıyor. Canhıraş Yürek paralayan” ve “tüyler ürpertecek kadar korkunç. Farsça kökenli olan bu sözcük, hüzün hissi yaratacak durumların dile dökülmesinde yardımcı oluyor. Mütehassıs uzmanlık. Gümüşservi Geceleri Ay’ın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm. Berceste Güzel, latif, seçilmiş, değerli. “ve benzerleri” anlamına da gelen Farsça kökenli bir kelimedir. Edebiyatta; “ince anlamlı, latif, güzel, kolayca hatırlanan, sanat değeri yüksek dizeler için de kullanılıyor. Müşkülpesent “Detaycı, zor beğenen, titiz” gibi karşılıklarla anlamlandırılabilecek müşkülpesent sözcüğünü, sürekli bahane uyduranlar için kullanıldığını biliyoruz. Sözcük Arapça ve Farsça kökene sahip bir şekilde türetilmiş. Lâyetezelzel Sarsılmaz ve güvenilir. Arapça kökenli bir kelime. Yabancı Güzel Anlamlı Kelimeler Apricitas Güneş sıcaklığı. Latince Abyssos Dipsiz, dibi olmayan. Yunanca Accismus Çok istenilen bir şeyi istemiyormuş gibi davranmak, istemeden reddetmek. Latince Aotearoa Uzun beyaz bulutlar ülkesi. Apricity Kış gününde ortaya çıkan güneş ışığı veya kış güneşinin sıcaklığı. İngilizce April Açmak, ortaya çıkarmak, tabiatın uyanışı ve canlanışıdır. Latince Depaysement Alışılmış ortamdan, yaşanılan yerden farklı bir yerde olmaya, yabancılık hissetmeye veya arada kalmışlık. Euneirophrenia Rüyalardan sonra hissedilen huzurmuş. Yunanca Finifugal Sonlardan kaçmak, herhangi bir şeyin sonunu öğrenmek istememek. Latince Gökotta Sabahın erken saatlerinde kuşları dinlemek için yürüyüş yapmak. “Şafak pikniği” diye de biliniyor. İsveç Graphomania Başıboş şekilde yazma, her gördüğünü kağıda dökmek, yazı yazma manisine deniyormuş. Yunanca Macula Benek, leke. Latince Mágoa Bazen çok uzun süre üzüldüğümüz şeylerin yüzümüzdeki bıraktığı kalıcı izler. Portekizce Malneirophrenia Kâbuslardan sonraki huzursuzluk. İngilizce Mono no aware Geçici olan şeylerin farkında olmaya ve bunun verdiği üzüntü. Japonca Mono no aware Geçici olan şeylerin farkında olmaya ve bunun verdiği üzüntü. Japonca Natsukashii Nostalji hissi veren bir nesne yüzünden geçmişe gidip anıları yaşamak, keyiflenmek. Japonca Nermdil Yüreği yumuşak. Merhametli. Farsça Omnes Vulnerant Ultima Necat Her saat yaralar sonuncusu öldürür demek. Latince Eski güneş saatlerinin kadranına yazılan bir cümle. Omnia mutantur, nihil interit Her şey değişir, ama hiçbir şey yok olmaz. Latince Onsra Bir daha aşık olmayacağını anladığında gelen kalp kırıcı hisse, son aşk. Kuzeydoğu Hindistan dili Orenda Etrafımızdaki her şeye etki, nüfuz ederek dünyanın değişebileceğini düşünmek, bunu düşündürten manevi güç.. Huron dilinden, Kızılderililer Orkusuga Enerji emici arkadaş, fazla ilgi isteyen, hayat enerjinizi çeken kişi. İzlandaca Perfer et obdura; dolor hic tibi proderit olim Sabırlı ol ve dayan; gün gelecek bu acı sana yarayacak. Latince Promaja Cereyanda, rüzgarda kalmak gibi insanları hasta edecek kadar kuvvetli, gizemli, mistik güc. Balkanlarda kullanılan bir sözcük Saudade Şu an var olmayana, kaybedilmiş kişiye veya yokluğuna duyulan buruk, melankolik özlem. Brezilya Shuushi Sonbahar geldiğinde üstümüze çöken hüznü, duygusallığı, melankolik hisleri anlatan Japonca sözcük. Sillage kokunun izi Sevdiğin ya da sıradan biri gittikten sonra ortamda kalan kokusu. Fransızca Sukha Dış dünyadan veya ortamdan etkilenmeden yaşanan özgün mutluluk. Uitwaaien Kafanı dinlemek, toplamak için rüzgarda yürümek, hava almak demek. Versamur ibidem atque insumus usque İnsan kendini saran çemberin içinde döner durur. Yi ri san qiu Bir gün, üç sonbahar. Birisinden kısa bir süre ayrı kalıp, uzun süredir ayrıymış gibi hissetmek. Çince

türkçe olmayan kelimeler ve nedenleri