🎋 Sürekli Evdeyim Hiç Arkadaşım Yok
J7H2. 8 yıldır evdeyim ve evde kalmak zor biliyorum 768 1024 Yonca Tokbaş 27/03/2020 27/03/2020 Kurumsaldan ayrıldığımdan bu yana evim hem yuvam, hem işyerim, hem yazıhanem, hem ormanım, hem de spor merkezim. Sabahları çoğunlukla erken kalkıyorum. Sporumu yapıyorum. Aslan Cem okula gidiyor. İşe gider gibi giyinmeye, saçımı başımı yapmaya çalışıyorum. Gözlerime simlerimi sürüyorum. Bazen rujumu süresim gelmiyor; ama annem hiç aksatmaz hep sürer diyerek ben de “hadi hadi Yonca” gazıyla kırmızı rujumu mutlaka sürüyorum. Ben evdeyim. Hep… Okuyacaklarımı okuyorum, yazacaklarımı yazıyorum. Ne yapacaksam onu yapmaya çabalıyorum. Evde maaile durarak bi şeyler üretmeye çalışmak çok zor. İnsanın ilhamı tükeniyor. Yaratıcılığı zorlanıyor. Evde oldun mu, kimse senin bir iş yaptığını da düşünmüyor. İnsana en çok bu koyuyor. En zorlayan da bu. Buna da bir süre sonra alışıyorsun. Geçenlerde Destina bana, “Anne sen nasıl bize rağmen yazıyorsun? Ben bir şey yazacaksam hiç kimse rahatsız etmesin istiyorum. Biz seni hiç rahat bırakmadık ki! Yeni fark ediyorum.” dedi. Gülümsedim. Bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum. Evden çalışan, nice ev kadını/ev insanı fark etmez, hepimize sımsıkı sarılıyorum. Sanırım bizi anlamaya başladı Dünya! Başımıza coronavirüs covid19 musallat olduğundan beri sağlık önlemleri adına evindekal hareketiyle herkes oflayıp pofladıkça ve insanlar evde kalmakta zorlandıkça, aslında yıllardır benim de neye zorlandığımı yeni fark ediyorum. Bir şekilde adı kondu gibi oldu adını koyamadığım duyguların. Disiplinli olamadığım zamanlarda kendime kızmalarımı düşündüm. Bitmek bilmeyen kendime kızmalarımı… İnsanın sürekli otodisiplinde olması çok zor. Otoritesiz disiplinle güne başlamak büyük olay. Herkes zorlanınca, “ben çok da anormal değilmişim” hissi ile karışık bir ruh hali çöktü üzerime. Evimden ya Manisa Tarzanı gibi dağlara yarışlar koşmaya; ya da zeytine, arıya doğaya yani en sevdiğim şeyler için bir şeyler yapmaya; bir de yazmak için kamplara gitmek için çıktım geri geldim. Ev gezmeleri yapıyoruz biz genelde Dubai’de. Arkadaşlarımızla da evden eve evcilik oynar gibiyiz. Sürekli yeni bir yerlere gitmeye yeterince doyalı hayli zaman oldu. AVM filan, mecburiyetim olmadığı sürece adım atmadığım ortam çok uzun zamandır. Alışveriş manyağı da değilim. Çok şükür ömrümün sonuna kadar bi şey almasam da her şeye yetecek kadar malzemem var biliyorum. Stoklamadım bi şey. Ultramaraton bana insanın her şart altında azla yetinip uzun zaman gidebileceğini çok iyi öğretti. Birçok insan aslında para kazanmak zorunda olmasa, o işte çalışır mıydı düşünme hakkının bile olmadığı bir yerde zamanını geçiriyor. Ben henüz kurumsaldan ayrılmaya cesaret edemezken bir arkadaşım; “Yonca’cım insanların kurumsal köle olması çok iyi bi şey olsaydı onları orada tutmak için bu kadar para verilmezdi…” demişti. Herkes evine, mutfağına, çocuğuna, uyumaya, durmaya hasret aslında. Ah para.. Ah bu maddi Dünya… Düş yakamızdan özgür bırak insanlığı! İnsanı isyan ettiren evinde olmak değil de; bunca sağlık riskiyle ve felaket haberi gölgesinde hem kendinin hem bütünün sağlığı adına evde kalmak zorunda olması. Mecbur olmak zindan hissi yaratıyor. Haber izleme süremi kısıtladım. Sürekli haber izlemek hiçbir şeye yardımcı olmuyor. Sağlam insanı hasta eder. Müzik… müziği ihmal etmiyorum. Zaten hareketli bir tipim, evde de hareketliyim her zamanki gibi. Herkesin spora, hareket etmeye bu kadar önem vermesine vesile oldu ya bu salgın, iyi oldu bu. Çünkü hareket etmek hep önemli. Kitaplarıma sığındım. En şahane sığınak. En renkli Dünya ve sonsuz! Kitaplarımı asla kimselere okumaya 1 günlüğüne bile vermedim ben bunca sene. Bi can erik, bi kitap asla paylaşmam derdim. Gurbet ellerde, sınırların kapatıldığı, uçakların durduğu bu ortamda evde kalmak başka türlü koyuverince hepimize, kütüphanemden okuyup bitirdiğim tüm kitapları ayırdım. Kitap okuyamıyorum diye sürekli kızıyordum kendime. Delirmiş olmalıyım, meğer Dünyanın kitabını okumuşum farkına vardım. Buradaki Türk kadın grubumuz sultansofdubai ye haber saldım; “Okuduğum ve mutlaka sizin de okumanızı istediğim kitaplarım var, hadi dileyen gelsin alsın” diye. Zor geldi ayrılmak; ama başardım ve mutluyum. Kitaplarımı dokunulmazlığa, yalnızlığa mahkum etmektense, değerlerini bilip okuyacak kitap kurtlarına vermek hissi iyi geldi. Kitap almak için koşa koşa gelen insanlar olması mesela, bu zor dönemde beni çok mutlu etti. Ginger Bey’de katılıyor bu söylediklerime. Gördüğüm, herkesin kalbini veya bir becerisini herkese açtığı. İmecenin en güzel haline tanıklık ediyorum. Bir anda bütün Dünya bütün Dünya’yla her şeyini paylaşmaya başladı. Olması gereken zaten buydu; keşke hastalıklar buna zorlamasıydı da demeyeceğim. Hayat insana bir şekilde öğreterek ilerliyor. Corononavirüs insanlığa imeceyi, paylaşmayı, karşılıksız koşulsuz sevgi ve ilgi alış verişini hatırlatıyor. Kadim bilgilerimizi güncelliyor. Hani eskiden bi alet çalışmayınca pat küt vururduk da kendine gelirdi ya; biraz öyle bir hatırlatma gerçi, hoyratça… Üzüntüm, bu salgının insanları doğaya karşı daha duyarlı olmaya davet ederken kimyasal kullanımını da raydan çıkartmış olması. Ne büyük ve tehlikeli bir tezatlık. Aman dikkat! Bağışıklığımızı, doğamızı, doğal olanı, tohumu, arıyı, suyu korumaya devam. Su ve sabun yeterli ve yeterince önemli. Suyu ziyan etmemek de önemli. Ağaçlarda görmediğim kadar çok kuş, çiçeklerde hiç görmediğim kadar çok arı var. Dolu… vızır vızır çalışıyor doğa. Canım Doğa! Belki ben de ekran karşısına geçip sanaldan sizlerle arılar hakkında bildiklerimi, arı sevgimi, koşuyu ve sporu bir zorundalık ve askeri nizamla değil de hayatımızın parçası olarak yapmakla ilgili hislerimi paylaşmalıyım. Belki bu dönemde birbirimize hiç istemeden bu kadar uzak kalmışken daha da yakınlaşmayı başarıyoruzdur. İmece… imeceyi hatırlamak Dünya’yı yerinden oynatacak kadar güçlü bir erdemdir bence. Ve benim bu umutperverliğim bi tür Polyannacılık olmaktan çıkıp somut bir eyleme dönüşüyordur böylece… “Yeter ki bu salgın bitsin, yeter ki sağlık olsun, bak şunu şunu yapıcam!” dediğimiz şeyleri yazalım bi kenara. Yapacak çok güzel, çok anlamlı, hayata değer ne kadar çok şeyimiz var değil mi? İşte bunu bilmek en güzel hedef, amaç ve gaye! Yonca “kitapçı” Türlü çeşit kurumsalda, yurtiçinde ve yurtdışında, çok çeşit milletten insanla çalışmışlığı var. Koşmaya başladı. Kurumsaldan ayrıldı. Kendini hem sevdiği hem de en iyi yaptığı şeylere verdi; yazmak, koşmak, konuşmak, sorunlara çözüm üretmek, arıları kurtarmak, doğayı anlatmak, koçluk yapmak gibi…
Merhaba, Arkadaşınızın olmamasının nedeni çekingenliğiniz mi, olan arkadaşlarınızla birlikte olmaktan keyif almamanız mı, yoksa insanlara güvenememekten dolayı kendinizi geri çekmeniz mi de bu saydıklarımdan başka etkenler söz konusu olabilir. En doğru yardımı alabilmek için sorunu detaylıca konuşabileceğiniz bir psikiyatri uzmanına başvurmanızda yarar var. Sosyal çevre yalnızca dengeli bir evliliği yürütmek için değil, kendinize olan güveninizi, gerektiğinde alabileceğiniz bir sosyal desteği sağlayacağı ve hatta hayattan daha fazla keyif almanıza yardım edebileceği için de çok önemlidir. İhmal etmeden yardım almanızı öneririm. Kolaylıklar dilerim. 5 Şubat 2009 0043
1 Merhaba, ben 17 yaşındayım şu an şimdi bende 3 yıldır yani 14 yaşından beri yani yaklaşık 3 yıldır konuşma bozukluğu var. Ben konuşurken çok takılıyorum duraksıyorum bir de şey diyorum konuşurken hatta bazen konuşurken çok kekeliyorum. Yani akıcı konuşamıyorum. Daha önce bir sürü doktora da gittim mesela en son 3 ay önce Ankara'ya doktora gittim bir sürü doktora göründüm sonra benden bir sürü film çektiler kan tahlili de aldılar bir sürü sonra nöroloji doktoruna da gittim bana senin beynindeki hipofiz denen salgı bezi küçülmüş ve salgı üretmiyor yani salgı üretirken beynin sıkıntı yaşıyor dedi. Doktor bana sonra başka doktora da gittim bana hormon bozukluğu tanısı kondu orada sonra tıbbi genetik doktoruna da gittim bana sende gelişim geriliği de var dedi. Yani gerişim geriliği tanısı da kondu bana sonra en son da psikiyatri doktoruna da gittim tam 4 kez orada da bana anksiyete bozukluğu tanısı kondu orada ve doktor bana bir antidepresan hap verdi şu an o antidepresan hapı kullanıyorum. Her gün yarım doz olarak alıyorum 4 aydır kullanıyorum iyileşmek için yani böyleyim 3 yıldır bu konuşma bozukluğum olduğumdan beri hiç sosyal hayatım bile olamadı. Çok asosyalim öz güvenim sıfır hiç yok hiç arkadaşım bile yok. Hatta hiç çevrem bile yok. Sonra sürekli evdeyim hiç dışarı çıkmıyorum yani her gün evdeyim boş boş evde ya televizyon izliyorum her gün ya da uyuyorum ya da her gün sesli kitap okuyorum günde 1 saat 2 yıldır bunu düzenli olarak yapıyorum ama konuşmam hala düzelmedi. Sizce ne yapmalıyım? Bana kitap oku demeyin çünkü zaten 2 yıldır her gün günde 1 saat sesli kitap okuyorum ama yine de konuşamam hiç düzelmiyor. Başka tavsiyeler verir misiniz bana? Son düzenleyen Moderatör 17 Temmuz 2022 2 Merhabalar , ben de kekemeyim bunun kan almayla filan bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. 7 yaşımdan beri var genelde travmalara bağlıyorlar. Kekemelik kurslarına gitmelisiniz psikologdan çok önerim bu olur. Verilen aktiviteleri ve egzersizleri yaparsanız size yardımcı olur. Ağız egzersizleri de buna mevcut. E kekemelik diye bir yere gitmiştim en son. Kekemeliğim oldukça azaldı fakat sonra sıkılıp bıraktım çünkü kendimle barışma kararı aldım. Siz çok rahatsız oluyorsanız egzersizleri sürekli yaparak %99 yenebilirsiniz. Bu kötü bir durum değil sosyal hayatınızı lütfen ama lütfen kısıtlamayın. Sizi seven arkadaşlarınız bu durumu göz ardı edeceklerdir , bu durumla dalga geçen bir birey insan olamaz zaten. Unutmayın her canlı insan değildir . Ayrıca eklemek gerekirse kekemelik zamandan zamana değişen bir şeydir. Yaş ilerledikçe zaten azalır. Rica ediyorum kendinizi üzmeyin. Kendinizi üzdükçe daha çok artar bu durum. Arkadaşlarınızın yanında istediğinizi konuşmaktan çekinmeyin. Sorunuz olursa yardım etmek isterim. Site burda ; e-kekemelik - Online Kekemelik Terapi Sitesi Ben bir sürü tedaviye gittim , yok sol kulaktan mozart üst düzey frekansları verme yok psikiyatri yok psikolog , geçmişte gittiğim bir kursta 2 hafta hiç konuşturulmadım ve sonrasında yavaş ritimle başlatıldım. Aralarında en çok beğendiğim bu e kekemelik oldu. Size de tavsiye ederim. Asosyalinbiri şarkı söylerken kekeliyor musunuz ? Kekemeler şarkı söylerken kekelemezler. Kekemelik ritim bozukluğudur.
"Evli iki çocuk annesiyim. Dolayısıyla çalışmıyorum. Sürekli evdeyim. Çünkü çocuklarım küçükler daha biri 1,5 yaşında diğeri 5,5 yaşında evde çok bunalıyorum hep aynı şeylerle meşgulüm." Üsküdar Üniversitesi NPSUAM Feneryolu Polikliniği'nden Prof. Dr. Orhan Doğan, ruh sağlığınızla ilgili sorularınızı cevaplandırıyor… A DEPRESYONLA İLGİLİ HER TÜRLÜ BİLGİ İÇİN TIKLAYIN... TAKINTILARLA İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN... KİŞİLİK BOZUKLUKLARI İLE İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN... ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞI İLE İLGİLİ HER TÜRLÜ BİLGİ İÇİN TIKLAYIN... CİNSEL SAĞLIKLA İLGİLİ HER TÜRLÜ BİLGİ İÇİN TIKLAYIN.. SORU Merhaba ben evli iki çocuk annesiyim. Dolayısıyla çalışmıyorum. Sürekli evdeyim. Çünkü çocuklarım küçükler daha biri 1,5 yaşında diğeri 5,5 yaşında evde çok bunalıyorum hep aynı şeylerle meşgulüm. Eşim çalışıyor o sürekli işleriyle meşgul. Hiç çevrem yok yani çok bunalımdayım delirmek üzereyim. CEVAP Annelik ve ev kadınlığı en güç "meslekler"dir. Maddi karşılığı yoktur, fakat yaptığınız işin maddi karşılığı için eşinizin maaşı bile yetmez. Anneliğin ve ev kadınlığının karşılığı manevidir, çocuklarınızı sağlıklı ve mutlu olarak büyütmek, gelecekte başarılarını ve iyi birer vatandaş olduklarını görmektir. Bunlar tüm zamanınızı aldığı için kendinize ayıracak zaman kalmaz. Oysa çocuklarınıza iyi bakabilmek için sizin bedensel, ruhsal ve toplumsal yönlerden sağlıklı olmanız gerekir. İlk olarak hafta sonu bir gün veya iki yarım gün eşiniz çocuklarınıza bakabilir; siz de hobilerinizi, arkadaşlarınızı görmeyi, dolaşmayı gerçekleştirebilirsiniz. Bir başka etkinlik, çocuklu komşularınızla görüşmeniz, çocuklarınızı çocuk parkına götürmeniz olabilir. Buna benzer etkinliklerle bunalma duygunuzu giderebilirsiniz. SORU Nişanlı bir bayanım nişanlımla aramda çok sık derecede tartışmalar başladı ama elimizden geldiği kadar bunları aşmaya çalışıyoruz. Fakat benim zoruma giden her zaman için ona dediğim şudur aramızda saygıyı kaybetmeyelim o çok sinirli ve sinirlendiği zaman ağzından bana karşı bazı istemediğim sözler kullanıyor. CEVAP Nişanlılık dönemi birbirinizi tanımak için en uygun dönemdir. Bunun önemi nişanlınızı daha yakından tanımak, gerçek yüzünü görmeye çalışmaktır. İki farklı insanın her konuda aynı düşüncede olması güçtür, bu nedenle arada tartışma olabilir. Nişanlılar çok sık tartışıyorsa, bunun nedenlerini bulmaya çalışmak ve tartışmaları en aza indirmek temel amaç olmalıdır. "... tartışmalar başladı." diye yazdığınız için, tartışmaların sonradan başladığı anlaşılıyor. Bu noktada tartışmaların sıklığının ne zaman ve hangi konularda arttığını da bilmek gerekir. Çabuk öfkelenme, öfkesini kontrol edememe gibi özellikler de karşımızdaki insan hakkında fikir verir. SORU İyileşememe düşüncesi beni çok korkutuyor. İki yıldır kendimi çok yıprattım. Hep sıkıyorum kendimi sorunlarımı paylaştığım tek kişi erkek arkadaşım. Onu da sıkmaktan korktuğum için susuyorum artık. Delirmekten ve şizofren olmaktan korkuyorum. CEVAP İyileşememe düşüncesi nedeniyle ve yazdıklarınıza dayanarak bir anksiyete bozukluğunuzun olduğunu tahmin ediyorum. İnsanların sıkıntıları paylaştıkça geçici de olsa, azalır. Herkese her sıkıntımızı anlatamayız, gerek de yoktur. Bunun için sorunlarınızı en yakın ve güvendiğiniz arkadaşınızla, aileden güvendiğiniz bir kişiyle, doktorunuzla/terapistinizle paylaşabilirsiniz. Günümüzde birçok psikiyatrik sorun veya bozukluk tedavi edilebilmektedir. Güvendiğiniz bir psikiyatrist uygun tedavi yöntemleriyle size yardımcı olacaktır. SORU SORMAK İÇİN TIKLAYIN… HEP AYNI ŞEYLERİ YAPMAKTAN SIKILIYORUM ÇOK ÇEKİNGEN VE UTANGACIM KIZIM SÜREKLİ TIRNAKLARINI YİYOR BABAMI KAYBETMEKTEN KORKUYORUM CİNSELLİKLE İLGİLİ TAKINTILARIM VAR EŞİM ÇOK SORUMSUZ VE İLGİSİZ ÇOK ACELECİYİM BEKLEMEYE HİÇ TAHAMMÜLÜM YOK ÇOK AŞIRI TİTİZİM OKUDUĞUM HER ŞEYİ UNUTUYORUM DİĞER SORU VE CEVAPLARI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...3. BÖLÜM DİĞER SORU VE CEVAPLARI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN..2. BÖLÜM DİĞER SORU VE CEVAPLARI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...1. BÖLÜM Yayınlanma Tarihi 24 Temmuz 2012 Salı, 1000 Güncelleme Tarihi 25 Temmuz 2012 Çarşamba, 0712
Forumlar Eğlence İtiraflar Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız. Çok bunaldım artık Konuyu başlatan Buz Mavisi Başlangıç tarihi 12 Mart 2016 Bu konuyu okuyanlar 1 Katılım 12 Temmuz 2015 Mesajlar 124 Reaksiyon puanı 2 Puanları 18 21 Yaşındayım ve doğuştan kiloluyum çok küçük yaştan beri kilolu olduğum için hep dışlandım ezildim alay edildim 10 yaşındayken kendimi eve kapattım ve bilgisayar oyunlarına aşırı merak ve ilgi duydum 20 yaşıma kadar yani tam 10 sene sadece evden okula okuldan eve kısacası evden hiç dışarı çıkmadım ne çocukluğumu nede gençliğimi yaşayamadım. Tabi doğal oalrak kilom da hergeçen gün daha da arttı geçen sene tam 170 kilo olduğumu öğrenince hemen biraz kendi yöntemlerimle spor ve diyet yaptım Bu arada ben çok fazla yemek yemeyen ve abur cubur diye tabir ettiğimiz kola cips çikolata hiç sevmeyen biriyim bunları da çok uzun zamandır yemedim yemiyorum. 2 haftada 5kg verdim 165 oldum sonra daha sağlıklı kilo vermek gerektiğini düşünüp doktora gittim hemen diyet yazıldı ve o diyete uymaya başladım üzerinden tam 8 ay geçti 8 ayda 30kg verdim şuan 135 kiloyum ve haftanın 6 günü spor salonuna gidip 3 saat spor yapıyorum diyetime de devam ediyorum dolabımı yeniledim tüm kıyafetler bol gelemeye başladı artık son 35kg daha verdiğim zaman hedefime ulaşmış olacağım ama artık sıkıldım ve bunaldım dayanacak gücüm kalmadığını hissediyorum çünkü hala kendimi evde tutuyorum dışarıda rahat rahat gezemiyorum çünkü hala kiloluyum toplum baskısından ve insanların o alaycı ve küçümser bakışlarını görmekten nefret ediyorum şu son 35kg yi bir an önce verip kendimi dışarı atıp normal insanlar gibi kalabalığın arasında kaybolmak istiyorum. Hala evdeyim ve sıkılıyorum her geçen gün daha da bunalıyorum arkadaş çevrem yok daha doğrusu hiç arkadaşım yok insan ilişkileri konusunda çok geride kalmışım okulda birileri bir konu hakkında konuşurken ben sadece bakıyorum o konu hakkında söyleyecek bir sözüm bile yok çünkü 10 yılım sadece 4 duvar arasında PC başında geçti. İnsanlarla konuşacak bir konu bile bulamıyorum çekiniyorum artık herkesden. Hedefime ulaştığım zaman umarım bu durum değişir çünkü kendimi artık çok yalnız hissetmeye başladım çünkü kardeşim bile yok benim tek çocuğum ve babamıda geçen sene kaybettim her geçen gün daha da yalnız kaldığımı hissediyorum. Karanlık bir oda da bir köşede oturmaktan bunaldım artık. 2 Katılım 12 Mart 2016 Mesajlar 232 Reaksiyon puanı 24 Puanları 28 Yaş 25 21 Yaşındayım ve doğuştan kiloluyum çok küçük yaştan beri kilolu olduğum için hep dışlandım ezildim alay edildim 10 yaşındayken kendimi eve kapattım ve bilgisayar oyunlarına aşırı merak ve ilgi duydum 20 yaşıma kadar yani tam 10 sene sadece evden okula okuldan eve kısacası evden hiç dışarı çıkmadım ne çocukluğumu nede gençliğimi yaşayamadım. Tabi doğal oalrak kilom da hergeçen gün daha da arttı geçen sene tam 170 kilo olduğumu öğrenince hemen biraz kendi yöntemlerimle spor ve diyet yaptım Bu arada ben çok fazla yemek yemeyen ve abur cubur diye tabir ettiğimiz kola cips çikolata hiç sevmeyen biriyim bunları da çok uzun zamandır yemedim yemiyorum. 2 haftada 5kg verdim 165 oldum sonra daha sağlıklı kilo vermek gerektiğini düşünüp doktora gittim hemen diyet yazıldı ve o diyete uymaya başladım üzerinden tam 8 ay geçti 8 ayda 30kg verdim şuan 135 kiloyum ve haftanın 6 günü spor salonuna gidip 3 saat spor yapıyorum diyetime de devam ediyorum dolabımı yeniledim tüm kıyafetler bol gelemeye başladı artık son 35kg daha verdiğim zaman hedefime ulaşmış olacağım ama artık sıkıldım ve bunaldım dayanacak gücüm kalmadığını hissediyorum çünkü hala kendimi evde tutuyorum dışarıda rahat rahat gezemiyorum çünkü hala kiloluyum toplum baskısından ve insanların o alaycı ve küçümser bakışlarını görmekten nefret ediyorum şu son 35kg yi bir an önce verip kendimi dışarı atıp normal insanlar gibi kalabalığın arasında kaybolmak istiyorum. Hala evdeyim ve sıkılıyorum her geçen gün daha da bunalıyorum arkadaş çevrem yok daha doğrusu hiç arkadaşım yok insan ilişkileri konusunda çok geride kalmışım okulda birileri bir konu hakkında konuşurken ben sadece bakıyorum o konu hakkında söyleyecek bir sözüm bile yok çünkü 10 yılım sadece 4 duvar arasında PC başında geçti. İnsanlarla konuşacak bir konu bile bulamıyorum çekiniyorum artık herkesden. Hedefime ulaştığım zaman umarım bu durum değişir çünkü kendimi artık çok yalnız hissetmeye başladım çünkü kardeşim bile yok benim tek çocuğum ve babamıda geçen sene kaybettim her geçen gün daha da yalnız kaldığımı hissediyorum. Karanlık bir oda da bir köşede oturmaktan bunaldım artık. Güzel dostum arkadaşım ilk öncelikle sakın yanlış anlama beni ama şu içine kapanık karakterini değiştir Annen sana destek olmuyor mu Senin yaşadıkların çok zor ama içine kapanma biraz toparla kendini Bende zamanında çok şeyler yaşadım çok acılar çektim hala da çekiyorum ama mutlu olmaya da çalışıyorum konuşarak çözülmeyecek bir şey yoktur Şu hayatta ölümün olmuşun geçmişin çaresi yok onun dışında her şeyin çaresi var. 3 Konuyu başlatan 4 Katılım 12 Temmuz 2015 Mesajlar 124 Reaksiyon puanı 2 Puanları 18 Güzel dostum arkadaşım ilk öncelikle sakın yanlış anlama beni ama şu içine kapanık karakterini değiştir Annen sana destek olmuyor mu Senin yaşadıkların çok zor ama içine kapanma biraz toparla kendini Bende zamanında çok şeyler yaşadım çok acılar çektim hala da çekiyorum ama mutlu olmaya da çalışıyorum konuşarak çözülmeyecek bir şey yoktur Şu hayatta ölümün olmuşun geçmişin çaresi yok onun dışında her şeyin çaresi var. Annem destek olmaya çalışıyor ama tam destek olduğunu söyleyemem. Zaten küçük yaştan beri annem babam hergün tartışma yaratırlardı. Benimle pek ilgilenmediler. Bu içe kapanıklık sorunumu aşmaya çalışıyorum ama olmuyor şu sanal ortamda rahat olduğum kadar dışarıda olamıyorum, nedense toplum içinde kendimi ezik ve küçük görüyorum. Biri ile konuşurken her kelimeyi seçerek konuşuyorum hatta konuşmadan önce 3-4 defa düşünüyorum bazen söylemediğim şeylerde oluyor belki yanlış birşey söylerim kalbini kırarım yada kendimi küçük düşürürüm falan diye çoğu zaman kimseyle konuşmuyorum. Okulda falan hep en arkada oturup dersi dinleyip evime giderim herkes okul çıkışı okuldan arkadaşlarıyla beraber gezer ben koşa koşa eve giderim hızla eve gidince rahatlama oluyor, kapıdan çıktığım anda kendimi hep tedirgin hissediyorum markete giderken bile. Bunu nasıl aşıcam hiç bilmiyorum. 5 Katılım 12 Mart 2016 Mesajlar 232 Reaksiyon puanı 24 Puanları 28 Yaş 25 Annem destek olmaya çalışıyor ama tam destek olduğunu söyleyemem. Zaten küçük yaştan beri annem babam hergün tartışma yaratırlardı. Benimle pek ilgilenmediler. Bu içe kapanıklık sorunumu aşmaya çalışıyorum ama olmuyor şu sanal ortamda rahat olduğum kadar dışarıda olamıyorum, nedense toplum içinde kendimi ezik ve küçük görüyorum. Biri ile konuşurken her kelimeyi seçerek konuşuyorum hatta konuşmadan önce 3-4 defa düşünüyorum bazen söylemediğim şeylerde oluyor belki yanlış birşey söylerim kalbini kırarım yada kendimi küçük düşürürüm falan diye çoğu zaman kimseyle konuşmuyorum. Okulda falan hep en arkada oturup dersi dinleyip evime giderim herkes okul çıkışı okuldan arkadaşlarıyla beraber gezer ben koşa koşa eve giderim hızla eve gidince rahatlama oluyor, kapıdan çıktığım anda kendimi hep tedirgin hissediyorum markete giderken bile. Bunu nasıl aşıcam hiç bilmiyorum. Annem destek olmaya çalışıyor ama tam destek olduğunu söyleyemem. Zaten küçük yaştan beri annem babam hergün tartışma yaratırlardı. Benimle pek ilgilenmediler. Bu içe kapanıklık sorunumu aşmaya çalışıyorum ama olmuyor şu sanal ortamda rahat olduğum kadar dışarıda olamıyorum, nedense toplum içinde kendimi ezik ve küçük görüyorum. Biri ile konuşurken her kelimeyi seçerek konuşuyorum hatta konuşmadan önce 3-4 defa düşünüyorum bazen söylemediğim şeylerde oluyor belki yanlış birşey söylerim kalbini kırarım yada kendimi küçük düşürürüm falan diye çoğu zaman kimseyle konuşmuyorum. Okulda falan hep en arkada oturup dersi dinleyip evime giderim herkes okul çıkışı okuldan arkadaşlarıyla beraber gezer ben koşa koşa eve giderim hızla eve gidince rahatlama oluyor, kapıdan çıktığım anda kendimi hep tedirgin hissediyorum markete giderken bile. Bunu nasıl aşıcam hiç bilmiyorum. ÖM attım yanıtlarsan sevinirim 6 Katılım 9 Mart 2016 Mesajlar 2,041 Çözümler 1 Reaksiyon puanı 1,966 Puanları 113 Yaş 25 uzun uzadıya bişeyler yazmayacağım ben sosyallik ve asosyallik arasındaki ince çizgiyi kişinin kendisi kontrol eder yani senin anlayacağın iş sende bitiyor. 7 Katılım 8 Şubat 2014 Mesajlar 7,322 Reaksiyon puanı 2,925 Puanları 113 Günümüzde herkes kilolu Obez Refaha kavuşan tüm toplumların ilk hedefi bol yemek. Refaha doyan toplumlarda ise kaliteliyi yemek veya değişik tadlar tadmak tercih edilir. Ne kadar uzun evde vakit geçirirsen, o kadar az insan görürsün. Daima insanların kalabalık oldukları yerlerde bulun. Özellikle sohbet ortamı doğabilecek yerler tercih et. Kendin gibi olan insanlar bulmaya çalış. Konu yoksa, sohbet ve paylaşım da olmaz. Hiç bir ortak yönün olmayan bir kişi ile hiç bir sorununu paylamazsın. En klolay akrabalar üzerinden bir topluma adapte olunur. Konuyu başlatan 8 Katılım 12 Temmuz 2015 Mesajlar 124 Reaksiyon puanı 2 Puanları 18 Günümüzde herkes kilolu Obez Refaha kavuşan tüm toplumların ilk hedefi bol yemek. Refaha doyan toplumlarda ise kaliteliyi yemek veya değişik tadlar tadmak tercih edilir. Ne kadar uzun evde vakit geçirirsen, o kadar az insan görürsün. Daima insanların kalabalık oldukları yerlerde bulun. Özellikle sohbet ortamı doğabilecek yerler tercih et. Kendin gibi olan insanlar bulmaya çalış. Konu yoksa, sohbet ve paylaşım da olmaz. Hiç bir ortak yönün olmayan bir kişi ile hiç bir sorununu paylamazsın. En klolay akrabalar üzerinden bir topluma adapte olunur. Akrabalarla bile o kadar samimi içli dışlı değiliz hocam bayramdan bayrama görüşürüz. 9 Katılım 8 Şubat 2014 Mesajlar 7,322 Reaksiyon puanı 2,925 Puanları 113 Başkalarının da senin gibi bazı çekingeleri endişeleri olabileceğini düşünerek, ilk adımı her zaman sen atmalısın. Modern zamanların en kötü, ama henüz önemsenmeyen hastalığ, kalabalık içinde yalnızlık. 10 Katılım 12 Mart 2016 Mesajlar 109 Reaksiyon puanı 7 Puanları 18 Yaş 26 11 Katılım 2 Haziran 2014 Mesajlar 4,769 Reaksiyon puanı 2,559 Puanları 113 Yaş 121 Aynı durum kısmen bende de var ama şöyle ben kız olunca bir garip oluyorum sanki onlar insan değilde insan üstü gibi geliyor benimde evde geçiyo zamanım nadiren çıkarım var ama pek çıkmıyoruz benim içinde çok zayıfım diye dalga ölü tek yumrukluk falan ise salona gidiyorum kilo aldım biraz ama hala çocuk gibi çok sıkıldım ama sanırım bir iş bulmamız lazım özellikle kafe gibi yerler olacak ki etkileşim düşündüm ama aklıma başks bişey gelmiyor. 12 Katılım 30 Ocak 2016 Mesajlar 1,676 Reaksiyon puanı 484 Puanları 83 Bunu kafaya takmaya gerek yok bizim eski bir komşu yaşlarında o görsen o da eve hep gözlerin senin üzerinde OLDUĞUNU bir gün gez ol yani. 13 Katılım 26 Şubat 2016 Mesajlar 136 Reaksiyon puanı 17 Puanları 18 Yaş 35 dert etmeye gerek yok yine oyununu oyna. Ama kendine günlük takvim yap .Hafta Sonları faliyeti mesela spor salonu ve yüzme gibi üyeligin olsun. Bu sayede hem asosyallikden kurtulur ve düzenli hayatın olmaya başlar. 14 Benzer konular Forumlar Eğlence İtiraflar
sürekli evdeyim hiç arkadaşım yok