🥍 Ahiret Ile Ilgili 5 Hadis

Dünyayameyletmemek hakkında ayet ve hadisler. Hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamber Efendimizin hadislerinde dünya hayatının geçici olduğu, ebedi yurdun ahiret olduğu ve dünyaya meyletmemek gerektiği sık sık vurgulanmıştır. Allahü Teâla bu konuda "Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Âhiret yurduna YazılarÖlüm Ötesi Âhiret ile İlgili Bazı Hadisler Sayfayı Yazdır. Âhiret ile İlgili Bazı Hadisler. Ölüm ötesi yaşama dair izaha çalıştığımız hususlardan sonra; bu hayata dair Hz. Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem) neler anlatmış VI.P. V.I.P. 14 Şbt 2010. #1. Ahiret İle İlgili Ayetler -Ahiret İle İlgili Hadisler. Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (2/4) İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah´a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (2/8) Şüphesiz Âhİret"le İlgİlİ bazi hadİsler Ölümötesi yaşama dair izaha çalıştığımız hususlardan sonra; bu hayata dair Hazreti Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem neler Hadis: Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has evlatları var. Sizler ahiretin evlatları olun. Âhiretile ilgili hadisler nelerdir? Peygamberimizin (s.a.v) ahiret hakkındaki bazı hadis metinlerini sizler için derledik. Kabirazabıyla ilgili ayetler ve hadisler. Kabir Azabıyla İlgili Ayetler: “Öyle bir ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.” (Mumin suresi 46.) "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat uFIE. KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA HADİSLER Âhiret ile İlgili Hadisler Âhiret ile ilgili hadisler nelerdir? Peygamberimizin ahiret hakkındaki bazı hadis metinlerini sizler için derledik. İşte ahiret ile ilgili hadisi şerifler... Câbir’in işittiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur “Herkes öldüğü hâl üzere diriltilecektir.” Müslim, Cennet, 83 Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resûlullah şöyle buyurmuştur “İnsanlar kıyamet günü üç grup hâlinde; kimi yaya olarak, kimi binitli olarak, kimi de yüzüstü sürünerek mahşer yerinde toplanır.” Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 17 İbn Mes’ûd’dan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur “Kıyamet gününde insanoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan bir yere kımıldayamaz Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.” Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1 Abdullah b. Ömer’in naklettiğine göre, Resûlullah şöyle buyurmuştur “Kevser, iki kıyısı altından, yatağı inci ve yakuttan olan cennette bir nehirdir. Toprağı miskten hoş, suyu baldan tatlı ve kardan beyazdır.” Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 108 Ebû Saîd el-Hudrî’den nakledildiğine göre, “Sırat köprüsü nedir yâ Resûlallah?” diye soruldu. Resûlullah şöyle buyurdu “Kaypak ve kaygan bir şeydir. Onda kancalar, çengeller ve Necid’de bulunan sa’dân denilen dikene benzer dikenler vardır. Müminler sırattan kimi göz kırpacak kadar az bir zamanda, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr, kimi kuş gibi, kimi de iyi cins yürük at ve deve gibi hızla geçecekler. Bazısı bakarsın sapasağlam kurtulmuş, diğeri tırmalanmış da salınıvermiş, kimi de cehennem ateşine yığılmış kalmış...” Müslim, Îmân, 302 İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA HADİSLER "Gerçek Hayat Ahiret Hayatıdır" Hadisi Nebî sallallahu aleyhi ve sellem hadisi şerifte Müslümanları dünya ve ahiret hayatı adınan hangi konuda uyarıyor...Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Allah’ım! Gerçek hayat sadece âhiret hayatıdır.” Buhârî, Rikak 1, Cihâd 33, 110, Menâkibu’l-ensâr 9, Megâzî 29; Müslim, Cihâd 126, 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Menâkıb 55; İbni Mâce, Mesâcid 3 Hadisi Nasıl Anlamalıyız? Peygamber Efendimiz bazı hadislerini bir olay üzerine söylemiştir. Hadis ilimlerinden biri olan esbâbü vürûdi’l-hadîs, hadislerin hangi sebeple söylendiğini konu edinir. bu hadisi, Hendek savaşı öncesinde hendek kazma sırasında söylemiştir. Peygamberimiz, hendek kazmakta olan ashabının yorulduğunu görünce, insanın bu dünyada uğradığı birtakım sıkıntılara, dert ve yorgunluklara üzülmemesi gerektiğini, bunların hepsinin ecrinin ebedî olan âhiret hayatında verileceğini onlara müjdeleyerek böyle buyurmuştu. Böylece ashâba arzu ve isteklerini, hedeflerini bu dünya ile sınırlandırmamalarını öğütlemişti. Aynı hadisi, Vedâ haccı esnasında, arefe gününde mü’minlerin çokluğunu gördüğünde de söylemişti. Dünyadaki çokluklarının kendilerini gururlandırmaması gerektiğini, çünkü dünyadaki her şeyin geçici olduğunu hatırlatmıştı. Bütün bunlar göstermektedir ki, esas kalıcı hayat âhiret hayatıdır ve insanın bu geçici dünyadaki bütün gayreti, ebedî ve kalıcı âhiret hayatını kazanmak olmalıdır. Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir? Bu dünya hayatı geçici olup, dünyanın her şeyi burada kalır. Gerçek hayat ebedî olan âhiret hayatıdır. Müslüman, dünyadaki geçici hayatını yaşarken, ebedî hayatı kazanmayı daima göz önünde bulundurmalıdır. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. Ahiret Günü Hakkındaki Hadisler * Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den Şöyle demiştir Bir def'a öteki, beriki "Yâ Resûlâllâh, Kıyâmet gününde biz Rabbimizi görecek miyiz?" diye sordular. Aleyhi's-salâtü ve's-selâm Efendimiz Hazretleri de mukâbeleten "Ayın on dördüncü gecesi rü'yete mâni' hiçbir bulut yokken Kameri görmek husûsunda şek ve ihtilâf eder misiniz?" diye suâl buyurdu. "Hayır, yâ Resûlâllâh bunda ihtilâf etmeyiz" denince tekrar "Ya, rü'yete mâni' hiçbir bulut yokken Güneş i görebileceğiniz de şek ve ihtilâf eder misiniz?" diye suâl buyurdu. Yine "Hayır, yâ Resûlâllâh. Bunda da ihtilâf etmeyiz" denince buyurdu ki İşte O'nu siz böyle açık göreceksiniz. Kıyâmet gününde nâs haşrolunacak yâni bir araya toplanacak. Rabbimiz Teâla ve Tekaddes Hazretleri "Her kim her neye tapıyor idiyse onun ardına düşsün" buyuracak. Yâhud Hakk'ın emriyle bu sözü diyen diyecek. Artık kimi Şems'in, kimi Kamer'in, kimi tâğutların ardına düşüp gidecek. Yalnız bu ümmet, içlerinde münâfıkları da olduğu halde yerinde durup kalacak. Allah Tebâreke ve Teâlâ Hazretleri onlara evvelce tanıdıklarından başka bir sûrette gelip "Ben sizin Rabbinizim" buyuracak. Onlar Rabb-i Müteallerini o tecellî ile tanıyamıyacakları için "Sen'den Allâh'a sığınırız. Rabbimiz bize gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. Yerimizden ayrılmayız. Rabbimiz bize geldiğinde biz O'nu tanırız" diyecekler. Allâhu Azze ve Celle Hazretleri onlara Bu def'a tanıdıkları sûrette gelip "Ben Rabbinizim" buyuracak. Onlar da "El-Hak Sen bizim Rabbimizsin" diyecekler. Ve Allâhu Teâlânın onları da'vet buyurması üzerine ona tâbi' olacaklar. Cehennem'in de tam ortasına Sırât yâni köprü kurulur. Ümmetini onun üstünden en evvel geçirecek ben olacağım. O gün Rüsül-i Kirâm dan başka hiçbir kimse hevl ve dehşet dolayısiyle tekellüm edemez. Rüsül-i Kirâmın da o günkü kelâmı اَللَّهُمَّ سَلِّمْ سَلِّمْ = İlâhî, selâmet ver, selâmet ver" den ibâret olacaktır. Cehennem'de sa'dân dikenlerine benzer çengeller vardır. Sa'dân dikenlerini hiç görmüşlüğünüz var mı? -Evet vardır.- İşte bu çengeller sa'dân dikenlerine benzer. Ancak şu var ki, ne kadar büyük olduklarını yalnız Allâhu Teâlâ bilir. İşte bunlar nâsı kötü amellerinden dolayı kapıp alırlar. Kimi kötü ameli dolayısiyle helâk olur. Kimi hardal gibi ezim ezim ezildikten sonra necat bulur. Nihâyet Allâhu Teâlâ ehl-i nârdan her kimlere rahmet buyurmayı dilemişse onları çıkaracak. Dünyâda iken Allâh'a ibâdet etmiş olanları çıkarmalarını meleklere emredecek, onlar da onları çıkaracaktır. Melekler onları âsâr-ı sücûddan yâni secde a'zâlarındaki izlerden tanıyacaklardır. Ve işte onlar öylece çıkarılacaklardır. Allâhu Teâlâ eser-i sücûdu yeyip mahvetmeyi nâr-ı Cahîme harâm kılmıştır. Binâenaleyh Âdem-oğlunun bütününü Cehennem ateşi yer de yalnız eser-i sücûdu yiyemez. Bunlar ateşten kavrulup kapkara olarak çıkarılacaklar. Üzerlerine Âb-ı hayât dökülecek de seyl uğrağında biten yabânî reyhan tohumları nasıl çabuk biterse yeniden öylece biteceklerdir. Sonra Allâhu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kulları arasında hüküm ve kazâyı hitâma erdirir. Ancak Cennet ile Cehennem arasında yüzü ateşe dönük bir kimse kalır ki, o, Cennet'e girecek ehl-i nârın sonuncusu olacaktır. O kimse "Yâ Rab, yüzümü şu ateşden döndür. Kokusu beni zehirleyip duruyor, yalını beni yakıp duruyor" diyecek. Adamcağız mütemâdiyen duâ ve niyazda bulunacak. Sonunda Hak Teâlâ ona buyuracak ki "Bu senin dediğin yapılacak olursa acabâ başka şey daha istemiyecek misin?" O ise "Celâl ve İzzetine kasem olsun ki, hayır!" diyecek. Ve Allâhu Teâlâ'ya meşiyyet-i İlâhiyyesi taallûk eden ahd ü mîsâkı verecek, ondan sonra Allâhu Teâlâ onun yüzünü Cehennem cihetinden Cennet tarafına çevirecek. Yüzünü Cennet'e doğru döndürünce Cennet'in güzelliğini görecek. Lâkin ibtidâ talebden hayâ edip Allâh'ın dilediği kadar bir müddet sükût ettikten sonra "Yâ Rabb, beni Cennet'in kapısınayanaştır" diyecek. Allâhu Teâlâ da "Evvelce istediğinden başka hiç bir şey istemiyeceğine ahd ü mîsâk vermiş değil miydin?" diye kendisini ilzâm edecek. O da "Yâ Rabb, mahlûkâtının en bedbahtı ben olmayayım" cevâbını verecek. Bunun üzerine yine Allâhu Teâlâ "Bunu da sana verirsem başka bir şey istemiyecek misin?" diyecek. O da "Celâl ve İzzetine kasem olsun ki, hayır. Bundan başka hiç bir şey isteyecek değilim" cevâbını verecek. Ve Rabb-ı Celîl ine dilediği ahd ü mîsâkı verdikten sonra Rabbı Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri onu Cennet'in kapısına yanaşdıracak. O kimse Cennet kapısına varıp da ondaki revnak ve letâfeti ve içindeki nadret ve sürûru görünce yine utanıp Allâh'ın dilediği kadar bir müddet sükût edecek Sonra "Yâ Rabb, beni içeriye sok" diyecek. Allah Azze ve Celle de "Allah lâyığını versin behey Âdem-oğlu, sen ne sözünde durmaz kimsesin! Sen verdiğimden başka hiç bir şey istemiyeceğine daha evvel ahd ü mîsâk vermiş değil mi idin?" buyuracak. O da "Yâ Rabb, demek ki mahlûkâtının en bedbahtı ben olacağım" diyecek. Bu söz üzerine ve duâ ve niyâzını tekrâr ede ede nihâyet Allâhu Teâlâ ona gülecek. Ve Cennet'e girmesine izin verecek. Oraya alırken de ona "Temennî et" buyuracak. O da uzun boylu temennî ler de bulunacak. Nihâyet dilekleri kesilince Allâhu Teâlâ "Bunlardan başka şunu da, bunu da, şunu da, bunu da iste" buyuracak ki, istenecek şeyleri Rabb'i Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri muttasıl aklına getirecek. Nihâyet bu türlü dileklerinin kâffesi de kesilince Allâhu Teâlâ "Bunların hepsi ve bir o kadar dahası hep senindir" buyuracaktır. -Hadîsi Ebû Hüreyre'den rivâyet edenlerden biri olan Atâ' b. Yezîd-i Leysî der ki Ebû Hüreyre bunu rivâyet ederken Ebû Saîd-i Hudrî de oturuyor ve Ebû Hüreyre'nin dediklerinden hiç bir şeyi tağyîre lüzum görmüyordu. Tâ "Bunların hepsi ve bir o kadar dahâsı hep senindir" sözüne gelince Ebû Saîd-i Hudrî radiya'llâhu anh Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'e "Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Allah Azze ve Cell 'Bunların hepsi ve daha on misli senindir.' buyuracaktır, demişti" dedi. Ebû Hüreyre yanaştır" diyecek. Allâhu Teâlâ da "Evvelce istediğinden başka hiç bir şey istemiyeceğine ahd ü mîsâk vermiş değil miydin?" diye kendisini ilzâm edecek. O da "Yâ Rabb, mahlûkâtının en bedbahtı ben olmayayım" cevâbını verecek. Bunun üzerine yine Allâhu Teâlâ "Bunu da sana verirsem başka bir şey istemiyecek misin?" diyecek. O da "Celâl ve İzzetine kasem olsun ki, hayır. Bundan başka hiç bir şey isteyecek değilim" cevâbını verecek. Ve Rabb-ı Celîl ine dilediği ahd ü mîsâkı verdikten sonra Rabbı Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri onu Cennet'in kapısına yanaşdıracak. O kimse Cennet kapısına varıp da ondaki revnak ve letâfeti ve içindeki nadret ve sürûru görünce yine utanıp Allâh'ın dilediği kadar bir müddet sükût edecek Sonra "Yâ Rabb, beni içeriye sok" diyecek. Allah Azze ve Celle de "Allah lâyığını versin behey Âdem-oğlu, sen ne sözünde durmaz kimsesin! Sen verdiğimden başka hiç bir şey istemiyeceğine daha evvel ahd ü mîsâk vermiş değil mi idin?" buyuracak. O da "Yâ Rabb, demek ki mahlûkâtının en bedbahtı ben olacağım" diyecek. Bu söz üzerine ve duâ ve niyâzını tekrâr ede ede nihâyet Allâhu Teâlâ ona gülecek. Ve Cennet'e girmesine izin verecek. Oraya alırken de ona "Temennî et" buyuracak. O da uzun boylu temennî ler de bulunacak. Nihâyet dilekleri kesilince Allâhu Teâlâ "Bunlardan başka şunu da, bunu da, şunu da, bunu da iste" buyuracak ki, istenecek şeyleri Rabb'i Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri muttasıl aklına getirecek. Nihâyet bu türlü dileklerinin kâffesi de kesilince Allâhu Teâlâ "Bunların hepsi ve bir o kadar dahası hep senindir" buyuracaktır. * İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhumâ'dan rivâyete göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem "Siz kabirden kalktığınızda ayağınız çıplak, vücûdünüz uryân, anadan doğma erlik yeriniz sünnetsiz olarak haşrolunacaksınız!" buyurmuş. Sonra Resûlullâh "Kıyâmet koptuğu gün biz, gök tabakaların ı, kitaplar içinde defter yaprakları dürer gibi düreceğiz. İnsanları da ilk yaratmağa başladığımız gibi va'dettiğimiz vechile iâde edeceğiz. Şüphesiz biz va'dimizi yaparız." Meâlindeki âyeti okudu. Ve şöyle dedi Kıyâmet günü Peygamberlerden ilk elbîse giydirilen kişi en büyük babam İbrâhîm'dir. Yine Kıyâmet günü Ashâbımdan bâzı kimseler yakalanıp sol tarafa Cehennem tarafına götürülürler. Hemen ben onlar benim Ashâbımdır, bırakın diye sesleneceğim de bana Yâ Muhammed! Emîn ol ki, sen bunlardan ayrıldığındanberi onlar ökçelerine basarak geri dönmüş mürtedlerdir! diye cevap verilecektir. Ben de Allâh'ın sâlih kulu ve Peygamberi Îsâ İbn-i Meryem in dediği gibi şöyle diyeceğim - Yâ Rab! Bunların içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerine şâhid ve nigehbân oldum. Beni sen vefât ettirince, onlar üzerine yalnız Sen murâkıp oldun. Esâsen Sen Rabbım, her şey'e şâhitsin! Eğer onlara azâb edersen, şüphesiz onlar Sen'in kullarındır; eğer mağfiret edersen yine şüphesiz Sen Azîz'sin, ne dilersen yaparsın sana güç değildir Hakîm'sin âdilâne yaparsın!. * Sehl İbn-i Sa'd radiya'llahu anh'den Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur Kıyâmet günü insanlar beyaz, duru beyaz ve kepekten arınmış undan ma'mûl çörek gibi bir sâha üzerinde haşr olunurlar. Sehl İbn-i Sa'in, yâhut başka birisinin rivâyetine göre O sâhada bir kimseye delâlet edecek yol gösterecek dağ, taş gibi nişâne de yok. * Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur İnsanlar dünyânın son deminde üç fırka olarak haşrolunurlar. Birinci fırka müstakbel hayâtı özliyen, geride kalan dünyâ hayâtından nefret eden zümredir, bunlar zâd ve râhileleri bol olanlardır. İkinci fırka ikisi bir deve, üçü bir deve, dördü bir deve, onu bir deve üzerinde sevk olunurlar. Bunların bakıyesini ki, üçüncü fırkadır bir ateş haşredip toplar. Onlar nerede istirahat ederlerse o ateş de berâber istirahat eder, onların geceledikleri yerde onlarla berâber geceler, onların sabahladıkları yerde birlik sabahlar ve onlarla berâber yürüyüp onların akşamladıkları yerde berâber akşamlar * 'Âişe radiya'llahu anhâ'dan rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem İnsanlar ayakkabısız, vücûdu çıplak ve ilk yaradılışları gibi sünnetsiz haşrolunacaklar buyurdu. Ben de Yâ Resûla'llah! Erkek, kadın berâber mi? Bunlar birbirlerine edeb yerlerine bakarlar, dedim. Resûl-i Ekrem Yâ Âişe! Haşir işi çok güçtür, insanların birbirlerine bakmalarına müsâit değildir, buyurdu. Allah'a İman Hadisleri * Hz. Süheyb radıyallahu anh anlatıyor "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun bir de sihirbazı vardı. Sihirbaz yaşlanınca Kral'a "Ben artık yaşlandım. Bana bir oğlan çocuğu gönder de sihir yapmayı öğreteyim!" dedi. Kral da öğretmesi için ona bir oğlan gönderdi. Oğlanın geçtiği yolda bir râhip yaşıyordu. Bir gün giderken rahibe uğrayıp onu dinledi, konuşması hoşuna gitti. Artık sihirbaza gittikçe, râhibe uğruyor, yanında bir müddet oturup onu dinliyordu. Bir gün delikanlıyo sihirbaz, yanına gelince dövdü. Oğlan da durumu râhibe şikayet etti. Rahip ona "Eğer sihirbazdan dövecek diye korkarsan "Ailem beni oyaladı!" de; ailenden korkacak olursan, "beni sihirbaz oyaladı" de!" diye tenbihte bulundu. O bu halde devam eder iken, insanlara mani olmuş bulunan büyük bir canavara rastladı. Kendi kendine "Bugün bileceğim; sihirbaz mı efdal, rahip mi efdal!" diye mırıldandı. Bir taş aldı ve "Allahım! Eğer râhibin işi, sana sihirbazın işinden daha sevimli ise, şu hayvanı öldür de insanlar geçsinler!" deyip, taşı fırlattı ve hayvanı öldürdü. İnsanlar yollarına devam ettiler. Delikanlı râhibe gelip durumu anlattı. Rahib ona "Evet! Bugün sen benden efdalsin üstünsün! Görüyorum ki, yüce bir mertdebedesin. Sen imtihan geçireceksin. İmtihana maruz kalınca sakın benden haber verme!" dedi. Oğlan anadan doğma körleri ve alaca hastalığına yakalananları tedavi eder, insanları başkaca hastalıklardan da kurtarırdı. Onu kralın gözlyeri kör olan arkadaşı işitti. Birçok hediyeler alarak yanına geldi ve "Eğer beni tedavi edersen, şunların hepsi senindir" dedi. O da "Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tır. Eğer Allah'a iman edersen, sana şifa vermesi için dua edeceğim. O da şifa verecek!" dedi. Adam derhal iman etti, Allah da ona şifa verdi. Adam bundan sonra kralın yanına geldi. Eskiden olduğu gibi yine yanına oturdu. Kral "Gözünü sana kim iade etti?" diye sordu. "Rabbim!" dedi. Kral "Senin benden başka bir Rabbin mi var?" dedi. Adam "Benim de senin de Rabbimiz Allah'tır!" cevabını verdi. Kral onu yakalatıp işkence ettirdi. O kadar ki, gözünü tedavi eden ve Allah'a iman etmesini sağlayan oğlanın yerini de gösterdi. Oğlan da oraya getirildi. Kral ona "Ey oğul! Senin sihrin körlerin gözünü açacak, alaca hastalığını tedavi edecek bir dereceye ulaşmış, neler neler yapıyormuşsun!" dedi. Oğlan "Ben kimseyi tedavi etmiyorum, şifayı veren Allah'tır!" dedi. Kral onu da tevkif ettirip işkence etmeye başladı. O kadar ki, o da râhibin yerini haber verdi. Bunun üzerine râhip getirildi. Ona "Dininden dön!" denildi. O bunda direndi. Hemen bir testere getirildi. Başının ortasına konuldu. Ortadan ikiye bölündü ve iki parçası yere düştü. Sonra oğlan getirildi. Ona da "Dininden dön!" denildi. O da imtina etti. Kral onu da adamlarından bazılarına teslim etti. "Onu falan dağa götürün, tepesine kadar çıkarın. Zirveye ulaştığınız zaman tekrar dininden dönmesini talep edin; dönerse ne âla, aksi takdirde dağdan aşağı atın!" dedi. Gittiler onu dağa çıkardılar. Oğlan "Allah’ım, bunlara karşı, dilediğin şekilde bana kifayet et!" dedi. Bunun üzerine dağ onları salladı ve hepsi de düştüler. Oğlan yürüyerek kralın yanına geldi. Kral "Arkadaşlarıma ne oldu?" dedi. "Allah, onlara karşı bana kifayet etti" cevabını verdi. Kral onu adamlarından bazılarına teslim etti ve "Bunu bir gemiye götürün. denizin ortasına kadar gidin. Dininden dönerse ne âla, değilse onu denize atın!" dedi. Söylendiği şekilde adamları onu götürdü. Oğlan orada "Allah’ım, dilediğin şekilde bunlara karşı bana kifayet et!" diye dua etti. Derhal gemileri alabora olarak boğuldular. Çocuk yine yürüyerek hükümdara geldi. Kral "Arkadaşlarıma ne oldu?" diye sordu. Oğlan. "Allah onlara karşı bana kifayet etti" dedi. Sonra Kral'a "benim emrettiğimi yapmadıkça sen beni öldüremeyeceksin!" dedi. Kral "O nedir?" diye sordu. Oğlan "İnsanları geniş bir düzlükte toplarsın, beni bir kütüğe asarsın, sadağımdan bir ok alırsın. Sonra oku, yayın ortasına yerleştir ve "Oğlanın Rabbinin adıyla" dersin. Sonra oku bana atarsın. İşte eğer bunu yaparsan beni öldürürsün!" dedi. Hükümdar, hemen halkı bir düzlükte topladı. Oğlanı bir kütüğe astı. Sadağından bir ok aldı. Oku yayının ortasına yerleştirdi. Sonra "Oğlanın Rabbinin adıyla!" dedi ve oku fırlattı. Ok çocuğun şakağına isabet etti. Çocuk elini şakağına okun isabet ettiği yere koydu ve Allah'ın rahmetine kavuşup öldü. Halk "Oğlanın Rabbine iman ettik!" dediler. Halk bu sözü üç kere tekrar etti. Sonra krala gelindi ve "Ne emredersiniz? Vallahi korktuğunuz başınıza geldi. Halk oğlannın Rabbine iman etti!" denildi. Kral hemen yolların başlarına hendekler kazılmasını emretti. Derhal hendekler kazıldı. İçlerinde ateşler yakıldı. Kral "Kim dininden dönmezse onu bunlara atın!" diye emir verdi. Yahut hükümdara "sen at!" diye emir verildi. İstenen derhal yerine getirildi. Bir ara, beraberinde çocuğu olan bir kadın getirildi. Kadın oraya düşmekten çekinmişti, çocuğu "Anneciğim sabret. zira sen hak üzeresin!" dedi." * Ebu Zerr Cündeb İbnu Cünâde el-Gıfârî radıyallahu anh hazretleri anlatıyor Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Bana Cebrâil aleyhisselam gelerek "Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmadan şirk koşmadan ölürse cennete girer" müjdesini verdi" dedi. Ben hayretle "zina ve hırsızlık yapsa da mı?" diye sordum. "Hırsızlık da etse, zina da yapsa" cevabını verdi. Ben tekrar "Yani hırsızlık ve zina yapsa da ha!" dedim. "Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!" Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm dördüncü keresinde ilâve etti "Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir". * Câbir İbnu Abdillah el-Ensârî radıyallahu anh anlatıyor Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "İki şey vardır gerekli kılıcıdır" Bir zat -Ey Allah'ın Rasûlü! gerekli kılan bu iki şeyden maksad nedir? diye sordu Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm "Kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir" cevabını verdi." * Abdullah İbnu Abbas'ın rivayetine göre, bir kadın, kendisine küpte yapılan şıra nebîz hakkında sordu. Kadına şu cevabı verdi "Abdulkays kabilesinin heyeti Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm'e geldiği vakit "Bu gelenler kimdir?" diye sordu. "Rebîalılar" diye kendilerini tanıttılar. Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm "Merhaba, hoş geldiniz. İnşaallah bu ziyaretten memnun kalır, pişman olmazsınız" buyurdu. Misafirler "Biz uzak bir yerden geliyoruz. Sizinle bizim aramızda şu kâfir Mudarlılar var. Bu sebeple, size ancak haram ayında uğrayabiliyoruz. Öyle ise, bize kesin, açık bir amel emret, onu geride bıraktıklarımıza da öğretelim. Ve bizi cennete götürsün" dediler. Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm de onlara dört emir ve dört yasakta bulundu Önce tek olan Allah Teâla'ya imanı emretti ve sordu "İman nedir biliyor musunuz?" "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Açıkladı Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucu tutmak, harpte elde edilen ganimetten beşte birini ödemenizdir." Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onlara şu kapları şıra yapmada kullanmalarını yasakladı Hantem topraktan mâmul küp, dübbâ su kabağından yapılmış testiler, nakîr hurma kökünden ayrılan çanak, müzeffet -veya mukayyer- içi ziftle -katranla- cilalanmış kap. * Abbâs İbnu Abdilmuttalib radıyallahu anh anlatıyor Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm'in şöyle söylediğini işittim "İmanın tadını, Rabb olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, peygamber olarak Muhammed'i seçip râzı olanlar duyar." * İbn-i Ömer radıyallahu anh anlatıyor Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm "Ben insanlar Allah'tan başka ilâhın olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet edinceye, namaz kılıncaya, zekât verinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Bunları yaptılar mı, kanlarını, mallarını bana karşı korumuş emniyet altına almış olurlar. İslâm'ın hakkı hâriç. Artık samimi olup olmadıklarına dair durumları Allah'a kalmıştır". * Alkame hazretlerinin İbnu Mes'ud radıyallahu anh'dan naklettiğine göre, İbnu Mes'ud, "...Kim Allah'a iman ederse Allah onun kalbini doğruya götürür.." Teğâbün,11 meâlindeki âyetle ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır "Bunlar kişinin mâruz kaldığı musibetlerdir. İnanan kişi, Allah'ın lütfu ve keremi ile bu musibetlerin Allah'tan olduğunu bilir, Allah'ın takdirine teslimiyet gösterip, razı olur ve Sabreder.BAKINIZ Ahiret ile ilgili ayet meali bulabilir misiniz? Dünya ve ahiret ile ilgili hadisler nelerdir? Peygamberimizin dünya ve ahiret konuları hakkındaki bazı hadisleri...Peygamberimizin dünya ve ahiret ile ilgili hadis-i şerifleri... DÜNYA VE AHİRET HAKKINDA HADİSLER Katâde Enes b. Mâlik’e “Peygamberin en çok ettiği dua hangisiydi?” diye sordu. Enes şöyle cevap verdi “Allah Resûlü en çok şöyle diyerek dua ederdi Allah’ım, bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!’” Müslim, Zikir, 26 *** Urve’den rivayet edildiğine göre, Osman b. Maz’ûn’un kendisini ibadete adadığı için eşini ihmal ettiğini Hz. Âişe’den işiten Resûlullah Osman ile karşılaştı ve ona şöyle dedi “Ey Osman! Biz Müslümanlara ruhbanlık emredilmedi...” İbn Hanbel, VI, 226 *** Enes b. Mâlik’in rivayet ettiğine göre, Resûlullah şöyle buyurmuştur “Kimin kaygısı âhiret olursa Allah onun zenginliğini kalbine yerleştirir, iki yakasını bir araya getirir ve dünya zelil bir şekilde ona gelir. Kimin kaygısı da dünya olursa Allah onun fakirliğini iki gözü arasına koyar ve onun iki yakasını bir araya getirmez; kendisine de ancak onun için takdir edilen dünyalık ne ise o gelir.” Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 30 *** Kays Fihroğulları’ndan Müstevrid b. Şeddâd’ı şöyle derken işitmiştir “Allah Resûlü buyurdu ki, Vallahi, âhiretin yanında dünyanın konumu, ancak birinizin şu işaret parmağını denize daldırması gibidir; parmağının ne kadar su ile döneceğine bir baksın!’” Müslim, Cennet, 55 *** Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurmuştur “Kaygısı en büyük insan, dünya ve âhiret işlerine önem veren mümin insandır.” İbn Mâce, Ticâret, 2 İslam ve İhsan Ahiret ile ilgili hadisler Allah cc. Bu dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmış ve kim daha güzel işleyecek diye insanları imtihana tabi tutmaktadır. Ahiret hayatı bu dünyada yaptıklarımızın karşılığında bizim için verilecek birer sonuçtur. O nedenle Allah cc. Hazretlerinin rızasını kazanacak ameller yapmaya gayret göstermeliyiz. Konumuzda Ahiretle ilgili Peygamber Efendimiz sav.’in hadislerini listelemeye çalışacağız. Umarız Faydasını hem bu dünyada hem de ahirette görürsünüz. Semih YAŞAR Ahiret ile ilgili hadisler Ravi Enes b. Mâlik Hadis Şöyle dediği rivâyet olunmuştur Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem her zaman Yâ Allah!.. Rabbımız, bize dünyâda güzellik ver. Âhiret`te de güzellik ver ve bizi ateş azâbından esirge, diye duâ ederdi. Kütübü Sitte Hadis No 1682 Ravi Ebu Hüreyre Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Kim bir hastaya veya bir din kardeşine Allah rızası için ziyarette bulunursa, bir münadi ona nida eder “Dünyada da ahirette de iyi olasın, ahiret yolculuğun da iyi olsun. Bu davranışınla cennette bir ev hazırladın!” der.”Kütübü Sitte Hadis No 4660 Ravi Ebu Hureyre Hadis Resulullah sa buyurdular ki “Allah`a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır konuşsun ya da sussun.” [Tirmizi`nin İbnu Ömer ra`den yaptığı diğer bir rivayette, Resulullah “Kim susarsa kurtulur” buyurmuştur.]Kütübü Sitte Hadis No 5910 Ravi Esma Bintu Ebi Bekr Hadis Resulullah sav`ı işittim, kadınlara diyordu ki “Sizden kim Allah`a ve ahiret gününe iman ediyorsa, erkekler başlarını kaldırıncaya kadar başını yerden kaldırmasın, böylece erkeklerin avretlerini görmekten korunmuş olur.”Kütübü Sitte Hadis No 2835 Ravi Muaz Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Akşamdan abdestli olarak temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah`tan dünya ve ahiret için hayır taleb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediğini vermesin.”Kütübü Sitte Hadis No 1755 Ravi Enes Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Ezanla kaamet arasında yapılan dua reddedilmez mutlaka kabule mazhar olur.” “Öyleyse,” dendi, “ey Allah`ın Resulü, nasıl dua edelim?” “Allah`tan,” dedi, “dünya ve ahiret için afiyet isteyin!”Kütübü Sitte Hadis No 1760 Ravi Ebu Ümame Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Kim yatağına temiz abdestli olarak girer ve uyku basıncaya kadar Allah`ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp da Allah`tan dünya veya ahiret hayırlarından bir şey isterse Allah Teala, istediğini mutlaka ona verir.”Kütübü Sitte Hadis No 1946 Ravi Ebu Saidi`l-Hudri Hadis Hz. Peygamber sav`in şöyle dediğini rivayet etti “Bir kimsenin mescide alakasını görürseniz, onun mü`min olduğuna şehadet edin, zira Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor “Allah`ın mescidlerini ancak Allah`a ve ahiret gününe inananlar imar ederler” Tevbe 18Kütübü Sitte Hadis No 34 Ravi Ebu`l-Acfa es-Sülemi Hadis Bir gün, Hz. Ömer ra, cuma hutbesi verdi ve hutbede şöyle söyledi “Sakın, kadınların mehirlerini artırmayın, zira bu, eğer dünya için bir şeref, ahiret için de bir takva olsaydı buna en çok Resulullah layik idi. Halbuki O, kadınlarından veya kızlarından hiç birine oniki okiyyeden fazla mehir takdir etmemiştir.”Kütübü Sitte Hadis No 3457 Ravi Cabir Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Allah ve ahiret gününe inanan kimse izarsız hammama girmesin. Kim Allah`a ve ahirete inanıyorsa, bir özrü olmadan hanımım hamama sokmasın. Kim Allah`a ahirete, inanıyorsa üzerinde içki bulunan sofraya oturmasın.”Kütübü Sitte Hadis No 3821 Ravi Ali ra. Hadis Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has evlatları var. Sizler ahiretin evlatları olun. Sakın dünyanın evlatları olmayın. Zira bugün amel var hesap yok, yarın ise hesap var amel yok.” [Rezin tahric etmiştik. Buhari, muallak senetsiz olarak kaydetmiştir. Rikak 4]Kütübü Sitte Hadis No 1973 – Ravi Ebu Zerr Hadis Resulullah sav mescidde iken huzuruna girdim. Bana “Ey Ebu Zerr mescide tahiyye selam vermek gerekir” buyurdu. Ben “Mescide verilecek selam nedir?” diye sorunca “Girince kılacağın iki rek`at namazdır” dedi. Ben “Ey Allah`ın Resulü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa`nın suhuflarında olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?” diye sordum, şu cevabı verdi “Ey Ebu Zerr! Evet, şu mealdeki ayetler indi deyip okudu “Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını ahiretten üstün tutarsınız. Halbuki ahiret daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki sabitelerde, İbrahim ile Musa`nın sahifelerinde de vardır” A`la, 14-19. Ben tekrar sordum “Ey Allah`ın Resulü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa suhuflarında ne vardı?” “Bunlarda” dedi, “hep ibretli şeyler vardı, mesela şöyle denmişti Ölümü görüp bildiği halde gamsız-kedersiz yaşayana şaşarım, Cehenneme kesinlikle inandığı halde gülene şaşarım, içinde yaşayanlarla birlikte dünyanın devamlı değiştiğini görüp de ondan tatmin bulana şaşarım. Kadere inanıp da haram-helal ayırımı yapmadan hırsla mal peşinde yorulana şaşarım. ahiret hesabına inanıp da o maksadla çalışmayana şaşarım” Rezin ilavesidir, ed-Dürrü`l-Mensur`da 6, 341 daha uzun olarak kaydedilmiştirKütübü Sitte Hadis No 862 Ravi Enes Hadis Resulullah sav Hendek`e gitti. Gördü ki Muhacir ve Ensar soğuk bir sabah vakti hendek kazıyorlar. Onların, bu işi kendilerine bedel yapacak köleleri yok. Onları vuran yorgunluk ve açlıklarını görünce şiirimsi bir ifade terennüm ettiler “Ey Allah`ım! Gerçek hayat ahiret hayatıdır. Ensar ve muhaciri mağfiret buyur!” Çalışanlar da O`na şöyle mukabele ettiler “Biz Muhammed`e bey`at edenleriz. Hayatta kaldıkça cihad gayemiz.”Kütübü Sitte Hadis No 4259 Ravi Enes Hadis Resulullah sav buyurdular ki “Kimin arzusu ahiret otursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya otursa, Allah iki gözünün arasına dünyanın fakirliğini koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak, dünyadan da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez.”Kütübü Sitte Hadis No 5368 Ravi Ebû Hüreyre Hadis Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur Allah`a ve âhiret gününe îmân edip inanan kişi, komşusuna ezâ etmesin ve Allah`a, ahîret gününe îmân eden her kişi misâfirlerine ikram etsin ve Allah`a, âhiret gününe îmân eden her kişi hayır söylesin, yâhut sussun boşboğazlık etmesin.Kütübü Sitte Hadis No 1981 Ahiret ile ilgili hadisler konumuzdan sonra diğer konularımıza da aşağıdaki linklerden kolayca ulaşabilirsiniz… Semih YAŞAR Ahirete iman ile ilgili ayetler Ahiret hayatı ile ilgili ayetler Ahiret ile ilgili sözler Ahiret ile ilgili hadisler

ahiret ile ilgili 5 hadis