🥇 Cinsel Kimlik Bozukluğu Düzelir Mi
HipertansiyonErektil disfonksiyon ve ejakülasyon sorunları,cinsel ilgi ve aktivitenin azalması MI, angina pectoris Cinsel ilgi ve aktivitede azalma Endokrinolojik Adrenal yetmezlik Kadın: cinsel ilgi ve orgazmda azalma Erkek: cinsel ilgide azalma Adrenal hiperplazi Kadın: cinsel ilgide azalma, anorgazmi Erkek: cinsel ilgide azalma
Cinselkimlik bozukluğunun görülme sıklığı düşüktür. Görülme oranı erkeklerde 30.000 de bir, kadınlarda ise 100.000 – 150.000 de bir şeklindedir. Psikolog Narek Karasu Bakırköy ve Nişantaşı ofislerinde hizmet vermektedir. İstanbul dışında olan danışanlar için internet yoluyla da hizmet vermektedir.
Psk Kemal Özcan 2017-10-04T14:39:27+02:00. Cinsel terapi, organik kökenli olmayan, yani bedensel bir hastalığa bağlı olmayan bütün cinsel istek ve işlev bozukluklarına uygundur. Cinsel birleşmeyi zorlaştıran, cinsel eylemlerden zevk almayı engelleyen, kişinin ve eşinin hem cinsel hem de günlük yaşamında sıkıntılara yol
Eşcinsel Olmak Ruhsal Bir Bozukluk Değil ‘Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında ICD (International Classification of Diseases) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar
CinselKimlik Bozukluğu uzmanları bulabilir, daha önce hizmet aldığınız doktorlar hakkında görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Uzmandoktor.net
Menu Anasayfa; Psikoterapi Enstitüsü. Hakkımızda; Akademik Takvim; Uz.Dr. Tahir Özakkaş
Cinselkimlik bozuklugum var ve kendimi kız gibi hissediyorum. Kız kıyafetleri giymeyi seviyorum. Ne yapmalıyım? Özellikle kızlar size soruyorum :( - Cinsellik Sorusu
7Vr59h. Cinsel Kimlik Bozuklukları Cinsel Kimlik Bozuklukları, kişinin genetik olarak kodlanmış olan cinsiyetinden ve cinsel kimliğinden rahatsız olma durumlarını içerir. Uluslararası Bilimsel Sınıflama bu bozuklukların doğuştan olduğunu kabul etmektedir. İlk bilimsel tanımlamalar 1950 lerde yapılırken 1980 sonrasında tanı sınıflamaları yapılmıştır. Psikoseksüel gelişim 2 yaşın sonlarına doğru cinsiyet farkındalığının oluşmasıyla başlar. Cinsel yönelim ise erken ergenlik döneminde oluşmaya başlar. Ergenlik döneminin tamamlanmasıyla beraber Cinsel Kimlik oluşur. Cinsel Kimlik Bozukluklarının ne kadar yaygın olduğuyla ilgili kesin sonuç gösteren çalışmalar yapılamamaktadır. Cinsel Kimlik Bozuklukları nedenleri arasında genetik, endokrin, sosyal ve psikodinamik etkenler rol oynar. Okul öncesi dönemde bir çok erkek çocuk kız kıyafetlerini giyer, oyunlarda anne rolüne girebilirler. Bu dönemin normalde kısa ve geçici olması gerekir. Okul dönemiyle beraber bu tür davranışların geçmesi beklenir. Cinsel Kimlik Bozukluğunda ise çocukluğun ilk yıllarından başlayarak sürekli şekilde karşı cinse özgü oyunlar,oyuncaklar ilgilenir ve davranışlarda bulunurlar. Yapılan çalışmalar cinsel kimlik sorunu yaşayan çocukların çoğunda 4 yaşından önce bu davranışların olduğunu gösterir. Çevrenin müdahalesine rağmen çocuklar istekleri konusunda ısrarcı olurlar. Çoğu zaman aileler bu durumu fark ederler ve geçici olduğunu düşünerek önemsemezler. Bu durumun uzun sürmesi sonrası bir kısım aile kaygılanırken bir kısım aile görmezden gelmeye devam ederler. Bu durumu çoğu aile kabul etmek istemez ve bu durumla yüzleşmekten kaçınırlar. Özellikle babalar bu durumu görmezden gelip bu konuları gündeme gelmesinden rahatsız olurlar. Çocuklarda Cinsel Kimlik Bozukluğu Tanı Ölçütleri Karşı cinsiyetle güçlü ve sürekli özdeşim kurma Diğer cinsiyetten olma isteğini ya da ısrarını yineleyici şekilde dile getirme Ör Ben kız olmak istemiyorum..? Erkek çocuklarının kız kıyafetleri, Kız çocuklarının erkek kıyafeti giyme konusunda ısrar etmesi ör Erkeklerin etek giymek istemesi, Kızların pantolon şort giymek istemesi.. Oynadıkları oyunda sürekli ve çok istekli olarak karşı cins rollerini oynamayı isteme ör evcilikte kız çocuğun baba olmak, erkek çocuğun anne olmak istemesi.. Karşı cinsin oynadığı oynama konusunda ısrar etme ör kız çocuğun futbol oynaması, erkek çocuğun evcilik oynaması.. Karşı cinsle oynamayı ısrarla tercih etme ör erkek çocuğun ilkokulda sürekli kızlarla oynaması.., kızların erkeklerle futbol oynaması.. *Çocukluk döneminde erkek çocuklar cinsel organlarından rahatsız olduklarını ilerde onun kaybolmasını istediklerini dile getirebilirler. Erkek çocuklar erkeklerle ,kız çocuklarda kızlarda oynamayı tercih etmezler. Erkek çocuklar kız kıyafetleri giymeyi, kız davranışlarında bulunmayı tercih ederler. Kızlar ise erkek kıyafeti giymeyi, erkek davranışlarında bulunmayı tercih çocuklarda oturarak idrarını yapmayı reddedebilirler. Kız çocuklar ilerde erkekler gibi cinsel organının olacağını düşünebilirler. Bazen bu isteklerini dile getirebilirler. *Ergenlerde Anne ve babaları bu konuda baskıcı değilse açık açık kendi cinsel gelişimi ile ilgili dile getirmeye başlayabilirler ancak bu çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu isteklerini seçimleri ve davranışlarıyla genelde gösterirler. Erkekler kızlar gibi saçlarını uzatabilir,kestirebilir, hafif makyaj yapabilir, kıyafet seçimlerini daha çok bol,renkli, cinsel organlarını göstermeyen elbiselerden seçerler cinsel organlarından rahatsız oldukları için, istenmeyen kıllarını, tüylerini alabilirler…Kızlar ise özellikle göğüslerinin gözükmesinden rahatsız olurlar, kısa saçı ve giyim olarakta pantolonu tercih ederler. Kız çocuklar erkek vücuduna sahip olabilmek için özellikle vücud geliştirme gibi erkek sporlarıyla aşırı uğraşabilirler. *Ergenliğin sonuna gelinmesi ile beraber cinsel organlarından rahatsız olma ciddi şekilde artar. Ergenlik döneminde bunu kıyafet seçimleriye yapabilirken yaşın büyümesiyle beraber cinsel organlarının varlığından ciddi anlamda rahatsız olurlar. Bu rahatsızlıktan dolayı cinsel organlarından kurtulmaya yönelik girişimlerde bulunurlar. Çoğu zaman kendi başlarına hormon kullanırlar. Buda sağlık açısından büyük riskler doğurur. Cinsel Kimlik Bozukluğunun karıştığı durumlar nelerdir? Karşıt Giysicilik Cinsel Kimlik Bozukluğundaki gibi biyoloji cinsiyetlerinden rahatsız olmazlar. Kendi cinsiyet özelliklerinden memnundurlar ama sadece kıyafet olarak karşı cins kıyafetlerini tercih ederler. Ör Kız çocuklara pantolon giymek isteyebilir ama erkek oyunları oynamaz.. Eşcinsellik Homoseksüalite Cinsel Kimlik Bozukluğundan farklı olarak kendi cinsiyet özelliklerinden memnundur. Kendi cinsine karşı cinsel yönelimleri vardır. Cinsel Kimlik Karmaşası Ergenlik döneminde ortaya çıkan cinsel gelişimle ile karmaşadır. Bu ergenlerin geçmiş öykülerinde karşı cins rol davranışları göstermezler. Psikoterapiyle beraber Cinsel Kimlik karmaşası kaybolur. İnterseksüalite Ara Cinsiyet Durumları Kişinin genetik yapısıyla uygun olmayan cinsel organların gelişimi vardır. Genetik ve fiziksel olarak her iki cinsin cinsel organları mevcuttur. Bu durum Turner Sendromu, Klinefelter Sendromu, Konjenital Adrenal Hiperplazi, Psödohermafroditizm bozukluklarında görülür. Her iki cinsiyetin rol davranışı görülebilir. Bu durumda doğumdan itibaren, üroloji, çocuk cerrahisi ve çocuk psikiyatrisi doktorlarının beraber çalışıp çocuğun kimlik seçiminde yardımcı olmaları gerekir. TEDAVİ Tedavide en önemli basamak tanın doğru şekilde konulmasıdır. Diğer önemli bir noktada erken tanıdır. Ne kadar erken tanı konursa bu durum eklenecek diğer psikopatolojilerin önlenmesi açısından önemli olur. Sosyakültürel durumlar tanın konması ve tedavinin düzenlenmesi açısından en önemli rolü oynar. Aile ile beraber çalışmak ,durumu beraber değerlendirmek çok önemlidir. Çoğu zaman Cinsel Kimlik Bozukluğu olan çocuklar erişkin olduğunda kendi başına tedavi arayışlarına girer. Bunda da en önemli etken ailenin ve çevrenin bu durumu kabul etmemesidir. Aileler, özellikle babalar, çoğu zaman durumu inkar ederler. Aslında herkes durumun farkında olmasına rağmen çoğu zaman bastırma ya da yok sayma yöntemleriyle aileler durumun düzeleceğini sanarlar. Aslında çocuklar küçük yaşlarda oyun,oyuncak ve arkadaş seçimleriyle durumu ailelerini konuşmadan anlatırlar. Daha ilerleyen yaşlarda ise bu durumdan rahatsız olduklarını davranışlarına ve en sonunda da duygularına yansıtırlar. Aileleri ve çevreleri tarafından anlaşılmadığını düşündükleri zaman kendilerini iç dünyalarına geçici olarak , bazende kalıcı olarak kapatabilirler. Geç tanı ve tedavi özellikle ergenlerin yanlış arkadaş ve çevre seçimlerine, evden uzaklaşmaya, evden kaçmaya, diğer psikiyatrik bozuklukların depresyon, kaygı bozuklukları, intihar ve girişimlerine, davranım bozukluklarının, madde bağımlığının gelişmesine, hormon gibi yanlış tedavi seçimi sonrası diğer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açar. Yukardaki nedenlerden dolayı durumdam şüphelendiğimiz zaman yardım almamız çok önemlidir… Konu ile ilgili video için lütfen tıklayınız..
Goethe Faust göğsümün içinde ah iki farklı insan yaşıyor derken aslında borderline kişilik bozukluğundan bahsetmiştir. Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerde çok ani duygusal dalgalanmalar, şiddet, öfke, kimlik sorunları, çabuk sıkılma, aceleci davranma ön bireyler ilişkilerinde, benlik duygularında aşırı tutarsızlık yaşarlar. Bir gün sevgisinden göklere çıkartıp yücelttiği insanı ertesi gün dibe vurabilir veya bir gün kendisiyle gurur duyarken diğer gün kendisinden nefret edebileceği bir davranış gösterebilirler. İlişkileri oldukça tutarsızdır, çünkü sevgiden nefrete çok çabuk geçebilirler ve dürtüleriyle hareket ederler. Ayrıca, öfkelerini kontrol etmekte çok öfkeyi ya kendilerinden intihara teşebbüsle ya da etrafındaki kişilerden bozukluğa sahip olan bireyler aşırı derecede terk edilme korkusu da yaşarlar bu yüzden aslında ne kadar sevip nefret etseler de sahip olduğu ilişkiden de çok fazla uzaklaşmak istemezler. Bununla beraber cinsel ilişkileri de fırtınalıdır ; kontrolsüz cinsel ilişki isteği, sık eş değiştirme, aldatma, aldatılma, hemen orgazm olamama veya aşırı bağlandığı kişiden bir anda nefret etme bu kimliğe uygun bir açıklama olabilir. Çoğu zaman ilişkilerinde sağdık kalamazlar ve zorlu ilişkileri seçerler. Diğer bir deyişle bu bireylerin birlikte olmak istediği kişilerin de psikolojik geçmişi kabarıktır. İlişkinin verdiği doyum ve kendisini iyi hissetmek önemli olduğu için o kişiyle bir süre beraber olup bir anda aklında olanları, olayları anlamaya yönelik bir sisteme sahiptir. Belirsizlik bizleri rahatsız eder. Bundan dolayı ister istemez kendimizi veya insanları belirli kategorilere sokmak isteriz. Bu bize o kişiye veya kendimize nasıl davranacağımızı belirler. Bundan dolayıdır ki psikolojik etiketlemeleri de çok sık duyarız ; depresifim; manik depresifim; o bir psikopat; şizofren resmen gibi. Bunları söylediğimde genel anlamda bir çerçeve oluşur aklınızda ve kişiyi anlama süresini kısaltır ancak eğer bu etiketleri fazla benimsersek işin seyri değişir. Bundan dolayı bu sınırda kişilik bozukluğu hakkında biraz daha detaylı bilgi vermek istiyorum. Borderline kişilik bozukluğunun dört farklı tipi vardır1 Bezgin Borderline bağımlı kişilik bozukluğuna benzer. Ne olursa olsun asla kazanamayacaklarına inanırlar ve böylelikle insanlardan kaçmaya eğilimlidirler. Diğer taraftan da değerlerini anlayabilecekleri birilerini bulmayı hayal ederler. Biraz Dürtüsel Borderline ise çapkın, çekici ama güvenilmez tiplerdir. Çabucak sıkılırlar ve yüksek derece enerjiklerdir. Bu insanlar tahmin ettiğiniz gibi düşünmeden hareket ederler ve çoğu zaman başlarını belaya sokarlar. Bu tarz bir insandan çabuk etkilenme söz konusu Asabi Borderline kişiliğe sahip olanlar hem öngörülemez, öfkeli ve sabırsız olarak tanımlanırken aynı zamanda hoşnutsuz, kötümser ve meydan okuyan olarak tanımlanır. Bu insanlar karşısındaki kişiye güven duymak isteyip duymaya çalışmakla hayal kırıklığına uğrama korkusundan dolayı bir duvar örme arasında gidip gelirler. Bu tarzda aynı zamanda yoğun bir öfke de Kendine zarar veren Borderline kişiliğine sahip olan bireylerde ise daimi bir karamsarlık söz konusudur. Kendilerinden çok nefret ederler ve kendilerine zarar verici davranışlara veya sınırda kişilik bozukluğu daha çok kadınlarda görülmekle beraber erkeklerde de oldukça görülür ancak cinsiyet farklılıkları vardır; kadınlar daha çok kendilerini suçlamaya eğimliyken erkekler karşısındaki kişiyi suçlar veya cezalandırmaya çalışır. Sınırda kişiliğe sahip olan bireyler anlayışlı, dingin bir partner ararlar ancak mutlak suretle yardıma ihtiyaçları vardır çünkü her ne kadar bu kişiler aslında çok renkli, eğlenceli ve etkileyici olsa da bedeli oldukça bahsettiğimiz özelliklere sahip birisiyle sağlıklı bir ilişki kurmak kolay değil. Eğer yazının burasına kadar geldiyseniz eminim ki ay evet’ler havada uçuşuyordur. Herkes geçmişten bir yerden bu özelliklere sahip birisiyle olmuştur. Bir Issız Adam misali. Ancak her ne kadar benzer özellikler çıksa da borderline kişilik bozukluğu toplumun %2’sinde görülmektedir. Bu bozukluğa temel hazırlayan nedenlerin içerisinde geçmişte yaşanan fiziksel ve duygusal taciz veya şiddet, çocuklukta yaşanan travmatik yaşantıları sayabiliriz. Hatta terapi odasında bile bir Borderline kişilik bozukluğunu teşhis etmek çok zor YAPABİLİRİZ?Tedavisi zorlu ve uzundur. Bazen ilaç kullanmak gerekir. Bu kişiyle de yaşamak daha önce dediğim gibi zordur. Olabildiğince bu konuda kendinizi geliştirmeli, hastalığı anlamalı ve olayları öyle konusuna gelince de artık biliyorsunuz ki Borderline kişiliğe sahip olmak o kadar kolay değildir. Sevin, aşık olun ve sağlıklı bir birliktelik yaşayın. Yanlış bir ilişki içindeyseniz bunu herhangi bir hastalığa atfetmeden veya içinde bulunduğumuz çağı sorumlu bulmadan çözüme odaklanın. Çözüm gelmiyorsa eminim ki o ilişkiden öğrenebileceğinizi öğrenmişsinizdir. Bir sonraki sefere daha güzelini bulma şansına sahipsiniz.
Kişilik bozuklukları; kişinin kendi kültürüne göre, beklenenden önemli ölçüde sapmalar gösteren, süreklilik arz eden bir iç yaşantılar ve davranışlar örüntüsüdür. Ergenlik ya da genç erişkinlik yıllarında başlar, zamanla kalıcı olur ve sıkıntıya ya da işlevsellikte bozulmaya yol açar. Herkeste çeşitli biçimlerde görülebilecek kişilik özelliklerinin, kişilik bozukluğu olarak değerlendirilebilmesi için, bunların esneklikten yoksun ve uyum bozucu olması, işlevsellikte belirgin bir bozulmaya ya da kişisel sıkıntıya neden olması gerekmektedir. Kişilik bozukluklarının nedenleri Kişilik bozukluklarının, çok çeşitli etkenlerin karşılıklı etkileşimleri ve bir araya gelmeleri ile gelişir. Bunların başında, erken çocukluk yıllarındaki anne-baba ile ilişkiler, en önemli yeri tutuyor görünmektedir. Kişilik bozukluklarında temel problemin, kişinin kendisini ve diğerlerini algılamasındaki sorunlar olduğu söylenebilir. İnsan kendisine davranıldığı ve hissettirildiği bir biçimde kendisini tanır ve kendi hakkındaki düşünceleri ve kendilik tasarımı oluşur. Sınırda kişilik örgütlenmesi vakalarında olumsuz ve kötü kendilik imgelerinin baskınlığı, kararlı ve bütünlüklü bir kendilik tasarımı gelişmesine engel oluyor görünmektedir. Nevrotik düzeydeki kişilik bozukluklarında ise kararlı ve bütünlüklü olsa da, kendilik ve nesne tasarımlarının sorunlu şekillenmesi ile psikoseksüel gelişim basamaklarına saplanma veya gerilemeler ön planda görünmektedir. En önemli nedeni, erken çocukluk yıllarında, anne-baba ile ilişkilerde yaşanan olumsuzluklardır. Kişilik bozuklukları… Söz gelimi, bağımlı kişilik bozukluğu, çocuğuna fazla sorumluluk vermeyen, her şeye onun yerine kendisi karar veren ve yapan, kendileri de bağımlılık ihtiyaçları içinde olan annelerin, çocuklarında görülmektedir. DSM, kişilik bozukluklarını üç ana grupta sınıflandırmıştır. Bunlardan A ve B kümeleri daha çok sınırda kişilik örgütlenmesi gösterirken, C kümesi daha çok nevrotik örgütlenme gösteren bireyleri içerir. DSM’ye Göre A, B ve C Kümeleri kişilik bozukluğu türleri A Kümesi B Kümesi C Kümesi Paranoid kişilik bozuklukları Antisosyal kişilik bozukluğu Çekingen Kişilik bozukluğu Şizoid kişilik bozukluğu Sınırda Borderline KB Bağımlı KB Şizotipal kişilik bozukluğu Histrionik KB Obsesif Kompülsif KB Narsisistik KB Paranoid kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp, sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk içinde olmalarıdır. Yaygınlığı; genel toplumda %0,5-2,5 arasında, yataklı psikiyatri kurumlarında % 10-30 arasında ve ayaktan psikiyatrik tedavi kurumlarında % 2-10 arasında olduğu bildirilmiştir. Paranoid kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Yeterli bir temele dayanmaksızın, başkalarının kendilerini sömürdüğünden, aldattığından ya da kendilerine zarar verdiğinden kuşkulanırlar. Yeni tanıştıkları kimselere güvenmez, uzun süre onları gözlemlerler, bir aldatılmayla karşı karşıya gelmemek için son derece ihtiyatlı davranırlar. İnsanlarla ilişkilerine hiç güvenmeyerek ve kuşku ile başlarlar, zamanla belli bir oranda güven duysalar bile kimseye tam olarak güvenmez, küçük bir olaydan birine olan güvenlerini kaybederler. Dolayısıyla da hiçbir zaman gerçek bir dost edinemezler. Eşlerinin ya da çocuklarının davranışlarından bile, onların kendisini aldattıkları ya da yalan söylediklerine dair sonuçlar çıkarabilirler. 2. Dostlarının ya da iş arkadaşlarının kendisine olan bağlılığı ve güvenirliliği üzerine yersiz kuşkuları vardır. Uzun zamandır tanıyor ve arkadaşlık ediyor olsalar bile, kimseye tam olarak güvenemezler. Arkadaşlarının arkasından konuşup konuşmadıkları, kendisine karşı iyi davransalar bile, içlerinde kendilerine karşı kötü bir niyetlerinin olup olmadığını sorgularlar. Mesela bir doğum gününe çağrıldıklarında hatta ısrar edildiğinde bile, belki de sadece usulen çağırmışlardır ve gerçekten istemiyorlardır gibi değerlendirebilirler. Depresyon nedir? Neden olur? Belirtileri, türleri ve tedavisi 3. Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz yere korktuklarından ötürü başkalarına sır vermek istemezler. Özel yaşamlarına ait bilgileri yakın arkadaşlarından bile gizlerler. Uzun süredir arkadaşlık ettikleri birine, mesela, bir kardeşlerinin psikiyatra gittiğini veya babasının alkol kullandığını ya da anne babasının ayrılmış olduğu gibi ileride aleyhine kullanılabileceğini varsaydığı şeyleri söylemezler. Kendi hakkında vereceği bilgilerin ileride aleyhlerine kullanılacağından kuşkulanırlar. Bu kişiler psikiyatra geldiklerinde de, haklarında tutulan kartların ve dosyaların ne kadar güvenle saklandığı, bunlara başkalarının ulaşıp ulaşamayacağı ya da ileride bu bilgilerin karşısına çıkarılıp çıkarılmayacağı konusunda rahat edemezler. Dolayısıyla, terapistlerine bile güvenmez, bazen küçük olaylardan güvenlerini yitirip, tedaviyi yarım bırakabilirler. 4. Sıradan sözlerden ya da olaylardan aşağılandıkları ya da gözdağı verildiği biçiminde anlamlar çıkarırlar. Hezeyan düzeyinde olmamakla birlikte, kendileriyle hiçbir ilgisi olmayan olaylardan, kendileriyle alay edildiği ya da tehdit edildiklerine dair anlamlar çıkarırlar. Referans fikri olarak adlandırılan bu belirti, başkalarını sıklıkla yanlış anlamalarına, olaylardan gerçek olmayan sonuçlar çıkarmalarına neden olur. 5. Sürekli kin beslerler, onur kırıcı davranışları, haksızlıkları ya da görmezlikten gelinmeyi bağışlamazlar. Özellikle çoğu, çeşitli referans fikirlerine bağlı olsa da, insanların kendilerine karşı gösterdikleri ya da kendilerinin öyle sandığı onur kırıcı davranışları unutmazlar. Bir sabah, fark etmediği için selam vermeyen birini akıllarının bir köşesine yazar ve bunlara tepki göstermeden kin beslerler ama bazen de ani tepkiler gösterebilirler. 6. Başkalarınca anlaşılır olmayan bir biçimde, karakterine ya da itibarına saldırıldığı yargısına varır ve öfkeyle ya da karşı saldırı ile birden tepki verirler. Tanımadığı kişilere “ne bakıyorsun?” diye bağıran kimseler çoğunlukla bir referans fikrinin etkisiyle kendisiyle alay edildiğini sanan birileridir. 7. Haksız yere eş veya sevgililerinin sadakatinden kuşkulanırlar. Sürekli onların kendisini aldattığından, başkalarıyla ilgilendiklerinden şüphelenirler. Geç açılan ya da kapalı bir telefonu hemen aldatılıyor olabileceklerinin kanıtı olarak yorumlar, eşleri ya da sevgilileri biraz geç kalsa, başka biriyle zaman geçiriyor olabileceklerine yorumlarlar. Şizoid kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, sosyal ilişkilere, yakınlık kurmaya isteksiz olma ve duygulanım kısıtlılığıdır. Asosyaldirler. Görülme sıklığı ile ilgili araştırmalar yeterli bir kanaat oluşturmaktan uzaktır. Çünkü, saha araştırmalarına katılmak istemeyecekleri gibi klinik başvuruları da çok azdır. Şizoid kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Ailenin bir parçası olmadığı gibi, ne yakın ilişkilere girmek ister, ne de yakın ilişkilere girmekten zevk alırlar. Aile içinde kendilerini diğerlerinden uzak hisseder ve aile içi sosyalleşmeye katılmazlar. Evdeki zamanlarını genellikle tek başlarına, odalarında geçirmeyi yeğlerler. İnsanlarla tanışmak ve yakınlaşmak konusunda isteksizdirler. Eve gelip gidenle ilgilenmez, misafirlerin yanına çıkmak istemezler. Ailenin topluca yaptığı etkinliklerden, ziyaretlerden uzak dururlar. 2. Hemen her zaman tek bir etkinlikte bulunmayı tercih ederler. İlgi duydukları alanlar genellikle insan ilişkisi gerektirmeyen ve çoğunlukla felsefe, matematik, bilgisayar programlama gibi, soyut konulardır. Şizoidlerin birçoğu bilgisayar programcılığı, felsefe, matematik gibi, daha çok kendi başına yapılan alanlarda çalışırlar. Ancak, ilgi duydukları şeylere karşı da büyük bir tutkuları olmaz, adeta insanlardan uzaklaşmak için rakamların veya düşüncelerin dünyasını tercih ederler. 3. Başka biriyle cinsel deneyim yaşamaya kaşı ilgisi varsa bile çok azdır. Cinsel arzu duymalarında bir sorun olmamasına karşın, insanlarla tanışmak ve yakınlaşmak konusundaki isteksizlikleri, bir cinsel eş bulma uğraşılarını da, onlar için zahmetli bir şeye dönüştürür. Biriyle tanışma, bir süre flört etme, yemeğe çıkma, sinemaya gitme gibi şeyler, kendilerine zahmetli geldiğinden böyle zahmetlere katlanmaktansa, cinsel ilişki kurmaktan da vazgeçerler. Ayrıca başka bir insanın ve bir ilişkinin sorumluluğunu almak istemezler. Ancak böylesi zahmetli uğraşılar ve duygusal yakınlık gerektirmeksizin bir cinsel ilişki fırsatı olursa ve karşı taraf sorumluluk talebinde bulunmuyorsa, çok fazla seçici olmaksızın cinsel ilişki kurabilirler. 4. Alsa bile çok az etkinlikten zevk alırlar. Başkalarının ısrarıyla bazı etkinliklere katılsalar bile çok keyif almazlar. Bir yılbaşı akşamında ya da doğum günü partisinde herkes eğlenirken şizoidler keyif almazlar. Anlatılan fıkralara, yapılan esprilere ya da oynan bir oyuna içtenlikle katılmazlar. 5. Birinci derece akrabaları dışında yakın arkadaşları ve sırdaşları yoktur. Aile üyeleri ile çok yakın olmadıkları gibi, yakın arkadaşları ve dostları olmaz. Sosyal aktivitelere katılmaz, okul ya da iş yerinde arkadaş edinmezler. 6. Başkalarının övgü ve eleştirilerine karşı ilgisizdirler. Haklarında söylenen iyi ya da kötü şeylere karşı ilgisizdirler. Övgüleri de, eleştirileri de benzer bir kayıtsızlıkla karşılarlar. 7. Duygusal soğukluk, kopukluk ya da tek düze bir duygulanım gösterirler. Çok güldükleri, neşelendikleri ya da çok üzgün veya kızgın oldukları görülmez. Şiddetli duygusal tepkiler göstermezler. Birçok olaya karşı ilgisiz gibidirler. Konuşurken ya da insanlarla bir aradayken de, güçlü bir duygusal tepki göstermezler. Her zaman tek düze ve yüzeysel bir duygulanımları vardır. Şizotipal kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, yakın ilişkilerde birdenbire rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girebilme becerisinde azalma ile belirli, toplumsal ve kişiler arası yetersizliklerin yanı sıra, bilişsel ya da algısal çarpıklıkların ve alışılagelenin dışında davranışlardır. Genel popülasyonda görülme sıklığı %3’tür. Şizotipal kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Referans fikirleri vardır. Kendisiyle hiç ilgisi olmayan olaylardan kendisiyle ilgili anlamlar çıkarır. Çeşitli iddialarını, bu tür yorumlarla desteklerler. Diyelim, cinlerin kendisiyle temas halinde olduğu iddiasında iseler, tanımadığı bir insan kendisine baktığında, bunu cinlerin yaptırmış olabileceğini düşünürler. Rakamlardan, harflerden anlamlar çıkarır, bunları kendileri ile ya da inandıkları şeylerle ilgili delillermiş gibi yorumlarlar. 2. Davranışları etkileyen ve kültürel değerlerle uyumlu olmayan, acayip inanışları ya da büyüsel düşünceleri vardır. Telepati, altıncı his, büyü, nazar gibi birçok batıl inanca sahiptirler. Bazısı, çeşitli olayları uzaylıların, dünya ile iletişim halinde olduğu biçiminde yorumlar. Fallara, burçlara inanır, yaşamlarını bunlara göre yönlendirirler. Şizotipallerin zeki ve becerikli olanları genellikle, medyumluk, tarotçuluk, falcılık ya da UFO dernekleri gibi işlerle uğraşırken; entelektüel kapasitesi sınırlı olanları ise genellikle bunların peşinde dolaşır. Fal baktırmadan karar alamayan ya da yaşamında bir değişiklik yapmayıp falcılardan, büyücülerden medet uman insanların çoğu şizotipal kişilik bozukluğu vakalarıdır. Dünyayı ve olayları hep gerçek dışı varlıkların etkileriyle açıklar ve bunlara ilişkin önlemler alırlar. 3. Olağan dışı algısal yaşantıları, bunlar arasında da bedensel ilüzyonları vardır. Halüsinasyona yakın, algı bozuklukları gösterirler. Bir varlığın kendisini izlediği, ölmüş annesinin ruhunu hissettiği, yüzünün değişmekte olduğu gibi, algı bozuklukları gösterirler. Olayları yanlış yorumlamaları yanında, bu algı bozuklukları da inandıkları şeylerin gerçek olduğuna dair inançlarını kuvvetlendirir. Psikotik bir hezeyan boyutunda olmasa bile, bu inanışların aksine ikna edilmeleri oldukça zordur. Çünkü hemen her şeyi, bu gerçek dışı düşüncelerinin kanıtları olarak yorumlarlar. 4. Acayip düşünüş biçimi ve konuşma gösterirler çevresel, mecazi, aşırı ayrıntılı, basmakalıp. Çevresel konuşma, sorulara yanıt vermeyip çok uzaktan bağlantılı başka bir şey konuşmaktır. Mecazi konuşma, sorulan sorulara doğrudan yanıt vermeyip, bir hikmet, gizli bir anlam içeriyormuş izlenimi uyandıran, dolaylı konuşmalara denir. Aşırı ayrıntılı konuşma, konunun esasını anlatmayıp, konuşma boyunca bir sürü ayrıntı içinde dağılan bir konuşma biçimidir. Basmakalıp konuşmada ise, hasta sorulara kişisel fikrini söylemek yerine genel geçer basmakalıp fikirlerle yanıt verir. Bu tür konuşma, gerçeklerle yüzleşmeme ve inkarı pekiştirmeye hizmet eder. Bir süre sonra, karşısındaki bu konuşma biçiminden yorulur ve dinlememeye başlar. Böylelikle, aslında açıkça ifade etmediği düşüncelerinin, kabul gördüğünü düşünmeye başlarlar. 5. Kuşkuculukları ya da paranoid düşünceleri vardır. Şizotipaller, paranoid kişilik bozukluğu vakalarının kimi özelliklerini de gösterirler. En az bir paranoid kişilik bozukluğu özelliği göstermelerine sık rastlanır. 6. Uygunsuz ya da kısıtlı duygulanımları vardır. Duygulanımlarında kısıtlılık ve yüzeysellik dikkati çeker. Zaman zaman da gülünmeyecek bir şeye gülme, gülünecek bir şeye ağlama, durduk yerde öf kelenme gibi, durumla uygun olmayan duygulanım gösterirler. İsmini sorduğunuzda gülme krizine yakalanabilir ya da masum bir soruya aniden hiddetle yanıt verebilirler. 7. Acayip, alışılmışın dışında ya da çok kendine özel davranış ya da görünüme sahiptirler. Kılık kıyafetleri, saçları, dış görünüşleri alışılmışın dışında özellikler gösterir. İnsanlar kendilerini nasıl algılıyorlarsa ya da nasıl algılanmak istiyorlarsa, ona göre bir dış görünüm benimserler. Bir insanın dış görünüşüne baktığımızda, nasıl bir sosyo-kültürel gruba ait olduğunu, kendisini nasıl algıladığını az çok kestirebiliriz. Dindar biri, iş adamı, metalci, modern genç bir kız, kenar mahallelerden biri gibi tahminler yapabiliriz. Şizotipaller bu bakımdan bir şeye benzemezlikleri ile dikkat çekerler. Diyelim, bir yandan dindar biri gibi konuşur, sürekli dinden, Kur’an’dan bahseder, ama öte yandan, jöleli uzun saçları, kolyeleri vardır. Bazen de gizemli, mistik bir hava veren, alışılmadık özel kıyafetler diktirirler. Yaz günü palto, kış günü gömlekle dolaşabilirler. Bazen de, üste klasik bir kıyafet, alta şalvar ya da eşofmanımsı bir şey gibi tuhaf eşlemeler yaparlar. 8. Birinci derecede akrabalar dışında yakın arkadaşları ya da sırdaşları yoktur. Bu şizoidlerde de görülen bir özelliktir. Ancak şizo-idler başkalarıyla bir aradayken yoğun bir sıkıntı ve huzursuzluk hissetmezler, daha çok aldırmazlık duyguları ön plandadır. Oysa şizotipaller yakınlıktan bir süre sonra huzursuz olurlar. 9. Yakından tanımakla azalmayan, aşırı toplumsal ank-siyete; kendisi hakkında olumsuz yargılardan çok, paranoid korkular bu bozukluğa eşlik etme eğilimi taşır. Sosyal ortamlarda, başkalarından tehdit ya da tehlike geleceğine ilişkin korkuları dolayısıyla, rahatsız ve tedirgin olurlar. Sürekli birilerinden sözel ya da fiziksel saldırı geleceği ihtimaline karşı tetikte dururlar, rahat ve doğal olamazlar. Bunlardan dolayı, kalabalık, sosyal faaliyetlerden mümkün olduğunca kaçınırlar. Antisosyal kişilik bozukluğu nedir? 15 yaşından beri devam eden bir biçimde, başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına tecavüz etme davranışları gösterirler. Genel popülasyonda erkeklerde %3, kadınlarda %1 oranında görülür. Antisosyal kişilik bozukluğunun belirtileri ve özelliği 1. Tutuklanmaları için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunur, yasalara ve toplumsal davranış biçimlerine ayak uyduramaz ve saygı göstermezler. Sıklıkla suç işler ve tutuklanırlar. Hırsızlık, yan kesi-cilik, tetikçilik, çek-senet tahsilatı, haraç alma, gasp, uyuşturucu ticareti, çıkar amaçlı çete kurma gibi suçları tekrar tekrar işleyen kişilerin önemli bir bölümü, antisosyallerdir. Ancak daha zeki ve yetenekli kimi antisosyaller böyle adi suçlar yerine, daha nitelikli suçlar işleyebilir, hatta kimi zaman ceza almamayı da başarabilirler. Politikacılar, kamu görevlileri, banka hortumlayanlar arasında da antisosyaller olabilmektedir. 2. Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma ya da kişisel çıkarı, zevki için başkalarını aldatma ile belirli dürüst olmayan tutumlar gösterirler. İnsanları kandırmaktan ve işletmekten zevk alırlar. Eğlenmek için yalan söylerler, uydurma hikayeler, anılar anlatırlar. Takma isimler kullanır ya da kendilerini başka biri gibi tanıtırlar. Yalan söylemek konusunda mahirdirler, çok kolay ve hiç utanmak-sızın rahatlıkla yalan söyleyebilirler. Yalanları ortaya çıktığında da sıkılmaz ya da mahcubiyet duymazlar. Başka yalanlarla, yalanlarını gizlemeye çalışır ya da yalanlarını gerekçelendirmeye çalışırlar. 3. Dürtüsel olurlar ve gelecek için tasarılar yapmazlar. Canlarının istediğini, istedikleri zaman yapmak isterler. Güçlü ve nüfuzlu olmak ya da intikam dışında, uzun vadeli amaçları olmaz. İdealleri yoktur. Anlık hevesler peşinde koşmaktan, kendileri için zararlı olsa da, içlerinden geleni yapmaktan geri duramazlar. 4. Yineleyen kavga, dövüşler ya da saldırılarla belirli olmak üzere, sinirlilik ve saldırganlık gösterirler. Çok kolay sinirlenir ve çabuk kavga başlatırlar. Özellikle, küçük görülme ya da istediklerini elde edememe, kontrolden çıkmalarına neden olabilir. Trafikte ya da sokakta küçük bir olaydan, tanımadığı birlerini yaralayan ya da öldürenlerin çoğu antisosyallerdir. 5. Kendisinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık gösterirler. Tehlikeli araba kullanmaktan ya da tehlikeli sonuçlar doğurabilecek başka faaliyetlerde bulunmaktan çekinmezler. 6. Bir işi sürekli götürememe ya da mali yükümlülüklerini tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli olmak üzere, sürekli bir sorumsuzluk gösterirler. Borç alır ödemezler, taksitle alışveriş yapar, taksitleri ödemezler; kiralarını, elektrik paralarını, faturalarını ödemezler. Sosyal rollerini yerine getirmezler. Çocukları ve eşleriyle ilgilenmez, onların bakımını ihmal ederler. Çocuğu hasta olduğu halde doktora götürmeyip, elindeki parayı içkiye, kumara harcayabilirler. Hemen her konuda, öncelikle kendilerini düşünür, yakınları da olsa, başkalarının sorunlarına karşı duyarlılık gösteremezler. İnsanlardan yardım ve ilgi bekler, ama kimseye yardım etmezler. 7. Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış ya da başkasından bir şey çalmış olmasına karşın, ilgisiz olma ya da yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile belirli olmak üzere, vicdan azabı çekmezler. Yaptıkları hiçbir kötülük için vicdan azabı çekmez, her durumda kendilerini haklı görmeyi başarırlar. Araba çalarken yakalanan biri, öfkeyle kapıyı kilitlemediği için, asıl suçlunun, arabanın sahibi olduğunu söylemekteydi. Sınırda kişilik bozukluğu nedir? Temel özellikleri, insanlar arası ilişkilerde, kimlik duygusunda ve duygulanımda tutarsızlıklar ile itkilerini kontrol etmekte zorluk çekmeleridir. Toplumda görülme sıklığı %2-3 iken psikiyatri kliniklerindeki kişilik bozukluğu vakalarının %30-60’ını oluştururlar. Kadınlarda, erkeklerden 3 kat daha fazla görülür. Sınırda kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Gerçek ya da hayali bir terk edilmekten kaçınmak için çılgınca çabalar gösterirler. Terk edilme korkusu içinde yaşarlar. Sevgili veya eşlerinin ya da yakın arkadaşlarının kendilerini terk edeceğinden korkarlar ve terk edilmemek için, intihar tehditleri ya da girişimleri de dahil olmak üzere, çılgınca çabalar gösterirler. Suçluluk uyandırmak, duygu sömürüsü yapmak ya da borçlu bırakmak gibi yollarla insanları kontrol altında tutmaya çalışırlar. 2. Gözünde aşırı büyütme ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişiler arası ilişkilere sahiptirler. Kendilerine iyi ve yakın davranan insanları çok çabuk yüceltir, çok çabuk yakınlaşırlar, ancak bir hayal kırıklığını takiben de çok uzaklaşır ve öfke duyarlar. Bazen bir ayrılma ya da öfke dönemini, yeniden aynı kişiyi yüceltme alabilirse de, genellikle çabuk uzaklaşma eğilimleri yüzünden sık arkadaş ve sevgili değiştirirler. 3. Kimlik karmaşası olarak tanımlanan belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı ya da kendilik duyumu vardır. Nasıl biri oldukları, nelerden hoşlandıkları, neleri önemsedikleri, gelecekle ilgili tasarıları, nasıl kişilerle arkadaş olmak istedikleri, nasıl yaşamak istedikleri konularındaki duygu ve düşünceleri sık ve kolaylıkla değişir. Çok kısa zamanlarda bir biriyle zıt arzu, istek, inanç ve düşüncelere sahip olabilirler. 4. Kendine zarar verme olasılığı yüksek, en az iki alanda, dürtüsellik örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanmak, tıkı-nırcasına yemek yemek gösterirler. Hızlı araba kullanma, rastgele ve ödeme zorluğu çekecekleri halde alışveriş yapma, rastgele, riskli olabilecek cinsel ilişkiler kurma, yemek yeme ya da içki içmeyi denetleyememe, kumar oynama, alkol veya madde kullanma gibi, çeşitli alanlarda denetimsiz, dürtüsel davranışlar gösterirler. 5. Yineleyen, intiharla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar ya da kendine kıyım davranışı gösterirler. Jiletle kollarını, göğsünü kesmek, üzerinde sigara söndürmek gibi çeşitli yollarla kendilerine fiziksel zararlar verirler. Bu davranışlar çoğunlukla yoğun can sıkıntısı, şiddetlenen ve baş edilemeyen boşluk duygusuna karşı yapılır. Öte yandan, başkalarının istediği gibi davranmasını sağlamak, ya da kendisini üzmüş oldukları için cezalandırmak amacıyla da kendine zarar verme, intihar etmekle tehdit etme ya da intihar girişiminde bulunma, sık görülür. 6. Duygudurumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı, duygulanımda kararsızlık afektif instabilite vardır. Küçük olaylara bağlı olarak duygulanımları dramatik değişimler gösterir. Aniden büyük bir çöküntüye, yoğun bir sıkıntıya girebilir ya da öfkeye kapılabilirler. Çoğunlukla duygularını iyi tanımlayamaz ve kendilerini neyin böyle hissettirdiğinin farkında olmazlar. Sıklıkla öfke ve sıkıntıyı bir arada yaşarlar ve böylesi durumlarda kendilerine veya başkalarına zarar verici davranışlar gösterirler. 7. Kendilerini sürekli olarak boşlukta hissederler. Kimlik bütünlüğünün, uzun süreli amaçların olmamasına bağlı bu durum, özellikle kendilerini iyi hissettirebilecek kişi ve ortamların yokluğunda belirgin hale gelir. 8. Uygunsuz, yoğun öfke duyarlar ya da öfkelerini kontrol altında tutamazlar. Başka dürtülerini olduğu gibi, öfkelerini de kontrol etmekte güçlük çekerler. Öfke ile kaplanmış ego yıkıcı, zarar verici davranışları kontrol edip, engelleyemez. 9. Stresle ilişkili, gelip geçici paranoid düşünce ya da ağır disosiyatif belirtiler gösterirler. Özellikle terk edilme, nesne kaybı ya da dışlandıklarını hissettikleri durumlarda stresle ortaya çıkan, genellikle kendisine kötülük yapılacağı ya da düşmanlık yapıldığına ilişkin sanrılar ile disosiyatif belirtiler söz konusu olabilir. Bu belirtiler, nedenin anlaşılmasının sağlanması ya da kısa süreli, düşük doz ilaç uygulamasıyla düzelir. Histriyonik Kişilik Bozukluğu nedir? Histriyonik kişilik bozukluğunun temel özelliği, bu kişilerin hemen her alanda aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı içinde olmalarıdır. Genel popülasyonda görülme sıklığı %2-3, psikiyatri kliniklerinde ise %10-15’tir. Histriyonik Kişilik Bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. İlgi odağı olmadıkları durumlarda rahatsız olurlar. Sürekli ilgiyi üzerlerine çekmek isterler. İlgisizliğe tahammül edemediklerinden, ilgiyi üzerlerine çekmek için her yolu kullanırlar. Tanıdıklarının olduğu ortamlarda, sürekli konuşarak, bir şeyler anlatarak bunu yapmaya çalışırlar, ama mesela, otobüs, vapur gibi yerlerde bu imkanı bulamadıkları zaman, bir şekilde gürültü çıkararak ya da yanlarındaki kişiyle yüksek sesle konuşarak, kahkahalar atarak herkesin kendisine bakmasını sağlamaya çalışırlar. İlgisiz kalamadıklarından, tanımadıkları insanlarla tanışıp, onun kendisiyle ilgilenmesinin bir yolunu bulmaya çalışırlar. 2. Başkalarıyla olan etkileşimleri çoğu zaman uygunsuz biçimde cinsel yönden ayartıcı ya da baştan çıkarıcı davranışlarla belirlidir. Sürekli birileriyle flört ederler. İlgi çekmek ve başkalarının kendisiyle ilgilenmesini sağlamanın en kolay yollarından biri olduğu için, seçicilik ya da beğenip beğenmediklerine aldırmaksızın, hemen herkesle flört ederler. Histriyonik kişilik bozukluğu vakalarının tedavi başvuruları genellikle evlilik ya da ilişkilerindeki bu özelliklerinden kaynaklanan sorunlar dolayısıyla olur. Mesela, evli ya da ciddi bir ilişkisi olmasına karşın, eşi ya da sevgilisi yanında olmadığı zaman birinin kendisiyle ilgilenmesini sağlamak için, kısa süreli ve rastgele ilişki kurarlar. Hatta rastgele cinsel ilişkiye geçerler. Bu herkesle flört etme ve cinsel yakınlık kurma davranışlarının, cinsel arzuları ile bir ilgisi yoktur. Çoğunda, uyarılma ve orgazm sorunları başta olmak üzere, cinsel işlev bozukluğu görülür. Cinsel yakınlık, onlar için sadece, ilgi ve şefkat görme gereksinimleri için ödedikleri bir bedeldir. 3. Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergilerler. Duyguları çok kolay değişir. Gülerken ağlayabilir ya da ağlarken gülmeye başlayabilirler. 4. İlgiyi üzerine çekmek için sürekli olarak fiziksel görünümlerini kullanırlar. Renkli, dikkati çeken, dekoltesi ya da yırtmacı çok açık kıyafetler giyerler. Her zaman bakımlı olmaya özen gösterir, saçları hep yapılmış dolaşırlar, büyük parlak aksesuarlar takar, renkli dikkat çeken makyajlar yaparlar. Günün önemli bir bölümünü fiziksel görünümleri ve bakımları ile ilgili olarak geçirirler. 5. Aşırı bir düzeyde, başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimleri vardır. Başkalarına bir şey sorduklarında bile kendileriyle ilgili bir şey anlatmaya giriş yapıyorlardır. Konuşmalarındaki yüzeysellik ve içerik fakirliği, dikkati çeker. Anlattıkları şeyler bilgi içermekten çok, ilgi çekmeye yöneliktir. Şuh, buğulu bir sesle yüzeysel şeylerden ve ehemmiyetsiz olaylardan nasıl etkilendiklerini anlatırlar. Derinliğine bir bakışları olmadığı için, şeyler ya da olaylarla ilgili olarak ya “çok kötü” ya da “mükemmel ve şahane” biçiminde yorumlar yaparlar. 6. Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartma ile gösterirler. Küçük olaylara bile aşırı abartılı duygusal tepkiler verirler. Beş dakika önce görüştüğü birine yeniden rastladığında, kırk yıldır görmüyormuş gibi davranabilir ya da küçük bir sorununu anlatan birine, kanser olduğunu haber vermiş gibi tepki gösterebilirler. Ancak bu aşırı tepkileri, daha önce anlatıldığı gibi çok kısa sürelidir ve hemen geçer. 7. Telkine yatkındırlar, başkalarından ya da olaylardan kolay etkilenirler. Kim nereye çekerse o tarafa gidebilirler. Herhangi bir şey alacakları zaman birçok kişinin fikrini sorar ve herkes başka bir şey dediği zaman da ne yapacaklarını şaşırırlar, çünkü herkesin dediğini yapmak isterler. Aslında bu şekilde danışma gereksinimi duymaları, ne istediklerine karar verememiş olmalarından çok, insanlarla ilişki içinde olmayı ve onların ilgisini üzerine çekme amacına yöneliktir. Dolayısıyla da, onların beğeni ve ilgisinin sürememe endişesi ile de, her fikir söyleyenin dediğini yaparak onları memnun etmek isterler. 8. İlişkilerinin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünürler. İlişkilerindeki yakınlık ve ilgiden hiçbir zaman tatmin olmazlar, hep daha çok ilgi ve yakınlık gereksinimi içinde açlık çekerler. Narsisistik kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, davranış veya fantezide büyüklenmecilik, kendisine hayranlık duyulması ihtiyacı ve başkalarının duygularını anlamaktaki yetersizliktir. Genel popülas-yonda görülme sıklığı %2-6’dır. Narsisistiklerin genellikle kendilerini fazla seven ve kendilerine fazla güvenen kişiler olduğu zannedilir. Oysa, gerçek durum bunun tam tersidir. Narsisistik, bir şey yapmaksızın kendini sevemediği ve kendisine saygı duyamadığı için, kendisini sevebilmek ve saygı duyabilmek adına, durmadan bir şeyler yapma ihtiyacı duyar. Mental aktivite, kendilik tasarımının yapısal bütünlüğünü, zamandaki sürekliliğini ve olumlu duygusal renklenmesini ayakta tutmaya yönelik olduğu ölçüde narsisistiktir. Özetle, kendilik saygısını kazanmaya ve sürdürmeye yönelik etkinlikleri, narsisistik olarak niteleriz. Bu tür etkinliklere duyulan ihtiyacın zorunluluğu ve sıklığı oranında da, narsisistik patolojinin ağırlığından söz edebiliriz. Narsisistik kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar örneğin; başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler. Nemli ve özel biri olduklarına kendilerini inandıra-bilmek için, başkalarının da öyle düşünmesini sağlamaya çalışırlar. İlk randevusuna gelen bir hastam, kapıdan girer girmez “iki tane Porsche’um var.” demişti. Bir şey söylememe fırsat vermeden, tanınmış bir mankenin ismini vererek “iki sene çıktım” dedi. Daha sonra, ne kadar değerli bir kılıç koleksiyonu olduğundan, hangi tanınmış kimselerle arkadaşlık ettiğinden bahsetti. Oysa daha, ne kimliğine ilişkin, ne de niçin geldiğine ilişkin, hiçbir şey söylememişti. Neden sonra, niçin geldiğini sordum, üzerinde durmaya değmeyecek bir edayla, “başım ağrıyor sadece” dedi. Bir üniversitede master öğrencisi olmasına karşın, ne iş yaptığını sorduğumda, öğretim üyesi olduğunu söyledi. Tüm çabası ve yaptıkları, kendisini önemsemem içindi. Bana ne kadar önemli bir insan olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Karşısındakini ne kadar etkileyebilirse, kendisini de değersiz biri olmadığına inandırabilir. 2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar. Başkalarını etkileyerek kendilerini değerli hissetme çabaları, insanların yokluğunda, yerini fantezilere bırakır. Dışarıdan gelecek olumlu yansımalar yoksa, bunun yerini hayaller alır. Bütün insanları etkileyecek, herkesin hayranlığını kazanacak ve çok tanınmış, tapılan bir insan olmalarını sağlayacak şeyler yaptıkları, çeşitli hayaller kurarlar. Kendilerini Nobel ödülü almış, konuşma yaparken, dünyanın en zeki, en yakışıklı insanı seçilmiş, bütün dünyayı kurtaracak bir kahramanlığı gerçekleştirmiş olarak hayal ederler. Bu hayallere, gerçekmiş gibi inanır ve kendilerini değersiz hissetmekten kurtulurlar. 3. Özel ve eşi bulunmaz biri olduklarına ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin ya da kurumların kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar. 4. Çok beğenilmek isterler. Ancak başkalarının kendilerini beğendiklerini hissettiklerinde kendilerine saygı duyabildiklerinden dolayı, sürekli başkalarının beğenisini kazanmak için çabalarlar. Hiçbir şeyle gerçek anlamda ilgilenmez, daha çok beğenilebilmek için çok farklı etkinliklerle meşgul olurlar. Başkalarına göstermek için, her konuda bilgi sahibi olmak isterler. 5. Hak kazandığı duygusu vardır Kendisinin, özellikle kayrılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu beklentilere göre uyum gösterme. Birileri işlerini daha kolay yollardan hallediyorken, kuyruklarda beklemek, özel muamele görmemek, kendilerini değersiz hissettirdiğinden, kayrılacakları bir yaklaşım ve tedavi beklerler. Özel ya da ayrıcalıklı davranılmasını sağlamak için çaba gösterirler, beklentileri karşılanmadığında da öfkelenir ya da kendisine özel muamele yapmayan kişileri aşağılarlar. 6. Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanır; kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanırlar. En başta kendisini iyi hissettirecek şekilde davranmalarını sağlamak olmak üzere, ilişkide bulundukları insanları kendi gereksinimleri ve amaçları doğrultusunda kullanırlar. İlişkide bulundukları insanlar, bu gereksinimleri karşılamamaya başlar veya onlara gereksinimi kalmazsa uzaklaşır, başka insanlar bulurlar. 7. Empati yapamazlar Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp, tanımlama konusunda isteksizdirler. İnsan ilişkilerindeki en büyük zorluklarından biri empati yapma yeteneklerinin olmayışıdır. Kişiler arası ilişkilerinde benmerkezci, kendilerine dönük ve başkalarını sömürücüdürler. En büyük, eşsiz olmaları ile başkalarının ilgisine, sevgisine ve hayranlığına bağımlılıkları, çelişkili bir görünüm verir. Eşsiz oldukları inancı, başkalarına yakınlaşabilme, onlarla özdeşleşebilme, onlarla eşduyum yapabilme yetilerini ketler. İlişkide bulundukları nesnelerde bir tür ulaşılmazlık hissini oluştururlar. Onların sorunlarıyla, dertleriyle, gereksinimleri ile ilgilenmezler. İlişkide bulundukları insanların sadece kendisine karşı ne hissettiğine ilişkin duyguları ile ilgilenirler. 8. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ve başkalarının da kendisini kıskandığına inanırlar. Bilinçli ya da bilinçsiz haset, dikkati çekecek kadar ön plandadır. Başka birinin iyi ve başarılı olması, kendi yetersizlik duygularını tetiklediği için rahatsızlık yaratır. Biri hakkında iyi bir şey söylendiğinde kendisini huzursuz hissederler. Buradaki korku, geride kalma, unutulma ve önemini yitirme korkusudur. Acilen, övülen, takdir edilen kişilerin küçümsenmesi çabasına girişirler. Çeşitli fırsatlarla, söz konusu kişilerin açıklarını yakalamaya ve teşhir etmeye çabalarlar. 9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler. Kibir, uzaklık, soğukluk narsisistik yaralanmalara karşı bir savunma olarak, sık görülen bir durumdur. Başkalarından gelecek eleştirilere karşı bir savunma olarak, başkalarının fikirlerini önemsemediklerini baştan belli ederler. Eleştirilebilecekleri durumlarda kibirli ve uzak davranırlar. Çekingen kişilik bozukluğu nedir? Temel özellikleri, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılık ile sosyal ketlenmedir. Genel popülasyonda %0,5-1 arasında, psikiyatri kliniklerinde %10 oranında görülür. Çekingen kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınırlar. İnsanlarla ilişki içinde olmalarını gerektirecek mesleklerden veya pozisyonlardan kaçınırlar, daha çok insan ilişkisi gerektireceği için, mesleğinde yükselmekten bile kaçınabilirler. 2. Sevildiklerinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemezler. Kendiliklerinden ilişki kuramaz ve girişimde bulunmazlar. Başkalarından gelen yaklaşımlarda da, gerçekten istendiklerinden ya da sevildiklerinden emin olmak isterler. Israr edilmedikçe bir davete katılmaz, ayrıca orada bulunacak herkesin kendisini isteyip istemediğini bilmek isterler. 3. Mahcup olacakları ya da alay konusu olacakları korkusuyla yakın ilişkilerde tutukluk gösterirler. İnsanlarla bir aradayken ya da yakın biriyle birlikteyken bile, söyleyecekleri ya da davranışları küçümsenme ya da alay konusu olabilir, beğenilmez diye, çekingen ve tutuk olurlar. Doğal ve kendiliğinden davranamaz her şeyin uygun karşılanıp karşılanmayacağını hesap ederler. 4. Toplumsal durumlarda eleştirilecekleri ya da dışlanacakları üzerine kafa yorarlar. Olası bir sosyal etkinliğe katılacakları zaman ya da böyle bir durum olmaksızın, insanlar arasında ne tür hatalar yapacakları, nasıl dışlanacakları ve istenmeyeceklerine ilişkin hayaller kurarlar. 5. Yetersizlik duyguları yüzünden, yeni kişilerle aynı ortamda bulundukları durumlarda ketlenirler. Özellikle yeni tanıştığı kişilerin kendisini beğenmeyeceğinden ya da küçümseyeceğinden endişe ettiklerinden, rahat ve doğal davranamazlar. 6. Kendilerini toplumsal yönden beceriksiz, kişisel olarak albenisi olmayan biri olarak ya da başkalarından aşağı görürler. Kendilerini beğenmez ve başkalarından aşağı görürler. Kendilerini sıkıcı, başkalarının arkadaşlık ya da yakınlık yapmak istemeyeceği biri olarak değerlendirirler. Bu yüzden insanlar arası ilişkilerde tutuk davranırlar ve zamanla da, çok önemsenmeyeceklerine ilişkin kehanetlerinin gerçekleşmesini sağlamış olurlar. 7. Mahcup olabileceklerinden ötürü kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemezler. Nasılsa sonunda mahcup duruma düşecekleri endişeleri yüzünden, insanlarla tanışmak, toplumsal etkinliklere katılmak ve insanlarla birlikte olmak için bir çaba harcamazlar. Bağımlı kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açacak biçimde aşırı bir kendisine bakılma gereksinmesinin olmasıdır. Ruh sağlığı kliniklerinde en sık karşılaşılan kişilik bozukluğudur. Ancak çoğunlukla, bağımlı kişilik bozukluğu nedeniyle değil, başka birinci eksen sorunları için başvururlar. Bağımlı kişilik bozukluğuğunun belirtileri ve özellikleri 1. Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek almazlarsa gündelik kararlarını vermekte güçlük çekerler. Günlük olaylarda bile başkalarına danışma gereksinimi duyarlar. Şunu mu giysem bunu mu, oraya mı gitsem buraya mı gibi, herhangi bir ehemmiyeti olmayan konuları bile başkalarına sorarlar. Bağımlıların sürekli danışma gereksinimi hissetmeleri, başkalarının ilgi ve desteğine ihtiyaç duymalarından kaynaklanır. Başkalarının ilgi ve desteğine ihtiyaç duyduklarında, kendi başlarına yapamıyorlarmış gibi düşünmek isterler. 2. Yaşamlarının çoğu önemli alanında sorumluluk almak için başkalarına gereksim duyarlar. Kendi hatalarıyla yüzleşmek ve hayatlarının sorumluluklarını tek başlarına almak istemediklerinden, önemli kararlarına, hep başkalarını dahil etmek isterler. Üniversite tercihlerini, iş kararlarını, evlenme ya da boşanma kararlarını, nerede oturacaklarını, nasıl bir yaşam seçeceklerini başkalarına danışmadan karar veremezler. 3. Desteğini yitireceği ya da kabul görmeyeceği korkusuyla, başkalarıyla aynı görüşü paylaşmadığını söylemekte zorluk çekerler. Kimseyle aralarının bozulma ihtimaline tahammül edemezler, herkesle iyi geçinme ve desteklerini yitirmeme arzusuyla, her şeye uyumlu davranır, bir şeye itiraz edemezler. Hayır diyemezler. Kendilerini sıkıntıya sokacak olsa bile, başkalarının işlerine yardım ederler ya da paralarını verirler. 4. Doğru yapıp yapmadıklarına ya da yeteneklerine ilişkin korkularından ötürü, tasarıları başlatma ya da kendi başlarına iş yapma zorlukları vardır. Bir şeye başlamak ve inisiyatif gösterebilmek için başkalarından destek isterler. Bağımsızlık korkuları vardır. Bağımsızlığını ve bireyselliklerini kazandıklarında, başkalarının desteğini kaybedeceklerinden korktuklarından, bağımsızlık yönünde adım atmak konusunda çok dirençli davranırlar. 5. Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için, hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar, aşırıya giderler. İnsanların kendisinden memnuniyetini, dolayısıyla da desteğini sağlamak için, aşağılayıcı işleri bile üstlenebilir, insanlara çeşitli hizmetler sunabilirler. 6. Kendilerine bakamayacaklarına ilişkin aşırı korkuları nedeniyle, tek başına kaldıklarında kendilerini rahatsız ya da çaresiz hissederler. Aile üyelerini, anne, babalarını kaybettiğinde tek başına kalamayacağı ve hayatla başa çıkamayacağı konusunda sık sık korkulara düşerler. 7. Yakın bir ilişkileri sonlandığında, bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler. Bağımlı oldukları insanlara ne kadar düşkün ve onlarsız yapamıyor görünseler dahi, böyle bir ilişki sonlandığında yeniden bağlanacakları birini ararlar. 8. Kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı korkuları üzerine, gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorarlar. Başkalarının ilgi ve desteğine ihtiyacı olduğunu düşünebilmek için, sürekli, hayatla tek başına başa çıkamayacağı duygusuna gereksinim duyarlar. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu nedir? Temel özelliği, düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişiler arası ilişkilerde kontrollü olmak üzerine aşırı kafa yormaktır. Bu uğraşları dolayısıyla, esnek ve açık olamazlar ve verimlilikleri önemli ölçüde azalır. Genel popülasyonda %1, psikiyatri kliniklerinde %3-10 oranında rastlanır. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun belirtileri ve özellikleri 1. Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşıp dururlar. Bir işe başlamak için uzun bir zaman o işi nasıl, hangi sırayla yapacaklarını kurgular, işe başladıktan sonra da, işin asıl amacından uzak ayrıntılarla uğraşırlar. 2. İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmeliyetçilik gösterirler örneğin; kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanmadığı için bir tasarıyı tamamlayamazlar. İşlerini bitiremez, ne kadar iyi yapsa da tatmin olamaz, tekrar tekrar kontrol etme isteği duyarlar. Söz gelimi ödevlerini zamanında bitiremezler. Her zaman bir eksik bulur, araştırmaları gereken bir şeylerin eksik kaldığı duygusunu taşır ya da yazısını beğenmez, yeni bir kurguyla tekrar tekrar yeniden yazarlar. 3. Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaşlıklarından yoksun kalacak derecede kendilerini işe ya da üretkenliğe adarlar bu durum ekonomik gereksinimleri ile açıklanamaz. İşkoliktirler. Eğlence, ya da boş zamanlarında iş, ders veya yapılması gereken bir görev dışında bir şeyle meşgul olduklarında, huzursuz olurlar. 4. Ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermezler bu durum kültürel ya da dinsel özdeşim ile açıklanamaz. Hem kendi, hem başkalarının davranışlarını sürekli ahlak ve doğruluk konusunda sorgularlar. Kurallara ya da değerlere uymadığını düşündüğü davranışlardan rahatsız olur, eleştirirler. Yollarda tanımadığı insanların kuyruğa girmemesi, toplu taşıma araçlarında yüksek sesle konuşması, trafik kurallarına uymaması gibi olaylar sinirlenmelerine ya da huzursuz olmalarına yol açar. 5. Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkaramazlar. Eski eşyalarını atamazlar. Bir gün lazım olur gerekçesiyle ya da elinden bir şey çıkarmada zorlandığı için her şeylerini saklarlar. Sinema, konser biletleri, eski okul defterleri, işe yaramayan eski ders kitapları, eskimiş kıyafetler gibi birçok şeyi saklarlar. 6. Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe, görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemezler. İşlerin kendi bildikleri gibi yapılmasını beklerler. Her şeyin en doğru biçiminin belli olduğunu düşünürler, aksine davranışlardan rahatsız olurlar. Söz gelimi, bir salatanın nasıl yapılması gerektiğine ilişkin kendi inandıkları belli bir sıra ve kural vardır, başka türlü yapıldığında kendilerine yanlışmış gibi gelir. Dolayısıyla, başka türlü yapacaklar diye, işlerin ve sorumlulukların önemli bir bölümünü kendileri yaparlar. 7. Para harcama konusunda hem kendilerine hem de başkalarına karşı cimri davranırlar; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür. Gerekli şeyler için bile para harcamaktan rahatsız olurlar. Becerebilseler bütün paralarını biriktirmek isterler. Harcadıkları her kuruş güvenlik duygularını zedeler ve kısa sürede telafi etmek isterler. Borderline kişilik bozukluğu nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi Kişilik bozuklukluklarının tedavisi Kişilik bozukluğu vakalarının tedavi için başvuru oranları yüksek değildir. Özellikle ciddi sorunlara yol açan sınırda kişilik bozukluğu ve çekingen kişilik bozukluğu vakaları daha çok tedavi gereksinimi duyarlarken; anti-sosyal kişilik bozukluğu vakaları, ancak bir suç işlediklerinde tedavi edilmek üzere yasal yollardan gönderildiklerinde ya da alacakları cezaları hafifletebilmek amacıyla kendiliklerinden başvururlar. Kişilik bozukluklarının tedavisi, ortalama 4-6 yıl sürmektedir ve hepsi tam olarak tedavi olmasalar bile, olumlu sonuç alma oranı eskiden düşünülene göre oldukça yüksektir. Tedavide temel yöntem, uzun süreli bireysel terapi veya grup ve aile terapileridir. Uzun yıllar daha çok analitik, dinamik yönelimli tedaviler uygulanmaktayken, son yıllarda bilişsel davranışçı, diyalektik veya şema terapilerinin de yararlı olduğuna ilişkin yayınlar bulunmaktadır. Terapilerin yanında, bu hastalarda sıklıkla ortaya çıkabilen, duygusal dalgalanmalar, depresif dönemler, yoğun anksiyete krizleri ya da kısa süreli psikotik belirtilere karşı ilaç kullanılmaktadır. Duygudurum düzenleyicileri dışındaki ilaçlar, daha çok belirtilere yönelik olarak kısa sürelerle kullanılır. Kişilik bozukluğu olan hasta yakınlarının karşılaşabilecekleri sorunlar Kişilik bozukluğu vakaları kendi sıkıntıları kadar, birlikte yaşadıkları kişiler için de ciddi bir sıkıntı ve stres kaynağı olabilmektedirler. Üstelik hasta olarak görülmediklerinden, etraflarında, bilerek ya da insanları üzmek ya da kırmak amacıyla böyle davrandıkları sanılır. Aileler genellikle bu kişilere böyle davranmaktan vazgeçmeleri için baskı yaparlar, akıl ve öğüt verirler ve tedavi için pek özendirmezler. Bazı aileler ise, durumu bir hastalık olarak görmeyi tercih eder ve durumu kabullenip düzelmesi konusunda çaba göstermezler. Hasta yakınlarının sabırlı, anlayışlı ve destekleyici yaklaşımları yanında düzenli ve uzun süreli terapilerle sonuç alınabileceğini bilmelerinde ve sık hekim değiştirmemelerinde yarar vardır. Kaynaklar 1- Amerikan Psikiyatri Birliği. Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı. DSM-IV Washington DC 1994. Çev Köroğlu E, Ankara Hekimler Yayın Birliği; 1998. 2- Gunderson JG. Borderline Kişilik Bozukluğu. Çev Ceyhun B. Ankara Hekimler Yayın Birliği; 1994. 3- Kernberg OF. Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm. Çev Atakay M. İstanbul Metis Yayınladı; 1999. 4- Saydam B. Narsisistik kişilik bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu. Ege Psikiyatri Sürekli Yayınları, 1996
Cinsel Kimlik Bozukluğu Ankara Cinsel kimlik bozukluğu, kişinin erkek ya da kadın olduğunu içsel olarak hissettiği ruhsal durumdur, yani kişinin kendisi dişi yada erkek olarak tanımlamasıdır. Cinsel rol, kişinin iç cinsel kimlik duygusunun gözlenen dış davranış yansımasıdır. Toplumdan topluma değişmekle beraber, genel olarak kadınların saçının uzun olması, erkeklerin saçının kısa olması veya kadınların etek-elbise giymesi, erkeklerin ise pantolon giymesi cinsel rollere göre olan dış davranışlara verebileceğimiz bazı örneklerdir. Cinsel kimlik, cinsel davranışlar ile şekillenir. Cinsel davranışlar, cinsel yakinlik kurabilmek için ortaya çıkar, ancak fizyolojik ihtiyaçlarımız yani sıra duygusal ihtiyaçlarımızıda karşılamamızı sağlar. Bireylerin, cinsel davranışları hangi cinsle yasamak ve paylaşmak istediği ise, kişinin cinsel yönelimini belirler; Biri sadece karşı cinsten birine cinsel anlamda yakınlık duyuyor ise heteroseksüel, Yalnızca kendi ile aynı cinste birine yakınlık duyuyor ise homoseksüel Hem kendi cinsinden olan birine hem de karşı cinsten birine yakınlık duyuyor ise biseksüel olarak adlandırılmaktadır. Travesti, olarak adlandırılan bireyler, karşı cins formunda yaşamaktan haz alan bireyler iken, transseksüel bireyler ise, yalnızca karşı cins formuna girmek değil, cinsiyet değiştirmek de isteyen ve bu doğrultuda hareket eden bireylerdir. Cinsiyetler, aralarında katı ayırımlar olan unsurlar değillerdir. Bir çocuk, herhangi bir eğilimi olmadığı halde bir kız çocuğunun eşyasına yatkınlık gösterebilir, ya da bir kız çocuğu da aynı şekilde bir yönelim gösterebilir. Ebeveynlerin bu bağlamda ciddi tepkiler vermesi, çocuklar açısından baskı oluşturan ve rahatsızlık veren durumlardır. Bunlar olumsuz tepkileri de beraberinde getirmektelerdir. Ancak çocuklarda aşağıdaki belirtiler uzun bir sure boyunca devam ediyorsa, bir psikoloğa danışmakta fayda olabilir; Diğer cinsiyette olma isteğini veya ısrarını yineleyici bir biçimde dile getirme. Erkek çocukların kadınsı; kız çocuklarında erkeksi giysiler giyme konusunda ısrar etmesi. Oyunlarda sürekli olarak karşı cinsin rollerini oynamayı tercih etme Jean giyme, Erkek Fatma gibi davranma veya sürekli olarak diğer cinsiyette olma fantezileri kurma. Karşı cinsin oyunlarına ve eğlencelerine katılma konusunda yoğun bir istek duyma. Özellikle karşı cinsten oyun arkadaşları seçme. Çocuklar, cinsel kimliğin gelişiminde anne ve babanın yanı sıra, çevresindeki, abla, teyze, hala, ağabey, dayı, amca gibi örneklerden de etkilenir. Çocuk, aynı cinsten arkadaşlarının olumlu veya olumsuz özellikleri benimseyip ve kendi cinsel kimliğini arkadaşlarınınkiyle karşılaştırabilir. Sürekli kadın rol modelleriyle büyüyen bir erkek çocuğun, hareketlerinin daha feminen olması çok şaşırtıcı değildir, veya erkek rol modelleriyle büyüyen bir kız çocuğun erkek davranışlarını sergilemesi de şaşırtıcı değildir, çünkü çocuğun öğrendiği budur. Çocukta cinsel kimlik karmaşasına dair belirtiler gösteren davranışların fark edilmesi durumunda, kesinlikle çocuğun azarlanmaması, aşağılanmaması ve bu davranışların cezalandırılmaması gereklidir çünkü cezalandırma pekiştirtici olabilir. Fakat, bu davranışların görmezden gelinmesi de onaylama anlamına gelebileceğinden, çocuğun karşı cinse özgü davranışlarının yerine, kendi cinsiyetine özgü davranışları tercih etmesi gerektiğinin uygun bir şekilde anlatılması ve kendi cinsine yönelik olan oyunlarla dolaylı bir yönlendirme yapılması doğru olabilir. Çocuk erkekse babasıyla, kızsa annesiyle daha çok vakit geçirmesi sağlanabilir, kendi cinsiyetine uygun faaliyetlerde bulunması teşvik edilebilir ve cinsiyetine özgü olumlu davranışları ödüllendirilebilir. Bütün bunlara rağmen cinsel kimlik karmaşasına devam ediyorsa, bu alanda uzmanlaşmış bir uzmandan yardım alınması gerekir. Cinsel kimlik karmaşası ve cinsel kimlik uyumsuzluğu arasında fark olduğunu unutmamak ve bireylere doğru şekilde yaklaşmak çok önemlidir. Cinsel Kimlik Yönelimi Ankara Toplumumuzda cinsel kimlik ve yönelim ile ilgili bir takım yanlış ön kabuller bulunmaktadır. Bu yüzden ailelerin doğru kişilerden destek alması çok önemlidir. Her cinsel kimlik karmaşası yaşayan kişi gelecekte transseksüel kimliğe sahip olmaz, çocukluktaki bazı cinsel kimlik karmaşaları uygun tutum ve destekle son bulabilir. Ancak sunu da unutmamak gerekir ki; bazı bireyler transseksüel, bazıları eşcinsel olarak doğmaktadır, bu ne bir seçim ne de ebeveynlerinin bilerek yaptıkları bir hatadır, sadece bir farklılıktır. Bir yönelim farklılığıdır. Dolayısıyla, onarım terapileri bir fayda getirmez. Kimlik karmaşası veya uyumsuzluğu yasayan bireyler, toplumda, ailede veya sosyal ortamda karşılaştığı bazı tepkiler sonucunda kendini yalnız, dışlanmış ve çaresiz hissedebilir. Bu donemde alınan yârdim kişinin kendisini tanımasına imkan vereceği gibi, ayni zamanda yargılayıcı ve yönlendirici olmayan bir tutum sayesinde kendini daha mutlu ve doğru hissetmesine de yardimci olacaktır. Bu süreçte tabi ki ailenin tutumunun da etkisi çok önemlidir. Bireylerin yaşadığı zorluklarla sağlıklı bir şekilde bahsedilmezse, ilerde onların depresyon ve kaygı bozuklukları yaşamalarına sebep olacağı gibi, ayni zamanda kedine zarar verme veya intihar düşüncelerine de neden olabileceği bilinmelidir.
A. Karşı cinsiyetle güçlü ve sürekli bir özdeşim kurma sadece, diğer cinsiyette olmanın getireceği sanılan kültürel üstünlükler için bir istek duyma olarak değil. Çocuklarda bu bozukluk aşağıdakilerden dördü ya da daha fazlası ile kendini gösterir. 1 diğer cinsiyette olma isteğini ya da ısrarını yineleyici bir biçimde dile getirme 2 erkek çocukların aykırı giyimi yeğlemesi ya da kadınsı giyim kuşamı taklit etmesi; kız çocuklarının sadece kalıplaşmış alışılagelen erkeksi giysiler giyme konusunda ısrar etmesi 3 İmgesel oyunlarda güçlü bir biçimde ve sürekli olarak karşı cinsin rollerini oynamayı yeğleme ya da sürekli olarak diğer cinsiyette olma fantezileri taşıma 4 Karşı cinsin alışılagelmiş oyunlarına ve eğlencelerine katılma konusunda yoğun bir istek duyma 5 Özellikle karşı cinsten oyun arkadaşları seçme Ergenlerde ve erişkinlerde bu bozukluk diğer cinsiyette olma isteğini dile getirme, sıklıkla kendini diğer cinsiyetteymiş gibi gösterme, diğer cinsiyetteymiş gibi yaşamayı ya da davranılmayı isteme ya da diğer cinsiyete özgü duygularının ve tepkilerinin olduğuna ilişkin bir inanç taşıma gibi semptomlarla kendini gösterir. B. Cinsiyetine ilişkin sürekli bir rahatsızlık duyma ya da cinsiyetinin gerektirdiği cinsel rol için uygun olmadığı duyumunun olması. Çocuklarda bu bozukluk aşağıdakilerden herhangi biri ile kendini gösterir Erkek çocuklarında, penis ya da testislerinin iğrenç olduğunu, ileride yok olacaklarını ya da bir penis sahibi olmamanın daha iyi olacağını öne sürme, kuralsız kaba saba oyunlardan tiksinme ya da erkeklere özgü oyuncakları, oyunları ve etkinlikleri reddetme; kız çocuklarında oturarak idrar yapmayı reddetme, penisinin olduğunu ya da ileride bir penisinin olacağını ileri sürme, göğüslerinin büyümesini ya da menstrüasyon görmeyi istememe üzerinde durma ya da olağan kadınsı giysilere karşı ileri derecede tiksinti duyma. Ergenlerde ve erişkinlerde bu bozukluk primer ve sekonder cinsiyet özelliklerinden kurtulma üzerine kafa yorma örn. diğer cinsiyeti taklit etmek için cinsiyet özelliklerini fiziksel 110 olarak değiştirmek üzere hormon, cerrahi ya da başka tür bir girişim uygulanmasını isteme ya da yanlış cinsiyette doğduğuna ilişkin bir inanç taşıma gibi semptomlarla kendini gösterir. C. Bu bozukluk fiziksel bir interseks durumu ile birlikte gitmemektedir. D. Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
cinsel kimlik bozukluğu düzelir mi