🫏 Kuranın Arapça Indirilmesi Ile Ilgili Ayetler

Kur’an’ın Arap yaşamlarıyla ilgili ayetler yığını olduğu konusunda verilebilecek sayısız örneklerinden birisi de şudur: Biraz ileride göreceğimiz üzere Kur’an’da tanımı yapılan cennetler, Arabın hem şehirlisini hem de Arap bedevisini imrendirecek şekilde, onların zevkine, isteklerine ve gereksinimlerine göre Kuran-ı Kerîm'in indirilmesi anlamında bazen"inzal" bazen de "tenzîl" terimleri kullanılır. Bunlardan tenzîl; Kur'an'ın peyderpey, bölüm bölüm indirilmesini ifade eder. "İnzal " ise daha genel bir anlam taşır. Kur'an-ı Kerim yeryüzüne 22 yılda parça parça, bölüm bölüm indirilmeden önce dünya semasına toptan bir Apacıklıkmanası ile kast edilen degerli kardeşim bilirsin ki kuranı okumuşsan elif lam mim gibi müteşabih ayetler vardır eger senin aldıgın manada apacıklık alınırsa o zaman kuran celişki olur hem acık olacak hemde gizli ayetler olacak apacıklık manası allahualem şudur ki kuranın birbiri ile olan düzeni dizaynı vede HzZekeriyyâ Aleyhisselâm: İsrail oğullarına gönderilen peygamberlerden. İsmi, Zekeriyya bin Azen bin Müslim bin Sadun olup, soyu Süleyman aleyhisselama ulaşır. Furkanayetleri oku, kuran meali dinle. Bakara Suresi, 53. ayet: Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya kitabı ve Furkan'ı verdik. Al-i İmran Suresi, 4. ayet: Bundan (Kur'an'dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli Bizim gibi insanlar az da olsa, mucadelemize devam edeceğiz. Sizden ricam yazının hepsini okumanızdır eminim İslam hakkındaki çoğu düşünceniz değişecektir. GERÇEK İSLAMDAN UZAKLAŞMAMIZIN SEBEPLERİ. 1. HADİSLERLE SAPTIRMAK. Gerçek İslamdan uzaklaşmamızın birinci sebebi, her ne kadar bugünkü gelenekçi İslamcılar kabul Onu Rühu'l-emîn, uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık bir Arapça ile İndirmiştir" (Şuarâ. 192-193). Şayet Kur'ân anlaşılmayacak olsaydı, Hz. Peygamber'ın, O'nunla insan­ları uyarması bâtıl olurdu. Ve yine bu ayette geçen "apaçık bir Arapça ile" ifadesi, Kur'ârîın Arap diliyle nazil olduğuna bir delildir. 716VA. KUR'AN NEDEN ARAPÇA İNDİRİLMİŞTİR. ZUHRUF 2-3, FUSSİLET 44. AYETLER. Bizler İslam ı yaşarken, gelenek ve mezheplerin beşeri fıkıh inancının o kadar etkisinde kalıyoruz ki, Allah ın ayetlerini bile görmezden gelebiliyoruz. İslam dininde, ruhban sınıfının olmadığını söyleyen Kur’an a inat, bizler kendi ellerimizle yarattığımız ruhban sınıfının, kurallarına göre yaşıyoruz İslam ı. Çünkü bu kişiler Kur’an ile bizlerin aramıza girip, Kur’an gerçeklerini bizlerden gizlediler. Allah Kur’an ı, elçisine tebliğ görevini verdikten sonra, çok dikkat çekici uyarılarda bulunmuştur. Rad suresin 40. ayetinde “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR” Der. Daha da dikkat çekici olanı ise, Müddesir 11. ayetinde Allah elçisine seslenerek bakın ne diyor. “BENİ, YARATTIĞIM KİŞİYLE BAŞ BAŞA BIRAK.” Ne dersiniz, Allah ın bu uyarılarından dersler aldık mı? Yoksa Allah, elçisinin bile kuluyla arasında olamayacağını ve Allah bizzat kuluyla yani bizlerin bizzat Kur’an ile baş başa kalmamız gerektiğimizi anlatıyorsa bizlere, acaba bu gerçeği hayatımıza geçirebildik mi, anlayabildik mi, YOKSA ALLAH İLE ARAMIZA, ŞEFAATÇİLER, VELİLER Mİ SOKTUK?Arapçayı kutsal bir dil ilan edip, Allah böyle bir bilgi vermediği halde, cennet lisanının bile Arapça olduğunu söyleyenleyerek, Arapçayı kutsallaştırdılar. ALLAH IN MESAJLARINI, UYARILARINI ANLADIĞIMIZ DİLDEN OKUMAMIZI ENGELLEDİLER. Kur’an ın başka dillere tam olarak çevrilemeyeceğini kelimelerin, ayetlerin çok daha farklı anlamalara geldiğini söyleyerek, bu toplumu korkuttular, tedirgin ettiler. Hâlbuki Allah, Kur’an ın neden Arapça indirildiğini açıklamış ve bizleri bilgilendirmişti. İlginç olan ise Kur’an ı açıkladığını söyledikleri hadislerde Arapçaydı ama Kur’an için söylediklerini, hadisler için söylemediler ve topluma bunlardan yani hadislerden şüphe duymayın, sizleri en doğruya iletecektir, Kur’an ı açıklayacak ve anlatacaktır dediler. Allah ın kitabını şüpheli hale getirenler, beşerin rivayetlerine ise bu saygısızlığı yapmamaları, sizce düşündürücü değil mi? Her nedense hiç düşünmedik, Allah kullarının anlayacağı şekilde göndermemiş mi Kur’an ı da, beşer Haşa bu eksikliği sanki tamamlarcasına toplumu bilgilendirmiş, Kur’an ı açıklamış diyenlere inandık. Bakın Allah ayetinde, bu konuda bizlere anlatılanları yalanlayarak, ne kadar açık ve akılcı bilgiler veriyor, Kur’an ın neden Arapça indirildiğine 2–3 Apaçık Kitab’a andolsun ki, İYİCE ANLAYASINIZ DİYE biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık. Diyanet mealiFussilet 44 Eğer biz bu Kur’ân’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, “Âyetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı bir dille söylenir mi?” diyeceklerdi. De ki “O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kâfirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve KUR’ÂN ONLARA KAPALIDIR; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor.” Bayraktar Bayraklı mealiDemek ki Kur’an ın Arapça indirilmesinin amacı, Arap toplumunun kendi dilinde indirilerek, tebliğin ulaşması ve anlaşılması amacıyla Arapça inbdirilmiş. Zaten daha önce indirilen kitaplarda, o günkü toplumun diliyle indirilnmişti. Buradan da şunu anlıyoruz, her Müslüman Allah ın Tebliğini alabilmesi için, kendi diliyle Kur’an ı okumalıdır. Allah ayetinde Kur’an ın, apaçık kolaylaştırılmış yani anlaşılan bir kitap olduğunu söylemesine rağmen, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını, her bilginin Kur’an da detaylı olmadığını bizlere söylemediler mi? KUR’AN I ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK OKUYAN BİR MÜSLÜMAN ASLA KANDIRILAMAZ, ALDATILAMAZ. Onun için Allah ayetleri önce okuyun ve anlayın, sonrada üzerinde düşünün emrini anlamadan okutan, siz Arapçadan anlamasanız da okuyun, Allah sevap yazar zihniyetini topluma yerleştiren ruhban anlayışı, bizlerin ayetleri anlayıp üzerinde düşünmemizi de engellemişlerdir. İlginçtir Kur’an meali hakkında şüpheler yaratanlar, ayetleri kendileri tercüme ettiklerinde, hiç şüphe duyulmadan doğru anlattıklarını söyleyenler, Allah ın ayetleri ile oynayarak anlamlarını, batıl inançlarına uydurarak değiştirenlerdir. Lütfen bu tuzağa düşmeyelim ve Kur’an ı birçok farklı mealden/tercümeden okuyalım. Allah iyi niyetle gerçeklerin peşlinde olanın, GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇAR, GERÇEKLERLE BULUŞMASINI SAĞLARIM DİYOR. Kur’an ın Arapça indirilmesi konusuna tekrar değinmek istiyorum. Allah bakın Arap toplumuna, neden Arapça Kur’an ı indirdiğini söylüyor. “İYİCE ANLAYASINIZ DİYE ARAPÇA İNDİRDİK.” Yani Araplara, kendi dillerinden indirdik ki anlasınlar diyor Rabbimiz. Din tacirlerinin tuzağına düşen bizler, bu gerçeklerle buluşamadığımız sürece, Kur’an ı anlamamız da asla mümkün olmayacaktır. Allah anlamını bilmeden, üzerinde düşünmeden okuyacağımız bir bilginin, bizlere fayda sağlayamayacağını çok iyi biliyor. Onun içinde lütfen özellikle her zaman, KUR’AN I MUTLAKA ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK BOLCA OKUYALIM. Devamındaki Fussilet 44. ayet, konuya çok güzel açıklama getiriyor ve bakın ne diyor. EĞER KUR’AN I ARAP TOPLUMUNA, BAŞKA DİLDE GÖNDERMİŞ OLSAYDIK, AYETLER AÇIKLANMASI GEREKMEZ MİYDİ, BİZLERİN ANLAYACAĞI DİLDE GÖNDERMENİZ GEREKMEZ MİYDİ, BİR ARABA YABANCI DİLDE KİTAP MI İNDİRİLİR, DERDİNİZ DİYOR. Çok doğru değil mi? Araplara Türkçe bir Kur’an indirildiğini düşünün, bu durumda ne yapmaları gerekirdi? Tüm toplum şaşırır kalırdı, ALLAH IN TEBLİĞİNİ DE ALAMAZLARDI? Hem Arap peygamber göndereceksin, hem de farklı dilde Kur’an ı indireceksin. Bakın böyle olsa, nasıl mantıksız olurdu değil mi? Eğer mantıksız olduğunu kabul ediyorsanız, bizlerinde anlamadığımız dilden, yani Arapça Kur’an ı okumamızın gerekli olduğunu söyleyemezsiniz. KUR’AN ALLAH IN KULLARINA MESAJIDIR, TEBLİĞİDİR. Bu tebliğin her dile çevrilemeyeceğini, çok farklı anlamlara geleceğini söylemek, Allah a saygısızlıktır, iftiradır. Kendimizi kandırmaktır. Allah yemin ederek, bu kitabı anlayabilmemiz için kolaylaştırdığını söyleyecek, daha sonrada her dile tam olarak çevrilemeyen bir mesaj, uyarı gönderip, tüm kullarını bundan sorumlu mu tutacak? Lütfen aklımızı başımıza toplayalım, kendimize gelelim. Bunun hesabını veremeyiz. Fussilet 44. ayette dikkat ederseniz Kur’an ın KÂFİRLERE kapalı olduğunu, onların anlayamayacağını söylüyor. Peki, burada bahsedilen kâfirler sözünden kimleri anlamalıyız? Yalnız Kur’an ı inkâr edip, İslam ı kabul etmeyenlerimi anlamalıyız. Kesinlikle hayır. Allah Maide 44. Ayetinde Bakın Ne Diyor. “ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEYENLER, KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR.” Araf 37. ayette de, Allah hükmetmediği halde, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR DİYEREK, ALLAH A İFTİRA EDENLERİN, Allah yasakladığı halde, Allah dan başka yardım istedikleri, veli ve şefaatçi edindikleri kişilerin, mahşer günü hani şefaatçileriniz, yardımcılarınız dendiğinde, hiç kimseyi yanlarında bulamayacakları ve BU KİŞİLERİN KAFİR OLDUĞU ÖRNEĞİNİ VERİYOR. Yani ben Müslüman’ım diyen, ama İslam ın, Kur’an ın gereklerini tam olarak yerine getirmeyenler bunlar. YANİ İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEDİKLERİ HALDE, İNANTLA BATILI DİN DİYE YAŞAYANLARIN, GÖZLERİNE PERDE ÇEKERİM, KULAK VE KALPLERİNİ MÜHÜRLERİM DİYOR ALLAH. İşte böyle kişilere Allah Kur’an ı kapattığını, Kur’an ı anlayamayacaklarını birçok ayetinde, ayetleri bizlerin düşünmesini emrediyorsa, önce ayeti anladığımız dilden okumalıyız ki, daha sonra ayetler üzerinde düşünüp öğütler alabilelim. Hatırlatırım bizlerin yerine başkaları değil, bizzat bizler ayetler üzerinde düşüneceğiz. İMTİHANIN GEREĞİDE BU DEĞİL Mİ ZATEN. Hatırlatırım Allah, kulunun gücü nispetinde sorumlu tutacağını bildiriyor. Bunun tersini söyleyenler, Allah ın gerçeklerinin üstünü örtenlerdir. Daha da kötüsü bunu kabul ettiğimizde, bizim yerimize bir başkalarının düşünerek, bizleri din adına yönetmesine izin vermiş oluruz, bu gerçeğin lütfen farkında olalım. Bu yanlış düşüncelere uyan-inanan insanlar düşünemediği, Kur’an ın sınırlarını aştıkları içinde, KÂFİRLERİN SAFINDA OLMAKTAN, asla kurtulamazlar. Rivayetlerin etkisinden kendisini kurtaramayıp, Kur’an gerçeklerine kulaklarını kapatanlar, gönül gözleriyle asla gerçekleri göremezler. ALLAH BÖYLE İNSANLARA, TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM, KUR’AN IN KAPALI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Allah cümlemizi, batılın ve hurafenin etkisinde kalmayan, kulakları ve gönlü mühürlenmemiş, gözleri perdelenmemiş, Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyup, Allah ın nuruyla buluşan kulları arasında olabilmek GÜMÜŞTABAK Konularına göre alfabetik Kur’an sistematik fihristi kelime sözleri. At Kur’anı Kerim de sure ve ayetlerin anlamları meali nedir? Kurani Kerimde at hakkında neler söylüyor? Atı anlatan ayetler nelerdir? Kuranda geçen at ile ilgili arapça sure ve ayetlerin okunuşları hangileridir? Al-i İmran Suresi, 14. ayet meali Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. Al-i İmran Suresi, 14. ayet okunuşu Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel harsharsi, zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂBmeâbi. Enfal Suresi, 60. ayet meali Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size eksiksiz olarak ödenir’ ve siz haksızlığa uğratılmazsınız. Enfal Suresi, 60. ayet okunuşu Ve eiddu lehüm mesteta’tüm min kuvvetiv ve mir ribatıl hayli türhibune bihı adüvvellahi ve adüvveküm ve aharıne min dunihim la ta’lemunehüm allahü ya’lemühüm ve ma tünfiku min şey’in fı sebılillahi yüveffe ileyküm ve entüm la tuzlemun Nahl Suresi, 8. ayet meali Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri yarattı. Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır? Nahl Suresi, 8. ayet okunuşu Vel hayle vel bigâle vel hamîre li terkebûhâ ve zînehzîneten, ve yahluku mâ lâ ta’lemûnta’lemûne. Sad Suresi, 31. ayet meali Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. Sad Suresi, 31. ayet okunuşu İz urida aleyhi bil aşiyyis sâfinâtul ciyâdciyâdu. Sad Suresi, 33. ayet meali “Onları bana geri getirin” dedi. Sonra onların bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Sad Suresi, 33. ayet okunuşu Ruddûhâ aleyyaleyye, fe tafika meshan bis sûkı vel a’nâka’nâkı. Haşr Suresi, 6. ayet meali Onlardan Allah’ın elçisine verdiği “fey’e” gelince, ki siz buna karşı bunu elde etmek için ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, herşeye güç yetirendir. Haşr Suresi, 6. ayet okunuşu Ve mâ efâ allâhu alâ resûlihî minhum fe mâ evceftum aleyhi min haylin ve lâ rikâbin ve lâkinnallâhe yusallitu rusulehu alâ men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîrkadîrun. Meal Fihrist A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Güzel Kurani kerimimizde geçen incil ile ilgili ayetler. Kuranda geçen incil ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda incil ile alakali tahmini 13 ayet geçiyor 33 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır. 348 - Allah ona kitab okuma ve yazmayı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir. 365 - Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz? 447 - Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan Tevratı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını yahudileri lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir. 546 - O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik. 547 - İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir. 566 - Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki nimetlerden bol bol yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür! 568 - De ki "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme! 5110 - Allah şöyle diyecektir "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs Cebrâil ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle hayata çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum. 7157 - Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır. 9111 - Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur. 4829 - Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. 5727 - Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır. Sual Ateist yazar, Diğer milletler kendi kulu değil mi de, Tanrı Kur’anı Arapça indirdi diyor. CEVAPEğer Kur’an İngilizce olarak inseydi, aynı bozuk mantıkla, Diğer milletler kendi kulu değil mi de, Tanrı Kur’anı İngilizce indirdi diyecekti. Maksadı yanlış bulmak olduktan sonra her şeyi tenkit eder. Yusuf sûresinin, Biz Kur’anı Arapça olarak indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız mealindeki 2. âyet-i kerimesi, tefsirlerde özet olarak şöyle açıklanıyorBiz Kur’an-ı kerimi herhangi bir lisan ile değil, en geniş, en açık, en âhenktar olan Arap lügâtı üzere indirdik. Eğer akıllıca düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, hükümlerinin, tesirli sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini, müslüman olmayı en büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki Araplar, Kur’an-ı kerim, sizin lisanınızla indi. Bugüne kadar birçok edebiyatçının, şairin sözünü dinlediniz. Hiç birine benzemiyor. Bunun insan sözü olmadığını, İlahi bir kelam olduğunu düşünürseniz, ki âyetteki anlamak, bunun ilahi kelam olduğunu anlamaktır. Yoksa ahkamını anlamak değildir. Eğer öyle olsaydı, Ey Resulüm, Kur’an-ı kerimi insanlara açıklaman için indirdik mealindeki âyet-i kerimeye zıt olurdu. Nahl 44Eğer Yunanca olsaydıFussilet sûresinin, Eğer biz Kur’an-ı kerimi yabancı bir dilde okunan bir kitap kılsaydık. Diyeceklerdi ki, âyetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalıydı. Muhatapları Arap olduğu halde, Arapça olmayan bir kitap mı geldi mealindeki 44. âyet-i kerimesinin tefsirlerdeki açıklaması da şöyledirKur’an-ı kerim [İbranice, Yunanca falan değil] sizin lisanınızda, yani Arapça’dır. Siz Arap olduğunuza göre, ifadelerinin vecizliğinden, şaheserliğinden bu Kur’an-ı kerimin İlahi bir kelam olduğunu anlarsınız. Yoksa, Siz Arap olduğunuza göre, Kur’anın ahkamını da anlarsınız denmiyor.[Tokatlı Şeyh-ül-islam Mustafa Sabri efendi, Biz Arabi’yi az biliriz. Fakat Kur’an-ı kerimi Araplardan daha iyi anlarız buyuruyor.]Lisanı Arabi olan herkes Kur’anı anlayamaz. Lisan ayrı, ilim ayrıdır. Türkçe bilen insan, tıp, hukuk, fen gibi bilgileri bilir mi? Kur’an-ı kerim baştan başa bir ilim deryasıdır. Her Arabi bilen Kur’an-ı kerimi nasıl anlar? Ateistler gibi, tercümesini okuyup da, Bakın Kur’anda çelişki var demek ne kadar abes ve kiramın anlayışıEshab-ı kiramın hepsi müctehid, birer büyük âlim oldukları halde, âyet-i kerimeleri farklı anlamışlar, ictihadları farklı olmuştu. Mezheplerin çıkışında da âyet-i kerimelerin farklı anlaşılmasının rolü vardır. Urvet-ül-vüska Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki Bir gün Resulullah efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e Kur'an-ı kerimin ince manalarından birkaçını onun seviyesine göre anlatıyordu. Hazret-i Ömer yanlarına gelince, konuşma üslubunu ve bahsettiği ince sırları, onun da anlayacağı şekilde değiştirdi. Yanlarına Hazret-i Osman gelince yine üslubunu değiştirdi. Hazret-i Ali gelince de böyle yaptı. Resulullah efendimizin, her değiştirmesi, oraya gelen zatların istidatlarının farklı oluşlarından idi. [M. Masumiyye 59]Hadis-i şeriflerde Benden sonra peygamber gelseydi, Ömer olurdu, Osman’ın şefaati ile Cehennemlik yetmiş bin kişi sorgusuz Cennete girecektir ve Ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır buyuruldu. Her üçü de bu derece yüksek olduğu ve Arabiyi çok iyi bildiği halde, Hazret-i Ebu Bekir’e anlatılan tefsiri bile anlayamadılar. Çünkü Peygamber efendimiz herkese derecesine göre anlatıyordu. Hadis-i şerifte buyuruldu kiİnsanlara akıllarına, anlayışlarına göre söyleyin, onlara [dinin hükmünü] inkâr ettirecek şekilde söylemeyin ki, Allah’ı ve Resulünü yalanlamasınlar. [Buhari]Allahü teâlâ, Peygambere sorun, âlimlere sorun buyuruyor. Bazıları, bizzat kendim anlayacağım diye inat ediyor. Herkes kendisi anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Kur’an-ı kerimi, lisanı Arapça olanlar bile anlayamaz. Hatta evliyanın ve ulemanın en büyükleri olan Eshab-ı kiram bile, âyetlerin manalarını Resulullah efendimize sorarlardı. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki Kur’an, Allah’ın metin ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez. [İbni Mace]Kur’an-ı kerim çok veciz olup, bitmez tükenmez manalarının bulunduğu, bütün manaları bildirilse bile, yazmak için kağıt ve mürekkep bulunamayacağı bizzat Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki De ki, Rabbimin [İlmini, hikmetini bildiren] sözleri için, denizler mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmez. [Kehf 109, Beydavi]Anayasayı, bir kanunu anlamak için hukukçulara gidiliyor. Halbuki bunları da insan yazmıştır. Bir kanundan bile herkes aynı şeyi anlamazken, Allah’ın kelamını herkes nasıl hemen kolayca anlayabilir? Doğrusunu anlayabilmek için, bir Kur’an tercümesine [meallere] değil, İslam âlimlerinin tefsirlerine bakmak gerekir. Kur'an-ı Kerimin indiriliş süreci...Kuranı Kerimin indiriliş süreci nasıl oldu?Kuranı Keri nasıl ve hangi sürede inzal oldu?Kuranı Kerimin indirilme süreci ne kadardır? Allah tarafından gönderilen ilahî kitapların sonuncusu olan Kur’an-ı Kerim,23 senede en son ve hak peygamber Hz. Muhammedsas’e indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an terim olarak şöyle tarif edilir “Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı, Peygamber Efendimiz’den bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, okunmasıyla ibadet edilen, insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı ilâhî kelamdır.” Bu tarifte; “Hz. Peygamber’e indirilen” derken, Hz. Muhammed kastedilmektedir. “tevatür yoluyla nakledilmiş olan” derken, her devirde yalan üzerine birleşmelerini aklın imkansız gördüğü bir topluluk tarafından nakledildiği ve nesilden nesile böyle geçtiği için onun, Allah’a ait oluşunun kesinliği ifade edilmektedir. “ okunmasıyla ibadet edilen” derken de, Kur’an’ı okumanın ibadet olduğuna, namaz ibadetinde vahyedilen metnin okunması gerektiğine işaret edilmektedir. Kur’an-ı Kerim, Allah Tealâ’nın gönderdiği kitapların sonuncusudur. Çünkü, Allah Tealâ onu, son peygamber, Hz. Muhammed Mustafa sas vasıtasıyla göndermiştir. Allah Tealâ, Peygamberimizden başka Peygamber görevlendirmeyeceği gibi Ahzab başka kitap da göndermeyecek ve insanlık var olduğu sürece Kur’an-ı Kerim de insanlığa yol göstermeye devam edecektir. Kur’an-ı Kerim, Allah Teâlâ’dan Hz. Peygamber’e melek Cebrâil aracılığı ile ve vahiy yoluyla indirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimizin hayatında tamamen yazılıp tespit edilmiş ve daha sonra da Hz. Ebu Bekir zamanında mushaf kitap haline getirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz’e vahyolunduğu günden beri hiçbir değişikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir. Diğer semavi kitaplar Tevrat, Zebur ve İncil zamanla değişikliğe uğramış, insanlar tarafından ilave ve çıkartmalar yapılmak sûretiyle değiştirilmiştir. İndiği gibi bir kelime ilâve edilmeden ve bir kelime eksilmeden günümüze kadar gelen tek kitap Kur’an-ı Kerimdir. Çünkü onun her türlü değişiklikten korunacağı Allah Tealâ tarafından va’d edilmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur “Şüphesiz ki Kur’an’ı Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz.” Hicr,9 Kur’an-ı Kerim eşi olmayan bir kitaptır, çünkü o, insan sözü değil, Allah kelâmıdır. Lafzı da manası da Allah’ındır. Peygamber Efendimiz sadece onu insanlara tebliğ etmekle görevlidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur “De ki, her kim Cebrâil’e düşman ise, bilsin ki o, Kur’an-ı Kerim’i Allah’ın izni ile kendisinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve mü’minlere müjdeci olarak, senin kalbine indirmiştir.” Bakara, 97 Yani o, ne Cebrâil’in ne de senin sözündür. Cebrâil as da onu kendiliğinden getirmiş değildir. Allah’ın sözü olan bu kitabı yine Allah’ın izniyle indirmiştir. Kur’an-ı Kerim’in eşsiz bir kitap olduğu sadece bir iddia değildir. Kur’an-ı Kerim bu konuda meydan okuyor “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.” Bakara, 23 işte, burada da gördüğümüz gibi Kur’an, kendisine benzer bir kitap değil, bir sûre meydana getirilmesini istemiş, bunun başarılamayacağını da haber vermiştir. Şöyle buyurulmuştur “De ki, insanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, andolsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar.” İsrâ, 88 Kur’an-ı Kerim bu çağrıyı ne zaman yapmıştır? Arapların şiir ve hitabette doruk noktasında oldukları bir devirde nazil olmuş ve bu çağrıyı yapmıştır. Fakat bırakın bir benzerini meydana getirmeyi, bir sûresinin bile benzerini yapamamışlardır. Kolayca ezberlenilmesi, kısa zamanda etrafa yayılması, manasının kolayca anlaşılması, zihinlerde ve akıllarda derece derece bir gelişme ve alıştırma sağlaması, inançların ve değer yargılarının yavaş yavaş güçlenip kökleşmesi ve benzeri sebeplerle, Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık 23 senede, bölümler halinde yani bazen ayet ayet, bazen de sûre sûre indirilmiştir. Yüce Allah Kur’an’ın bir defada toptan indirilmeyişinin sebebini yine Kur’an’da şöyle açıklamaktadır “İnkar edenler Kur’an ona bir defada topluca inmeli değil miydi? Dediler. Biz onu Senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu tane tane okuduk.” Furkan, 32 Âyetler doğrudan doğruya indiği gibi, çoğunlukla meydana gelen bir olayın hemen sonrasında olayı çözümlemek ve sorulan soruları cevaplamak için inerdi ki, âyetin inmesine sebep olan olay veya soruya “sebeb-i nüzûl” iniş sebebi denilir. Kur’an-ı Kerim kendisinin, bir âyette Ramazan Ayında Bakara, 185, bir başka âyette mübarek bir gecede Duhân, 1-3, bir diğer ayette de Kadir Gecesinde Kadir, 1 inmeye başladığını haber vermektedir. Kadir Gecesinin Ramazan Ayında mübarek bir gece olduğu göz önünde tutulursa, âyetler arasında bir çelişkinin de bulunmadığı anlaşılır. Peygamber Efendimiz’e ilk inen ayetler, Kur’an-ı Kerim’de Alak Sûresinin ilk beş ayetidir. Bu ayetler Peygamber Efendimiz’e Hira Mağarasında bulunduğu sırada inmiştir. Peygamber Efendimiz zaman zaman evinden ayrılarak Mekke’nin kuzey doğusunda bulunan Hira Mağarasına çekilir, burada bazen günlerce kalarak ibadet eder, düşüncelere dalardı. Peygamber Efendimiz 40 yaşında iken, miladın 610. yılında bir Ramazan Ayında mağarada bulunduğu sırada Cebrâil adındaki melek kendisine gelerek Alak Sûresinin ilk beş ayetini getirmiş ve peygamber olarak görevlendirildiğini bildirmiştir. Peygamber Efendimiz o anı şöyle anlatır “Melek bana Oku, dedi. Ben Okuma bilmem, dedim. Bunun üzerine melek beni alıp gücüm tükeninceye kadar sıktı. Sonra beni bırakıp yine Oku, dedi. Ben de ona Okuma bilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa takatım kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp Oku, dedi. Ben Okuma bilmem, dedim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı Alak’tan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediğini O öğretti.” dedi. Cebrâil Aleyhisselam bu ilk ayetleri tebliğ etmiş ve peygamber olarak görevlendirilmiş olduğu da Peygamber Efendimiz’e müjdelenmişti. Peygamber Efendimiz ilk defa kendisine inen ayetleri öğrendikten sonra korkudan yüreği titreyerek eşi Hz. Hatice’nin yanına geldi. Olup bitenleri O’na anlattı ve “Kendimden korktum” dedi. Hz. Hatice ise Peygamber Efendimiz’e “Öyle deme, Allah’a yemin ederim ki, Allah Teâlâ hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabalık bağlarına hürmet ediyor, borçluların borcunu ödüyor, yoksullara yardım ediyorsun. Misafirlere ikramda bulunuyor, doğruları destekliyorsun” dedi. Bundan sonra bir süre vahiy kesildi. Peygamber Efendimiz vahyin kesilmesinden söz ederken şöyle buyurdu “Bir gün giderken birden bire gökyüzünde bir ses işittim. Başımı kaldırdım. Bir de gördüm ki Hira’da bana gelen melek yerle gök arasını doldurmuştu. Çok korktum, evime döndüm ve Beni örtünüz, beni örtünüz dedim. Beni örttüler. Bunun üzerine Allah Teâlâ Ey bürünüp sarınan, kalk ve insanları uyar. Sadece Rabbini yücelt, elbiseni temizle, pislikten sakın. Müddessir, 1-5 ayetleri nazil oldu.” Böylece vahiy tekrar gelmeye, Kur’an ayetleri inmeye başladı. Kur’an-ı Kerim toptan nazil olmamıştır. Kısa kısa bölümler ayetler ve sûreler halinde inerek 23 senede tamamlanmıştır. İnen bölümleri Peygamber Efendimiz vahiy katiplerine yazdırıyor, aynı zamanda bunlar ashab tarafından da ezberleniyordu. Kur’an-ı Kerim’den her bölüm indikçe bunun nereye konacağını Peygamber Efendimiz vahiy katiplerine bildiriyor, onlar da onu gösterilen yere yazıyorlardı. Çünkü Kur’an-ı Kerim toptan inmediği gibi mushafta yazılı olduğu şekilde sıra ile de inmemiştir. Bazen bir sûre tamamlanmadan başka bir sûreye ait ayetlerin indiği de olmuştur. Nitekim ilk nazil olan inen ayetler ilk sûrede yer almamış, Kur’an-ı Kerim’in 96. sûresi olan Alak Sûresine konmuştur. Kur’an-ı Kerim’in bir kısmı Peygamber Efendimiz’e Mekke’de iken nazil olmuş, bir kısmı da Mekke’den Medine’ye hicretten sonra Medine’de inmiştir. Mekke’de inen sûrelere Mekkî Sûre, Medine’de inen sûrelere de Medenî sûre denir. Buna göre Kur’an-ı Kerim’in 114 sûresinden 87’si Mekke’de, 27’si de Medine’de inmiştir. Bir sûrenin nerede nazil olduğu indiği sûrenin baş tarafında o sûrenin adıyla birlikte yazılmıştır. Vahyolunan ayetler Peygamber Efendimiz ve müslümanlar tarafından ezberlenirken diğer taraftan da Peygamber Efendimiz’in emriyle vahiy katipleri tarafından da yazılıyordu. Dört halife Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali Zeyd bin Sâbit, Ubeyy bin Ka’b, Halid bin Ebî Sufyan Peygamber Efendimiz’in vahiy katibi olarak görevlendirdiği sahabîlerdir. Vahiy katipleri Kur’an ayetlerini ince taşlar, kürek kemikleri, hurma dalları ve deriler üzerine yazıyorlardı. Çünkü henüz kağıt yoktu. Peygamber Efendimiz, inen ayetlerin doğru yazılıp yazılmadığını kontrol etmek üzere ayetleri okuyor ve vahiy katiplerine okutuyordu. Böylece Kur’an-ı Kerim daha Peygamber Efendimiz zamanında yazılma ve ezberlenme suretiyle korunmuştu. Kısaca Kur’an-ı Kerim, yaklaşık olarak 23 senede, Cebrâil Aleyhisselam vasıtası ile en son peygamber Hz. Muhammedsas’e, ayet ayet, bazen de sûreler halinde Arapça olarak indirilmiş, manası da lafzı da Allah’a ait ilâhi bir kitaptır; 114 sûre ve yaklaşık bir ifade ile 6666 ayetten oluşmaktadır. Âyetler doğrudan doğruya indiği  Son eklenen ruyalar rüya tabiri Rüyada beyaz kıyafetli olarak hz. Ali'yi görmek Dağdan inerken kurbağadan korkup bağırdım Altın yüzük, kar, ölü hayvanlar ve bal ikram ettim Rüyamda bulaşık makinası almam ne demek devamlı dişlerim elime dökülüyor agrısız rüyam da başka kimse nı namaz kıldı nı gormek rüyada kar görmek rüyamda sigara paketini eşime verdim ruyamda sag elımın sarktıgını gordum

kuranın arapça indirilmesi ile ilgili ayetler